Efendi…bl 2

25 Eki

Efendi…bl 2

  Genel

Efendi…bl 2
Tam son hazırlıklarımı bitirmiştim ki kocam yatak odasına daldı telaşla,

“Hadi Gül, geldi geldi… Efendi hazretleri geldi.”

Makyaj malzemelerimi çantama attım apar topar, yerimden fırladım. O gelmişti. Kocam kapıda bir yaşındaki oğlumuzu kucağına almış, sabırsızlıkla beni bekliyordu. Dışarı çıktık beraber…

Camları da dahil olmak üzere simsiyah, dışarıdan içerisi görünmeyen, pırıl pırıl lüks minibüs kapımızın önüne yanaşmıştı her zaman olduğu gibi… Kapısının önünde bekleyen iri yarı çam yarması muhafız kapıyı açtı bize, içeriye girdik.

Minibüsün sürgü kapısı arkamızdan kapandı. O her zamanki tuhaf buhur kokusu, yeni alındığı belli olan lüks aracın deri kokusu, O’nun kendine has biraz kutsal, biraz erkek kokusu burun deliklerime doldu bir anda, ürperdim. Tüylerimin diken diken olduğunu hissettim.

O, karşımızdaydı.Geniş deri koltuğunda bir kral edasıyla oturmuş, elinde tesbihi bize bakıyordu. Kemerli burun, simsiyah delici gözler, kıvırcık siyah sakalıyla, sarığı cübbesiyle Efendi hazretleri…

“Dediklerimi yaptın mı evladım?” dedi kocama… O gür, buyurucu erkek sesiyle hesap soruyordu. Kocam ezilip büzüldü.

“Ne demek efendim… Buyurduğunuz gibi her şey…”

“Aferin oğlum. Yavruya iyi bakıyorsunuz değil mi?” Elini uzatıp oğlanın saçlarını okşar gibi yaptı şöyle bir…

“Elbette Efendi hazretleri… Emanetinizdir, çok iyi bakarız.

Oğlum da ürpererek başını kaldırmış ona bakıyordu. Aynı onun kemerli burnu, siyah saçları, kara gözleri, Efendimizin küçük bir kopyası adeta…

“İyi bakalım… Yolcu yolunda gerek… Gül hanım dergahta gerekti. Toplantımız var. Zamanında gitmeliyiz. Sen bizi bekleme, bir kaç gün sürer.”

Kocam elini öpmek için öne atıldı, eliyle sinek kovar gibi bir işaret yaptı. Başı aşağıda, yüzüne bakmaya çekinir vaziyette, ellerini önünde kavuşturan kocam yana döndüğü anda kapı dışarıdan açıldı. Oğlumu da alıp çıktılar.

“Talebeme iaşesini verin bakayım, mahzun kalmasın, o da bize emanettir.” diye seslendi dışarıdakilere… Kapı kapanırken kocamın eline şişkince bir zarf tutuşturulduğunu gördüm, minibüs hareket etti.

Ben hala Efendinin karşısındaki koltukta başım önümde oturuyordum. Kocam şu anda yukarıya çıkmış, eline verilen zarfı açmış, içindeki paralara gözleri parlayarak bakmakla meşgul olmalıydı. Ne büyük bir lutuftu Efendimizin bizimle böyle ilgilenmesi…

Gerçi hepimizle ilgilenirdi elbet, kocam dahil, erkek kadın demeden hepimizle ilgilenirdi mübarek… Hepimiz onun dergahtaki gizli odasından geçmiştik, hem de defalarca… Eksikliğini göstermesin bizlere…

Efendi uzandı, elini elimin üstüne koydu. Ürperdim, derin bir iç çektim.

“Oh yavrum…” dedi. “Kocan doğru söylüyor değil mi? Eli eline değmeyecek demiştim kocana… Cima edilmeyecek.”

