Yaz aşkım (2)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Yaz aşkım (2)
Havaalanından bizi babam ve Abdullah karşılamştı. Yaşını kestirmek zordu ama yaklaşık 190 boyu ve entarisinden belli olan çok kaslı bir vücudu vardı. Bilekleri çok kalındı. Esmer, 3 numara saçlı ve kirli sakallıydı. Sert, sert bakıyordu gözleri ama sempatikti de gene de. Hiç konuşmamıştı. Bütün bavulları tek başına alıp Jeepe yükledi ve direksiyona oturdu. Arabayken babam Abdullahın buradaki herşeyi olduğunu, evin işlerine baktığını, şoförlük, korumalık ve tercümanlık yaptığını söyledi. 22 yaşında olduğunu söyleyince oha hiç göstermiyor ya, hayvan gibiymiş valla deyince gülümseyen yüzünü gördüm. Çok iyi biliyormuş türkçeyi meğerse. Gülüştük biraz kırdığım pot üstüne. Bunda ne yarak vardır be ikiye yarar valla adamı diye düşünmeden edemedim tabii ki.

Eve geldik ve eşyaları arabadan Abdullah çıkartıp odalara koydu çantaları. Villa büyük görünüyordu ama üst katta sadece 3 oda, alt katta da 1 büyük salon ve Abdullahın kaldığı ufak bir oda vardı. Babam koridorun en sonunda kalırken ben de en uçtaki misafir odasına yerleştim. Çok yorgundum ve çantaları sabaha bırakıp üstümde sadece kulotumla yatağa uzandım hemen. Uykuya dalmak üzereyken babamların odasından gelen sesi duydum. Anlaşılan 4 ayın hıncını çıkarıyordu bizimki. Hoşuma gitti nedense ama sesleri de bir süre sonra iyice yükselince rahatsız oldum. Aşağıya inip mutfaktan su almak istedim. Boğazım kurumuştu iyice. Ses çıkarıp rahatsız etmemek için sessizce kapımı açıp aşağıya indim. Basamaklar de halı kaplıydı bütün ev gibi. Sessice aşağıya inip mutfağa yönelirken bizimkilerin sesi iyice çıkmaya başladı. Yatak gıcırdıyor, annem de inliyordu. Tam merdivenin bittiği yerde Abdullahın odası vardı ve kapısı biraz aralıktı. Herşeyi duyuyor olmalıydı uyumadıysa. Bu seste uyumak da imkansızdı gerçi ya. Mutfağa geçerken hafifçe aralık kapıdan baktım kendimi tutamayıp. Offf yatağa uzanmıştı. Üstü çıplaktı. Loş ışıkta çok belli olmuyordu ama elinin arasında kocaman birşey vardı ve eli aşağı yukarı hızlı hızlı inip kalkıyordu. Annemleri dinleyip 31 çekiyordu piç. Hiç sesimi çıkarmadım ve izlemeye başladım merdivenin trabzanına dayanıp. Beni görmesi imkansızdı bu şekildeyken. Elleri hızlı hızlı inip kalkıyordu. Odasındaki pencereden dışarının ışığı azıcık da olsa giriyordu ve çok az aydınlatıyordu. Ama gene yarağı az çok belli oluyordu. Kocaman birşeydi tahmin ettiğim gibi. Birden kasıldı ve eli tam kafasında kaldı. Dölünün kafasından fırlayıp yere yapışmasını sanki ağır çekimde izledim. Sonra bir daha, bir daha ve gene. Oluk oluk fışkırıyordu ve hafifçe inliyordu bu sırada. Biraz bekledi ve sonra devam etti çekmeye. Azgınlıktan ölüyor olmalıydı. Ben de mutfağa gidip su içtim bol bol. Sonra 1 yanıma da bir şişe alıp odama çıkmak üzere merdivenlere yöneldiğimde kapısını kapattığını fark ettim. Annemlerin de sesi kesilmişti artık. Yatağa uzandığımda tutamadım ben de kendimi. Bacaklarımı kaldırarak parmağımı içime sokup çıkartırken önce Serdar geliyordu gözümün önüne ama boşalırken Abdullah’tan başkası yoktu aklımda.