”Buyurduğunuz gibi efendim…” dedim duyulur duyulmaz, titrek bir sesle…

Efendinin buyurduğu gibi yapmış, odalarımızı ayırmıştık. Neredeyse bir aydır eli elime değmiyordu kocamın… Bana bakarken gözleri parlıyordu, görüyordum. Benim istediğim gibi o da sevişmek istiyordu ama, emir büyük yerden, çaresiz o ne derse onu yapmak zorundaydık. O’nun her sözü yukarılardan gelen bir buyruktu bizim için, tartışılmaz, karşı gelinmez…

Bir aydır çekilen yokluk yüzünden Efendinin parmaklarının elime teması ürpertmişti beni… İçimde, kasıklarımda, karnımda bir sıcaklık belirmeye başladı. Bu arada Efendinin uzun piposunun ucundaki ateşi gördüm. Yine çubuğunu yakmıştı. Az sonra minibüsün içine hafiften değişik bir koku, bir duman yayıldı, içimde bir hoşluk, bir yumuşama, bir gariplik…

“Özlemişsindir bir aydır…” diyerek bana doğru eğildi. Eğildi. Bana hiç dokunmadan boynumu, gerdanımı, yan taraftan saçlarımın kokusunu kokladı, şöyle bir ciğerlerine çekti sanki… Gözlerim huşuyla kapandı. Bilmiyorum, O’nun yaklaşması mıydı içimi eriten, yoksa içtiği pipodan yayılan esrarlı koku mu?

“Öyle değil mi yavrum? Söyle bakayım bana…”

“Şey… Evet efendim…” diyebildim.

“Gel bakayım yavrum, buraya otur da seni yakından göreyim, kokunu alayım, tenini hissedeyim.” Dizlerini gösteriyordu bana…

Yerimden kalktım, otobanda hafifçe sallanarak yol alan minibüsün içinde karşıya, Efendinin gösterdiği yere oturdum. Kucağına… Gözleri yarı kapalı vaziyette belime sarıldı. Saçlarımı örten örtüyü yavaşça çekip indirdi. Gür kumral saçlarımı çözdü, belime kadar gelen saçlarımı yavaş yavaş okşadı.

“Biz de seni çok özledik Gül hanım…” dedi gür sesiyle, belimdeki elleri yavaşça yukarılara doğru okşayarak çıkarken… Offf… O iri elleri, gümüş yüzükler takılı dolgun parmakları mintanımın üzerinden temas ettikçe ben kıvranmaya başladım.

Parmakları gömleğimin düğmelerini çözdü tek tek.. Gerdanımdan içeriye kaydı, göğsümün birini avucuna aldı. Başım göğe erdi sanki o anda…

“Ohhhh…” diye bir inleme koptu dudaklarımdan… Gözlerim kararmaya başlamıştı.

“Aferin… Çamaşır giymemişsin. Tam arzu ettiğimiz gibi…” diye mırıldanırken avuçları göğüslerimi sıkıyor, uçlarını parmaklarının arasında eziyordu. Zevkten deliriyordum sanki… İçimde volkan kaynıyor, apış aramın ıslandığını hissediyordum. Yanaklarım alev alev yanıyordu adeta…

“Yavrum benim… Gül yanaklım, Gül’üm… Kırmızı kırmızı nar gibi oldu yanakların… Dudakların cennet meyvelerinden sanki… Oh, yavrum… Gül hanım…”

Erkeğin elleri her yerimi yoğuruyordu şimdi… Uzun eteğimin üzerinden bacaklarımı, karnımı, belimi, sırtımı, yoğura yoğura geziyor, beni kucağında çaresiz bir yavru kuş gibi zevkten içim geçmiş, biçare bırakıyordu.

“Kalk ayağa yavrum…” dedi sonunda…

Dizlerim titreyerek kalktım. Cübbesinin önünü açtı, ayağındaki şalvar tipi giysinin uçkurunu çözdü, biraz aşağıya indirdi. Kaçamak bakışlarla şalvarının kumaşının bittiği yerde, o her yerini, her damarını ezberlediğim Efendimizin haşmetli erkeklik organını, Kelam-ı Ala’yı gördüm.

“Sen bizim badeleri özlemişsindir yavrum…” dedi. “Hadi diz çök önümüzde… Dergaha varmadan biraz eğil de, şeyhinin nurundan faydalan… ”

Dediğini yaptım. Önünde diz çöktüm. Başımı kucağına eğdim. Efendi hazretlerinin bileğim kalınlığındaki haşmetli erkekliğini belinden tuttum titreyen parmaklarımla…

“Hadi yavrum, görevini yap, bizi memnun et…” diyerek saçlarımdan tuttu, ağzıma soktu organını… Bir ayın hasretiyle o ne isterse yaptım. Efendimin gönlünü hoş etmek benim görevimdi. Onun hikmeti tartışılmaz, buyrukları yerine getirilir, ne emrederse yapılırdı. Ben de aynısını yaptım.

Onun emrindeki diğer kulları gibi, kocamın da yaptığı gibi, diğer erkek ve kadın talebelerinin emirlerini sorgusuz sualsiz yerine getirdiği gibi, o ne derse yaptım. Dilimle, dudaklarımla Efendimin badelerine mazhar olana kadar çalıştım.

“Ohhh… Gül hanım… Çok iyisin yavrum… Ohhh…” diyerek saçlarımdan tuttu. Haşmetlisini ağzımın içine gömdü bir anda… Ve mutlu son…

Efendimizin dölleri sıcak sıcak ağzımın içine fışkırmaya başladı. Mübarek yumurtalarından ve erkekliğinin ortasından tutup sıvazladım, okşadım. Boğazımdan aşağıya kayan badelerine nail olmanın mutluluğuyla içimi çektim, yutkunup onun nur’unu, kutsal sıvılarını içime aldım. Cennete bir adım daha yaklaşmıştım, içimde bir sevinç…

Tıpkı bana çocuk sahibi olmak için yardımcı olduğu o ilk günler gibi… Bana çocuk veremeyen kocamın yerine içime oluk oluk nur damlalarının aktığı günlerdeki gibi…

İşim bittiğinde Efendi toplandı, ben dizlerimin üstünden kalkıp karşısına oturdum tekrar… Gömleğimin ön düğmeleri açık, kaç yıllık evlilikten sonra hala dipdiri duran göğüslerim Efendinin onaylayan bakışlarına açık bir vaziyette, nefes nefese oturdum bir zaman…

Efendi hazretlerinin dudakları kıpır kıpır, bana bakıyordu o delici gözlerle… Ürperdim. Kasıklarımdaki ateş hala devam ediyordu.

“Seni boş bıraktık değil mi Gül hanım?” diye sordu, cevap veremeden başımı öne eğdim.

Efendiye söylemek olmazdı ki… O her şeyi bilirdi, ne hissettiğimizi, ne yaptığımızı, her şeyi… Şu anda kasıklarımın yandığını, alev alev karnımda bir şeylerin yürüdüğünü elbette bilirdi Efendi… Kızarmış yanaklarım, titreyen dudaklarım, birbirine geçirdiğim kasılmış ince uzun parmaklarım, gömleğime temas ettikçe beni ürperten uçları kabarmış tomurcuklarım, ona her şeyi anlatırdı elbet…

“Gel yavrum.. Gel bakalım, seni de hoşnut edelim. Buyruğumuzu yerine getirdin, bir ay mahrum kaldın madem, mükafatını verelim senin Gül hanım… Bize tabi olmayı hak ettin sen…”

Yine dizlerim titreyerek kalktım. Geniş deri koltuğunda arkaya yaslanan Efendinin kucağında az önce bol miktarda badelerini akıtmasına rağmen hala kule gibi dimdik dikilen haşmetlisinin üzerine yerleşmeye çalıştım.

Bacaklarını kapattı, ben iki yandan uzun eteğimi tutup yukarıya çektim. Emrettiği gibi içimde çamaşır yoktu. Bir gün önceden en ufak tüy bırakmadan temizleyip kokuladığım, kremlediğim mücevherimi görünce Efendimin gözleri parladı.

“Oh, yavrum. Oh canımın canı… Sana ne hazineler bahşedilmiş böyle… Gel, otur Gül’üm… Bizi senin hazinelerinden mahrum bırakma evladım… Ohhh…”

Yavaşça, dişlerimi sıkarak alçaldım Efendimin omuzlarından tutarak… Haşmetlisinin alevden sıcaklığı kuytularıma ilk değdiğinde bir inleme koptu bende… Ardından ne geleceğini biliyordu bedenim…

“Ohhh… Efendimm…” diyerek omuzuna kapandım, başım dönüyordu.