Öğlene doğru uyandım. Bizimkiler çoktan kalkmıştı ve güzel bir kahvaltı hazırlanmıştı. Abdullah hem sofrayı hazırlamış hem de bize yeni telefon hatları ayarlamıştı. İnternette güzeldi çok. Tabii sansürlüydü. Dışarı bahçeye çıktığımda bir an sanki bir fırının içine girmiş gibi oldum. İnanılmaz sıcaktı dışarısı. Babam çok güldü bu durumuma, Abdullah ta hafif sırıtıyordu. Meğer bu saatlerde dışarı falan çıkılmazmış burada. Havuzun gölgelik olduğunu, büyükçe bir pervanenin de serinlik verdiğini söyledi babam. Akşamüstüne kadar havuz başında idare edebilirdik yani ancak. Abdullah şezlongları falan hazırladı. Mayomu giyip çıktım. Bir süre sonra annem de aynı şeyi yaptı. Abdullah annemi öyle görünce bir an kıpkırmızı oldu. Bakışını çekmek istedi ama çekemiyor, arada sırada da elini önüne götürmek zorunda kalıyordu. Havuz tarafına gelmedi zaten o. Ama ben göreceğimi görmüştüm bile. Mutfağa aniden girdiğimde entarisinin önü bedevi çadırı kurmuştu adeta. Tutabilmesi imkansızdı zaten. Benim de altımda kırmızı slip bir mayo vardı. Sikine bir an kısacık bir bakış attıktan sonra su aldım. Abdullah biraz garip bakıyordu bana ama ben sadece gülümsedim. Havuz iyi gelmişti gerçekten. Suya girip çıkıyor ve palmiye ağaçlarının serinliğinde şezlonga uzanıp kitap okurken arada uyukluyorduk. Herhangi bir tatil köyünden daha bile rahattı belki.

Akşamüstü alışverişe gitmek üzere giyindik. Beyaz keten bir şort ve ince mavi bir gömlek giydim ama şort giymemin pek uygun olmayacağı konusunda uyardılar beni. Biraz daha uzun şortlarım vardı onlar olur muydu peki ? Çünkü yanımda sadece kot pantalon vardı ve bu sıcakta da giyilmezdi. Abdullah odama geldi ve şortlarıma bakmaya başladık. Ben şortumu da çıkarmış, slip kulotumla duruyordum. Bu bile onlar için fazla bir çıplaklıktı sanırım. Yüzüme pek bakmıyordu konuşurken.

– Yaa Abdullah alt tarafı şort ya. Dizlerime kadar hem de. Ne olacak ki bunu giysem
– Yok yasak maalesef. Birşey olmaz da bazı polisler kimlik falan sorar, bahane olur şimdi. Türklerle şeyhin arası iyi değil bugünlerde. Boşver
– E ama onu giyme bunu giyme. Yok ki doğru dürüst birşey ya. Bu olur mu ? Bu ?

Üzerime tuttuğum şortlarıma bakarken bakışları bacaklarıma kitleniyordu. Arada tamamen bilerek dönüp baldırlarımı ve hatta kalçalarımı da gösteriyordum ama hemen bakışlarını çekiyordu o zaman. Serdarla buluşmaya giderken bütün tüylerimi almıştım. Zaten incecik ve varla yok arasındaydı. Henüz belli olacak kadar uzamamıştı.

– Abdullah geç kalacağız yaa. Olmazsa şu pantalonu keselim biraz şort yapalım. Çok pahalı birşey değil zaten. Babamınki uymaz mı bana acaba
– Yok Mehmet Beyin kalçası bu kadar büyük değil, uymaz hiç
– Ehehehe benim büyük di mi . Kocaman oldu kıçım pizza, hamburger yiye yiye
– Tamam bu güzel bunu giyebilirsin, birşey demezler

Dedi birden sertçe. Sanırım istemeden popoma iltifat etmesi ve benim de hoşuma gittiğini belli etmem sinirini bozmuştu. Eğlenceliydi gene de onunla böyle oynamak. Tam bir heteroydu belliydi ki. Ama ben aklıma çoktan koymuştum. En azından dudaklarım bakacaktı tadına o kocaman şeyin. Hafif yan dönerek önünde şortu giyerken birden entarisinin önünün kalktığını fark ettim tekrar. Hızla uzaklaştı odadan. Yavaş yavaş kıvama geliyordu benim arap atı sanırım. Uzun, biraz kalınca bir deniz şortuydu verdiği.

Giyinip dışarı çıktık. Arabayı Abdullah kullanıyordu. Arabaya binerken belinde ki tabancayı da görmüştüm. Tahrik ediciydi sanırım. Erkekte güç en sevdiğim özellikti. Gerçi onun gerçek silahı ve gücü bacaklarının arasındaydı. Bir alışveriş merkezine gittik. Oldukça büyüktü. Belli bir yerde girişte pasaport kontrolü yapıldı. Sadece yabancılara açık olması içeride içki satışı olduğunu gösteriyordu. Babamı ve Abdullahı iyi tanıyorlardı. O da bizimle geldi. Cep telefonları, tabletler, elbise falan derken gece oldukça geç saatte alışverişi bitirip akşam yemeğine oturduk ailecek. Abdullah başka bir yerdeydi. Çıkarken ertesi gün UFC dövüşlerinin olduğunu gösteren afişleri gördüm. Çok severdim kaslı erkeklerin birbirlerine sarılarak, ölümüne kavga etmesini. Babama sorduğumda hiç sorun etmedi. Yarın Abdullahla gelirsiniz, o da seviyor izlemeyi, bütün gün TV’de bunları izliyor falan dedi. Bol bol içki de almıştı babam eve götürmek için. Votkalar, bira, viski, şarap vs.

Eve geldik ve üstümüzü değiştirdik. Hava da değişmiş, soğumuştu biraz. Çöl havası gerçekten farklıydı. Babamlar yatmaya giderken ben biraz TV izlemek istediğimi söyledim. Yarın ki dövüşlerde çok ünlü sporcular da olacaktı ve bütün kanallarda onların maçı vardı. Altıma kısa bir şort ve atlet geçirip bir bira açıp TV’nin karşısına kuruldum. Bir süre sonra Abdullah’ı gördüm. Mutfağa, odasına girip çıkıyor evde dolanıyordu. Belli ki izlemek istiyor ama çekiniyordu nedense. Meğerse babamlar falan pek izin vermezmiş burada oturup TV izlemesine.

– Apo gelsene maçlar güzel. Yarın ki adamların en iyi maçlarını gösteriyorlar
– Pek uygun değil sağol
– Ya siktir et boşver, gel izle. Babam ne diyecek sanki. Hem o hayatta kalkıp da gelmez şimdi
– Ya aslında odamda da izlerim ben
– Olum kocaman TV gel işte rahat rahat ya
– Peki tamam

Bir tabak çerez getirdi ve yanıma oturdu. Bir süre sonra ayağını da uzatmıştı sehpaya. Kaçamak bakışlarını hissedebiliyordum. Ona doğru hafifçe kalçamı döndüm ben de izlerken sanki çok doğal bir hareketmiş gibi yaparak. Sporculardan konuşurken konuyu birbirilerine bacaklarını dolamalarından, sarılmalarından ve en nihayet küçücük mayolarından bahsettim. “ Adamın gözüne gözüne sokuyorlar siklerini ya. Biz bir şort bile giyemiyoruz “ derken rahatsız olduğunu hissettim ama gözü arada bana kayıyordu. Ve eli de bir iki defa sikine gitmişti.

Çok rahatsız olduğunu hissetmiştim. Lafları ağzından kerpetenle alıyordum sanki. Ama gene de kendini tutamıyordu bazen. Bir süre sonra maçlar biter gibi oldu. Başka kanallara bakmaya başladık pek konuşmadan. Benim de ikinci biram bitmişti ama hem ufak boy hem de light bira sadece çişimi getirmişti açıkçası. Tuvalete gitmek için kalkıp tam önünden geçtim arkamı dönerek. Serdarı görür görmez nerdeyse boşaltacak olan kalçalarım yüzünün hemen önünden geçiyordu. Buna da kayıtsız kalamazdı herhalde. Nitekim tuvalete giderken baktığımda eli hemen önüne gitmiş 1-2 kere sıvazlamıştı bile.