“Yavaş cananım… Ceylanım… Ürkek tavşanım… Yavaş yavaş otur, canın yanmasın Gülüm… Narin serçem…” diye diye belimden tutmuş, aşağıya çekiyordu bedenimi…

Efendimin haşmeti en nihayet içime doldu, huzurla içimi çektim.. Sonunda kavuşmuştum ona… Dört gözle, hasretle beklediğim vuslat anı gelmişti. Dişlerimi sıkarak içimi tamamen doldurmasını bekledim. Sonunda mücevherim Efendimin kasıklarıyla örtüştüğünde derin bir oh çektim.

Bir zaman öylece, kıpırdamadan kaldık. Saygısızlık etmemek için nefes almaktan bile imtina ediyordum, fakat ne çare… Göğüslerim körük gibi inip kalkıyordu kucağında…

Minibüs otobandan çıkmış, dergah yolunda ilerliyordu şimdi… Bozuk yolda sarsıldıkça Efendimin haşmetlisi içimde sarsılıyordu. Az kalmıştı. Vuslat sona erecekti, dergahın kapısına geldiğimizde… Ben naciz kulu Efendimizden ayrılmak zorundaydım az sonra… Onun bana bahşettiği nimetlerden mahrum kalacaktım.

Dişlerimi sıkarak oturup kalkmaya başladım. Bizim Kelam-ı Ala diye isimlendirdiğimiz efendimizin kalın ve uzun erkekliği içimi yara yara girip çıkıyor, içimden sular çağlıyordu. Kolay değil, bir aydır gün yüzü görmemişti oralarım… Erkek eli değmemiş, mutlu olmamıştım. Fazla sürmedi. Feryatlar kopararak semaya yükseldim,

Efendimin kucağında, boynuna sarılmış, dudakları memelerimden, uçlarından beslenerek, mübarek sakalları gerdanımı, tenimi sürterek, güçlü pençeleri belimi bacaklarımı yoğurarak, feryatlar içinde mutluluğa ulaştım. Kollarından destek alıyordum, yoksa düşebilirdim.

Sonunda dinginleştim. Huzura erdim. Efendi hazretleri bu kez nurundan mahrum bırakmıştı beni… Mübarek nurunu içime akıtmamıştı. Sanırım az önce badelendiğim için bu kez gerek görmemişti. Eğilip çenemden tuttu, dudaklarımdan öptü uzun uzun…

“Oh yavrum… Nasıl da özlemiş bizi… Mutlu oldun mu bakayım?”

“Çok…” diyebildim fısıltıyla… Hala nefes nefeseydim.

“Haydi üzerini topla yavrum. Neredeyse geldik. Bu gece seni çok mutlu edeceğiz. Merak etme… Bu gece bize tabi olacaksın, müjdeler olsun sana…”

Üstümü toparlayıp başörtümü taktığımda minibüs çiftliğin kapısından girmiş, çakıllı yolda tekerlekleri çıtırtılı sesler çıkararak ilerliyordu. Sonunda durdu. Yardımcıları arkadaki arabadan, şoför ve muhafızı ön taraftan fırlayıp sürgü kapıyı saygı ve hürmetle açtıklarında bizi arabaya ilk bindiğimiz vaziyette gördüler.

Yardım için bana uzattıkları erkek ellerini tutmadan kendim indim arabadan… Başımı kaldırıp dergah dediğimiz çiftlik binasına baktım. Efendimizin ve biz talebelerinin, müritlerinin yuvasına… Efendimizin bize oğlumuzu bahşettiği kutsal yere…

Çocuk yapma kudreti olmayan kocamın o gün için, cahillik dönemimde beni zorla getirdiği ve Efendimiz sayesinde çocuk sahibi olduğumuz, bizi kendine kul yaptığı yer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kurtköy escort sakarya escort sakarya escort mardin escort uşak escort van escort tekirdağ escort samsun escort sakarya escort niğde escort kütahya escort tunceli escort tekirdağ escort diyarbakır escort edirne escort aydın escort afyon escort bursa escort bursa escort bursa escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan webmaster forum kayseri escort aydınlı escort kaynarca escort ataşehir escort balıkesir escort bartın escort batman escort bayraklı escort bilecik escort bodrum escort bolu escort bornova escort buca escort burdur escort akyazı travesti kurtköy escort hd porno