Ona votkanın yerini sorduğumda çekindi ama gene de söyledi. Sen de içer misin dediğimde ise kesinlikle içemeyeceğini, yakalanırsa kovulacağını söylerken içmek istediği ama çekindiğini çok belli ediyordu. Birşey demedim gülerek ama 2 bardak votka redbullu alıp önüne koyduğumda o da birşey diyemedi. Gülümseyerek teşekkür etti sadece. Şimdi biraz daha rahattık artık. Televizyonun da sesini kısmıştık. Maçları izliyor daha kolay konuşturuyordum onu. Bir bardak bitince ikincisine itiraz etmişti ama son deyip üçüncüyü koyduğumda hiç itiraz edecek hali kalmamıştı. O cüsseye rağmen gene de alışık değildi alkole haliyle. Dili dönmeye başlamıştı iyice. Eli de hep önündeydi ve kesinlikle kalkmıştı siki.

– Sen de spor yapıyorsun galiba. Çok belli olmuyor ama kaslı vücudun çok
– Evet ya. Uzun zamandır yapıyorum. Burada bir klüpte de çalışıyorum ama daha çok geliştirmem gerek tekniğimi falan.
– Olum bizim orda millet sporu falan karıya kıza gösteriş için yapar daha çok. Sizin burada o da yok. Ne yapıyorsunuz yaa. Hakikaten zor iş
– Evet öyle tabii. Aslında kızlarla falan arada laf atıyoruz bazen konuşuyoruz da ama ileri gitmek zor. Büyük olay çıkar
– Olum nükleer reaktör gibisindir lan o zaman sen. Duvarda delik bulsan sikersin valla hehehe
– Yaa öyle ama naapim yapacak birşey yok ki
– Anca 31 di mi hehehe

İçtikçe muhabbet de iyice koyulaşmış tam da benim istediğim gibi sikiş sokuş muhabbetine dönmüştü yavaş yavaş. Eli sürekli önündeydi ve sanırım birazdan yatağına gidecekti kendini rahatlatmak için. Ben varken ne kadar gereksiz birşeydi halbuki. Gece saat 2 gibi artık maçlar falan bitmişti. Uyduda kanal arıyordum öylesine konuşurken

– Emre boşver o kadar ileri gitme. Birşey yok oralarda. Başa dön istersen, yakalarız 1-2 maç daha belki
– Yok yaa ne maçı yarın izleyeceğiz zaten. Nooldu ya sen sarhoş oldun galiba dilin dolanıyor
– Yaa hayatımda ilk defa 3 bardak içtim. Çok garip oldum
– Ne gibi garip ya. Aha kanala bak. Bu güzel oldu işte hehehe

Evet, Abdullahın niye çok ileri kanallara bakmamı istemediği belli olmuştu. Porno kanalları çıkmıştı. Gerçi çoğu paralıydı ama gene de kanalı öven kızlar şov yaparken giyinik değildi ve kocaman memeleri, dudaklarını yalaya yalaya konuşmaları falan benim bile ilgimi çekmişti nerdeyse. Abdullah kimbilir ne durumdaydı. Ona baktığımda TV’ye kitlenmiş gibiydi. 2 eli de önündeydi ve resmen kamburunu çıkarmış, kıvranıyordu.

– Apo karıya bak yaa. Olum bunu var ya ööle bööle sikmezsin ha. Senin eline bir düşse ölür bu yeminle
– Offf evet Emre. Bunu ben…. Offf ya kötü oldum ben yatayım
– Hehehe sikin kalktı di mi. Ohaa olum sende de hayvan gibiymiş ya. Arap yarrağı dedikleri bu mu ? Çok meşhurdur Türkiye’de
– Off ben kalkayım yaa
– Dur be olm ne olacak, çıkar asıl işte koca TV’de. Senin odada yoktur da şimdi bu kanal
– Yok benim TV de bunlar. Olmaz ama yaa öyle
– Ne olmayacak olum, bende yok sanki. Gerçi seninki gibi değil hehehe
– Olsun senin de popon çok büyük
– Çıkar len Apo. Göster Türk’e nasıl olur arap yarağı

Birden elini önüne götürdü ve entarisini toplayıp çıkardı yarağını. Off o neydi öyle yaa. Göbeğine doğru kavisli yaklaşık 22-23 cm belki daha bile büyük, kocaman, kalın, kapkara bir sik çıkmıştı önüme. Kafası bembeyazdı. 1-2 kere sıvazlamaya başladı. Hemen inlemeye başladı sonrasında. Aynı anda da bir filmden parça koydular ve Apo daha fazla dayanamazdı buna. Boru gibi sikini sıvazlayıp hafif hafif inliyordu izlerken ve anlamadığım Arapça birşeyler söylüyordu. Elimi atmayı o kadar çok istiyordum ki o an. Ama acele edersem herşeyi bok ederdim. Suratımın ortasına yumruğu yeme ihtimalim daha fazlaydı aslında. Birşey demedim ve izledim sadece. Sadece 1-2 dk sürdü ve o boru sanki birden patladı. Sehpaya doğru boşalmaya başladı. Hiç bitmeyecek gibiydi. O an beni yatırıp kremsiz falan tecavüz ede ede zorla sikmesini isterdim. Çok kötü olmuştum ben de ve gözlerimi alamıyordum. Bir süre sonra rahatlayıp tekrar entarisine soktuğunda bile bakışlarım oradaydı. Güldü ve gördün mü merak ettiğin arap yarrağını dedi kalkarken. Ben de kalktım ve odama gittim. Azgınlıktan delirecek gibiydim. Daha gündüz vakti bacaklarıma bakmaya utanan Abdullah hemen yanımda 31 çekip boşalmıştı.

Öğlene doğru uyandığımda ev boştu. Abdullah evdeydi ve yiyecek birşeyler hazırlıyordu. Babamı aradığımda annemle beraber diğer yabancı şirketlerin yöneticileri ile buluştuğunu, Abdullah’ı da bana braktığını söyledi. Akşam başka bir araba ile geleceklermiş. Ayrıca maçtan sonra da geç kalmamamı sabah çok erkenden hep beraber çöl safarisine katılacağımızı söyledi. Mutfağa giderken Abdullahın tepkisini çok merak ediyordum. Bozuk ve sert bakan gözler göreceğimi sanıyordum ama tam aksine gülüyordu bana. Sabah kalkarken biraz zorlanmış ama gene iyiymiş durumu. Buradaki kalitesiz içkilerden sonra smirnoff şerbet gibi gelmiş, hiç başağrısı falan yaşamamış. Dün için bana teşekkür ederken çok güzel yerel böreklerin, tatlıların olduğu bir sofra hazırlamıştı. Ben de ona uydum tabii. Akşam 7 gibi çıkacaktık maç için. Yemeğimi yerken Abdullah’ın bakışlarını da üstümde hissediyordum. Bu sefer pek de utangaç bakmıyordu bana. Yemek sonrası mayomu giyip havuza girdim. Şezlonga yüzüstü uzandım ve biraz şekerleme yaptım. Mayomun arkasını da sanki bilmeden olmuş gibi iyice inceltmiştim. Bulunduğum yerden Abdullahı görebiliyordum. Arada sırada salonda dolaşıyor ve pencereden bana bakıyordu. Her baktığında da kalma süresi uzuyordu. Bir süre sonra doğruldum ve salona gittiğimde koltuğa oturmuş TV izlerken yakaladım aniden. Direk pornoyu açmış ve çıkarmadan sıvazlıyordu keyifle. Gülüp takıldım biraz. Havuza çağırdım sonra onu da. Kesinlikle yasakmış onun havuzu kullanması. Eve gelebilecek herhangi biri bile görürse ispiyonlar ve işten atılırmış. Votka içince birşey olmuyor mu ya da porno izleyip sehpaya attırınca azıcık azarlıyorlar mı dedim gülerek. Sonra biraz daha ısrar edince kabul etti. Ancak mayosu yoktu. Külotla gir ya ne olacak dediğimde en azından biraz uzanabileceğini söyledi. Benimle konuşurken TV hala açıktı ve eli de sikindeydi. Sonra fazla itiraz etmedi ve kıpkırmızı bir boxerla havuza geldi o da. Gelirken içecek birşeyler de getirmişti. Evde zaten bira çok boldu. Birer tane aldık. Esmer vücudunun her yeri kaslıydı. Öyle pompayla şişirilmiş gibi değildi ama aklımı başımdan almış, o kolların arasında olmak için herşeyi yapabilecek duruma gelmiştim. Külotunun önüne devamlı bakmaktan kendimi alamıyordum. Havuza balıklama atladı ve biraz yüzüp çıktığında muhteşem sikinin her hattı neredeyse damarlarına kadar belli oluyordu. Sol tarafa yatırmıştı çocuğunu ve inik hali bile hızlı hızlı nefes almama sebep veriyordu. Hiç havluyla kurulanmadan öylece uzandı yanıma. Hemen konuyu sikişe ve hatta onun sikine getirdim. Başka birşey yoktu aklımda çünkü. İçki içip büyük boy ekranda ilk defa porno izlemiş. Sex herhalde budur ya diyordu gülümseyerek.

– Ne sexi olum 31 sadece. Ne alakası var. Hiç yapmadın di mi sen
– Yok ya yapamadım. Alışığız ama sizin orası gibi değil ki. Evlenmeden biriyle olmak çok çok zor. Orospular falan var ama hem çok pahalı hem de aşırı riskli. Girilmez o tehlikeye
– Belli zaten sexe benzetmen hahaha
– Çok daha mı güzel oluyor
– Apocum o eşşek siki gibi sikini birinin ağzına verdiğin zaman anlarsın nasıl bir şey olduğunu. Sıcak, ıslak bir ağız emince dünkü olay tamamen hikaye kalır yanında
– Off di mi hele bir de sikersem
– Hele ki götünden sikersen bir de
– Yaa Emre kalktı gene yaa

Yok bu adamda kesin bir değişiklik vardı. Utangaçlığı falan gitmişti ama bana asılıyor mu ( ki asılıyorsa vakit kaybetmeye gerek yoktu hiç ) yoksa yakın bir arakadaşı gibi görüyor da öyle mi konuşuyordu anlayamıyordum. Birşey demedim ama önüne bakınca ister istemez offf diye bir ünlem çıktı ağzımdan. Islak mayosu kurumaya başlamıştı ama kafasına kadar belli oluyordu ve biraz çıkmıştı da kafası. Çok sertleşmişti siki. Sırtüstü dönüp hafif ona doğru çevirdim kıçımı. İyice arasına giren dolgun popomu görünce bu sefer offf çekme sırası ona gelmişti. Arkam ona dönüktü ama külotunun üstünden sikini okşamasını duyabiliyordum. Birazcık daha kaldırdım popomu iyice delirtmek için. Eh artık onun da biraz taviz vermesi gerekiyordu ama. Siksene beni yaa diyecek halim yoktu ki. Direk üstüne mi atlasaydım yani. Döndüm birden önüme. Eli sikinde yakalandı bana. Çıkarmıştı biraz da. Hemen çekti elini

– Haha ne o yaa sen de doymuyorsun valla ha. Amma azgın çıktın. Kaç defa yapıyorsun günde
– Hehe ne yapayım yaa, neredeyse herşey etkiliyor. Böyle havuz başında, bira falan o bile etkiliyor Ama günde 5-6 defa yapmazsam ağrı giriyor
– Oha ayı yaa. Eh sen bu yaşta böyleysen 16-17 yaşında nasıldın kimbilir ? İyi saldırmadın karılara
– Ya o zaman da çoktu ama çocuktuk o zaman. Hallediyorduk bir şekilde arkadaşlarla falan
– Oo 31 partileri mi
– Tabii ki. Siz de yapar mıydınız ? Herkes birbirine çektirirdi sırayla falan. Bir arkadaşım vardı bizim köyde hep onunla yapardım ben. Off şimdi aklıma geldi de. Günde 7-8 defa eline veriyordum herhalde. Sonra babam yakaladı fena dövdü falakaya yatırıp ve bıraktık.
– Hahaha evet bizde de olurdu. Benim de azgın bir arkadaşım vardı senin gibi. Hep bize gelirdi veya çağırırdı. Güzel oluyordu yaa

Bir an sustuk ikimizde sonra aynı anda ikimizde “ ya aslında belki “ diye cümleye başlayınca gene sustuk. İçimdeki orospu gitmişti birden ve bu sefer ben utanmıştım. O ise aksine istekle bakıyordu bana. Ve sonunda beklediğim hamleyi o yaptı. Külotunu çıkarıp dizlerine kadar indirdi. Sikini eline alıp 2 okşayınca keser sapı gibi dikeldi siki. Hafif bir zevk suyu da geliyordu kafasından.

Birşey demeden bana bakıyor ama gözlerini deviriyordu gülerek, sanki yarrağa gel diyordu. Bacaklarını da açmış, tek kolunu da başının altına koymuştu.

– Böyle yapardım esk**en, arkadaşım da hemen eline alırdı. Kandırırdım onu hep ben de sana yapacağım diye
– Yaa evet beni de kandırırdı arkadaşım öyle. Sonra işi bitince giderdi
– Çok mu büyük sence ya. Kızlar korkar mı ?
– Deli misin, çok hoşlarına giderdi
– Senin de hoşuna gitti galiba, gözlerini alamıyorsun baksana hehe
– Şeyy ondan değil yaa
– İstersen elleyebilirsin

Off bunu söylerken sakin gibi görünüyordu ama sesinin titremesini engelleyememişti. Patronunun oğluna eline al demişti ve o da sonuçlarından çok çekiniyordu belli ki. Peki ben niye bu kadar çekinmiştim ki birdenbire. Niye şu an hemen üstüne atlamıyordum durduk yere, o kaslarını dilimle niye dolaşmıyordum. İstiyordu işte basbaya. Gayet normalmiş gibi sorması mı rahatsız etmişti yoksa adını koyamadığım birşey mi vardı. O kocaman şey içime girerse neler hissederdim acaba ? Mırın kırın ettim biraz ama ben ona çok az yaklaşırken o da bana doğru gelince “ kaç sene oldu ya, ta buralarda gene yapmak varmış “ diye gülümsedim ben de işi normale vurup. Elimi uzatırken göğüs kafesi inip kalkıyordu. Başını tuttuğumda hafifçe inledi ve gevşedi. Elim tam kapanmıyordu bile. tuttum sikini ve yavaşça aşağıya doğru sıvazladığımda inledi. Bir daha yaptığımda kafasını biraz sıktım ve koca bir zevk suyu damlası aktı kafasından. Onunla kafaını sıvazlarken hiç konuşmuyorduk, sadece elim aşağı ve yukarı devamlı inip çıkıyordu

– Ohhhhh Emre çok güzelll bu, ohhh mükemmel yapıyorsun, devam et hadiii
– Offf çok büyük yarrağın var Abdullah
– Ohhh yap haadii, çok güzelll

İyice elimle sıkıyor ve aşağı yukarı sıvazlamaya devam ediyordum. Ama kuruyordu ister istemez. Ağzıma almamı ister miydi acaba şimdi ? Peki ben ister miydim ? Daha 15 dk önce bunun için deliriyordum ama birden neden çekinmeye başlamıştım böyle. Neredeyse kalkıp gidecektim. Onun yerine biraz daha sıktım kafasını ve devam ettim sıvazlamaya. Artık iyice gevşemiş, Kollarını yana salmış ve zevkini çıkartıyordu yavaş yavaş inleyerek. Sehpaya baktığımda annemin kremini gördüm. Sikini hiç bırakmadan diğer elimle kremi alıp kafasına sıktım ve birden taşaklarına kadar iyice bastırarak sıvazladığımda zevkle titrerken sesi de iyice yükseldi. Bazen hızlanıyor bazen de yavaşlıyordum bastırarak. Taşaklarını da elledim biraz şakalaşarak. Hiç de ağzıma vermek istiyor gibi değildi. Ama nefes alışı hızlanmıştı iyice. Devam ederken birden hızlanmamı istedi. Ohhh evet yaklaşmıştı, geliyordu. Ben de hızlandım. Kafasını avucumun içinde ovar gibi okşayıp hızla çekmeye devam ediyordumki birden bire patladı. Kontrolsüz bir şekilde attırırken eli de pençe gibi yapışmıştı bileğime ve sıkıyordu. İnliyor ve inledikçe daha çok akıtıyordu. Off nasıl döl çıkabilirdi bir insandan bu kadar ya. Sağıyordum resmen kafasını ve hala akıyordu. Sonunda bittiğinde bileğimden tutmuştu ve hala elimdeydi. Nefes nefeseydi. “ ohhh çok sağol dostum çok rahatlattın beni yaa “ dediğinde gülümsedim sadece. Elimi bıraktığında “ hadi artık giyinelim de yavaş yavaş çıkalım, erken gelin kalabalık olur demişti dün bilet gişesinde ki görevli “ diyerek kalktığımda yattığı yerden bana bakıp gülüyordu sadece.

Kaçar gibi uzaklaşırken o da Arapça birşeyler söylüyordu kendi kendine

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir