Evde birbirimizi yalayarak tatmin edip boşaltık

uzun süreli bir ilişkim var ve evde bizimkinin yolds.
com yerli yabancı filim koleksiyonu var bazen beraber izler bazen tek izler gelir deneriz ama seks hayatımız doyumsuz şekilde devam eder son getirdiği filimde çiftler birbirini yalayarak boşaltıyordu bizde farklı fantezi olsun diye filmi beraber izlerken sevişmeye başladık soyunup yatakda birbirimizin tersine yattık o diliyle amımı sikiyor bende ağzımda yarağını dans ettiriyordum yalarken ikimizde inliyorduk

beni durdurulmaz bir kösnü seline boğuyordu.
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı.
Kocamın da benimle benzer halde bulunduğunu beni büyük bir arzuyla kucaklamısından anladım, benzer anda soyunmaya başladık.
Daha ayaktayken dudaklarımız birleşmişti.
Dillerimiz birbiriyle hasret gideriyordu.
Kocamın aleti kimi zaman karnıma değiyor, kimi zaman de vajinamdan akan sıvıyla Kocam eline geçen dildolardan en irisini önüme yerleştirirken, bir başka vibratörle arkama masaj yapvıcık vıcık olmuş bacak arama konak escort sürtünüyor, eliyle de kadınlığımın dolgunlaşan dudaklarını okşuyordu Yere uzanıp uzun bisüre öpüşüp okşanmadan sonrasında 69 pozisyonu aldık.
Kocam diliyle içime derin dalışlar yapıyor, dilinin içimdeki hareketi, çenesinin klitorisime yapmış olduğu baskı beni kendimden geçiriyor, içimde fırtınalar koparıyordu.
Ben de erkeğimin ağzıma cokzor sığan zevkten olağandışı büyümüş,kafası mosmor olmuş yarağını başını dilimle okşuyor, emiyor, ağzımın derinliklerine kadar alıyor, gelen ıslak sıvıyı kocamla paylaşıp yalatınca daha da azgınlaşıyordu.
Devasa şeyi boğazıma sokmak istercesine zorlarken kalçalarımı, kadınlığımı, her tarafımı emiyor, dişliyordu.
Arka kapımı büyük bir zevkle emiyor, dilini sokuyordu.

Kocam eline geçen dildolardan en irisini önüme yerleştirirken, bir başka vibratörle arkama masaj yapıyordu.
Sonunda onu da içeri itti.
Vibratörün titreşimleri izmir escort ve kadınlığımdaki suni penisin hareketleri, ağzımdakiyle beraber sanki üç erkekle sevişiyormuşum benzeri müthiş bir haz fırtınası yaratıyordu.
Kafamda zevk, coşku ve tutku dışındaki bütün his ve düşünceler silinmişti.
İşte o an tattığım o zevkle ben de kocama haiz olma duygusuyla onun arkasını dilimle uyarmaya başladım, İlk anda irkilen ve bir an duraklayan kocam anüsünün yalanmasından almış olduğu zevkle titreyip inlemeleriyle dahada tahrik olunca bana bugüne kadar orgazmların en güzelini yaşatan kocamı resmen dilimle sikmeye başladım, bundan sonra bizim için yeni bir haz kapısı daha açılmıştı,ve biz bu güzelliğide beraber yaşamalıydık, yalanmaktan hoşnut olan erkeğimin bacaklarını ve vajinamı açıp bızırımı anüsüne sürterek onu amımla sikerken elimlede ona mastürbasyon hayata geçirmeye başladım ortaya çıkan bu müthiş görüntü ve almış olduğumuz zevkten birbirine karışan inlemelerimizle alsancak escort onun anüsüne haiz oluyormuşçasına kalçalarımı ileri art devinim ettirmeye başladım.
O da almış olduğu bu büyük zevke kalçalarını sikiliyormuş benzeri ileri art devinim ettirerek yanıt veriyordu.

Bütün vücudumuz terden sırılsıklam, haz içerisinde titrerken şimdiye kadar yaşamadığımız bir orgazmı yaşıyorduk.
Vücudumdaki bütün kaslar kasılıyor, sanki beni ve bızırımı bırakmak istemiyordu.
Elimdeki yarağı daha ilkin asla görmediğim kadar büyümüş, ritmik kasılmalara başlamıştı.
Ama onu bırakmadım.
Kasılmalarla beraber kabarıp inen yarağından erkeğimin yüzüne ve göğsüne fışkıran spermleri yalayıp yutmadan tadına kendisininde yabancısı olmadığı ağzımdaki spermleri onunla paylaştım.
Kelimenin tam alamıyla birbirimizin olmuştuk.
Artık haz fırtınası sona ermiş, yerini haz dinginliğine, mutluluk sarhoşluğuna ve bir orgazm sigarasına bırakmıştı sigaralarımızı keyifle tüttürürken kocamdan bundan bu şekilde poposunu traşlamasını daha güzel olacağını ve daha yoğun haz alacağını söyledim.
Bir dahaki gün traşlı poposu ile harbiden daha güzeldi kendiside itiraf etti.
Bizim için yaşam yalnız zevki yaşamak, zevki yaşatmaktı.
.

Dayanadım herşeyi göze aldım dokundum benim oldu

genelde hep bizimle takılırdı hayat arkadaşımla çok samimiydi yolds.
com bizimki evden gidince evde canım sıkılıyordu bunu çağırdım koltukta oturduk tv izliyoruz bu eğiliyor kalkıyor ben bunu bacaklarını kesiyorum giydiği kırmızı südyen belli oluyor ben azıyordum ama yanaşamıyordum ters teper diye korkuyordum bizimki duyarsa korkuyordum sonra elimi bacaklarına attım tepki verdi kızdı ama sonra yola geldi sabaha kadar amdan götten sikiştik ikimizde seks e doyduk

Neyse bir gün benim hatun işi için şehir dışına gitmek zorunda kalmıştı bende evde çok sıkılıyordum yalnız başıma bir telefon çaldı aşkım sıkılıyorsan emeli arayım yanına gelsin beraber takılırsınız diye.
tamam dedim aradı beni 3 dakika sonra emel izmir escort neredesin akşam yemek yiyelim dışarıda istersen bende sıkılıyorum dedi.
ben tamam dedim dışarıda yemek yemeye çıktık güzel güzel sohbet ediyoruz hatta erotik sohbet bile ediyoruz.
karşılıklı oturduğumuz için durmadan eğilerek konuşuyor o dik göğüsleri hala gözümün önüne geliyor işte durmadan görüyorum kırmızı südyenini artık çıldırmak üzereydim yani emelden bir hamle bekliyorum çünkü

kıza sapıklık yaparsam evliliğimden bile olabilirim bu yüzden ağırdan almak zorundayım.
ben muhabbeti iyice sex e getirmeye başlıyorum yok şu ünlü kadının pornosunu izlemişmiydin yok şu kadın twitterda soyunuyormuş falan filan konuşuyoruz alsancak escort ama bu kız hiç verecek gibi durmuyor ama artık memeleri burnuma girecek mesafedeydi.
Bacaklarımı masanın altından değdirmeye çalışıyorum çekiyor filan istemiyor sanki benim yarrak kalktı inmek bilmiyor ne yapsam ne yapsam bulamıyorum bir çözüm yolu.
sonra bize geçelim mi dedim emele bu laftan birşey olmazdı çünkü eşim bize çok güveniyordu.
emel tamam gidelim dedi.
 

yiyecek bir şeyler aldık bizim eve geçtik.
evde yanyana oturmuş televizyon izlerken ben artık dayanamadım kilot gibi şort giymiş fıstık gibi bacaklar ve evde ikimiziz yani.
attım elini bacaklarına ne yapıyorsun diye bağırdı buca escort bana ya dedim kusura bakma yanlış anladın sen beni seni eşine söyleyeceğim dedi bana.
ben birden anam sıçtık boku yedik bir am uğruna diye kafayı duvarlara vurmaya başladım.
Emele sana veririm dedim artık son çaremdi emel 50dedi ve bana sarılmaya başladı o an hayatımın en mutlu günüdür.
biz bununla delicesine öpüşmeye başladık bu kız kadar azgın biri ömrümde görmedim deliler gibi bağırıp her yerimi yalıyordu daha sonra kıyafetlerini hızla çıkartıp boynumu yala diyerek inliyordu.
emele bozuk olup olmadığını sordum bakire olduğunu söyleyince çok üzüldüm tabi ama göt deliği kılsız ve mükemmel görünüyordu kafama koymuştum götten sokacaktım beraber duşa girdiğimizde götüne sabun sürüp durdum arkadan alırmısın dedim denerim diyince bastırmaya başladım bunun göte artık resmen ağlıyordu ama benim sikim girmişti artık çıkarmıyordum çık diye bağırırken iyice yerleştirdim ve göt deliğine o an boşaldım.

Bir İnterseks Hikayesi: ŞEY

Bir İnterseks Hikayesi: ŞEY
Bundan otuz yıl kadar önce, Ege’nin -adını söylemek istemediğim- bir kıyı kentinde dünyaya gözlerimi açtım. Doğduğum yer küçük bir yer olduğundan orada yaşayanlar için ben daha önce görüp duymadıkları bir “şey”dim. Hayatlarında benden önce “interseks birey” diye bir kavram hiçbir zaman olmamıştı. Babam balıkçılıkla uğraştığından doğduğum sırada denizdeymiş. Doğumumda annemin yanında sadece Mesude teyzem varmış. Hem babam balıkçı olduğundan, hem de Deniz ismi biraz da çift cinsiyetli bir isim olduğundan bana bu ismi önermiş doğumu yaptıran doktor. Annem hem kukum, hem de pipim olduğu için hemen beni ameliyat ettirip kukumu aldırmayı istemiş. “Çocuk buluğ çağına girene kadar ona müdahale edemeyiz Zahide hanım” demiş doktor anneme, “Vakti geldiğinde o ne olmak istediğine karar verir, ona göre de ameliyatını yaparlar”. Mesude teyzem de anneme, “Abla bu çocuğun kukusu pipisinden daha büyük sanki, bu haliyle olsa olsa kız olur zaten ileride”, demiş. Beni eve getirdiklerinde hemen babama göstermişler. Babam da pipim olduğunu görünce “Ben kız çocuğu falan istemiyorum. Adını Çetin koyacağız”, demiş ve adımı Çetin koymuşlar…

Annem oldum olası evhamlı bir kadın olduğu için babama, “Vakit geçirmeden bu çocuğu ameliyat ettirmemiz şart Kazım”, demiş babama. Bunun üzerine beni apar topar başka bir hastaneye götürmüşler, oradaki doktorlar beni ameliyat ederek, vücudumu “erkek yapmaya yarayacak” hormon kokteylleri içeren iğneleri daha bebekliğimden itibaren kıçıma vurmaya başlamışlar. Oradaki doktor, “Bu iğneleri çocuğunuza erişkinliğe ulaşana kadar vurdurmanız gerekebilir”, demiş annemle babama. İlkokul öğretmeni olan Mesude teyzemin rahmetli kocası da balıkçıymış. Tahir enişte, bir gün o zamanlar daha sekiz yaşında olan kızları Belkıs’ı da yanına alarak denize açılmış. Hava kötüleşmiş, deniz patlamış. O gün teyzem hem kocasını hem de kızını fırtınada kaybetmiş. Teyzemin kendimi bildim bileli bana baş başa kaldığımız zamanlarda hep “benim güzel Belkıs’ım” dediğini hatırlarım. Ben de Mesude teyzemi çocukluğumdan beri çok severim. Bana annemden daha çok emeği geçen bu kadın, kocası ve kızını kaybettikten sonra bizimle aynı evde yaşadığından birlikte en fazla vakit geçirdiğim kişiydi. Öz annemiş gibi benimle oyunlar oynar, bana masallar filan okurdu. Derken kasabadaki okulda sınıf öğretmenim de olmuştu teyzem.

İlkokula başladıktan bir kaç yıl sonra karnımda şiddetli ağrılar ve kramplar hissetmeye başladığım bir gün, teyzem beni apar topar hastaneye götürdü. Bir süre sonra annemle babam da hastaneye geldiler. Hastanedeki doktor onlara bu ağrı ve krampları, kukumun ameliyatla kapatıldığı için yaşadığımı anlatmış. Adet kanımın vücudumdan atılmak yerine karın boşluğuma dolduğunu, acilen yeniden ameliyata girmem gerektiğini söylemiş. Sonra da apar topar ameliyata girdim, o gün yaşadığım korkuyu hala unutamam. Doktorlar karın boşluğumdaki adet kanını boşaltmışlar ve yeni hormon iğneleri vermişler. O gün doktorların ameliyat sırasında yaptıkları “önemli bir müdahale” hakkında sadece teyzem ve babamı bilgilendirmişler ama anneme ve tabi henüz bir çocuk olan bana bundan özellikle söz etmediler. Annemle babamın arası o günden sonra giderek kötüleşti. Teyzemin de bir başka öğretmenle evlenip kasabadan ayrılmasıyla annem kendini daha yalnız hissetmeye başladı. Çünkü artık tek başına benim gibi bir ucubeyle(!) uğraşmak zorundaydı. Mesude teyzem bana gittiği şehirden her bayramda, yılbaşında ve doğum günümde bana kart atar, “Benim güzel Belkıs’ım seni çok özledim”, yazardı. Ben de ona mektuplar yazar, resimler yapar yollardım.

Ortaokula başladığımda artık Çetin olmaya alışmıştım. Okul arkadaşlarım da bana Çetin diyordu zaten. Diğerlerinden neden ya da nasıl farklı olduğumu bana kimse anlatmamıştı o güne dek. Merak edip de başka bir erkeğin penisine bakmamıştım ama bazen kendime dokunmak hoşuma gidiyordu. Ben de babam gibi denize düşkündüm ama balık tutmaktan çok yüzmek daha çok hoşuma gidiyordu. Bir gün televizyonda senkronize yüzme şampiyonasını izlerken, suyun içinde su perileri gibi oynaşan yüzücülerin pırıltılı mayolarını görünce çok hoşuma gitmişti. Akşam eve gelen babama bu mayolardan istediğimi söylediğimde bana, “Erkek adam öyle mayo giymez Çetin!”, demişti sertçe, “Bir daha sakın duymayayım böyle şeyler!”. Odama gidip saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Bunu gören annem ertesi gün beni elimden tutup çarşıya indirdi, babamdan gizli üzeri balık pulları gibi yanar döner pullarla kaplı, kollarının kenarları fırfırlı bir kız mayosu aldı. “Bu mayoyla sakın ha sakın denize inmek yok Çetin. Bunu aldığımı baban bir görürse var ya senin o küçük pipini keser kediye veririm”, demişti annem. Açıkçası umurumda bile olmazdı, ne işe yaradığını bile anlamış değildim pipimin ne de olsa. Çok mutluydum. O gün eve gider gitmez mayoyu üzerime heyecanla nasıl geçirdiğimi, aynanın karşısında nasıl saatlerce durup kendimi seyrettiğimi anlatsam da inanmazsınız…

Okulda Ceyda adında çok iyi geçindiğim bir de kız arkadaşım vardı artık. Şarkıcı olmak isteyen bu kız benim de kanıma girmişti. Bütün gün tenefüslerde o zaman meşhur olan ne kadar şarkı varsa hepsini bağıra çağıra söylerdik beraberce. Bazen Ceyda benimle evimize de geliyordu, o zaman annemin dolaptaki kıyafetlerini, ayakkabılarını, takılarını filan da kullanıyorduk. Bir gün eve erken gelen babam beni Ceyda’yla sahne olarak kullandığımız salondaki koltuğun üzerinde annemin kıyafetleri içinde şarkı söylerken yakalayınca öyle bir öfkeyle bağırdı ki bana, ne olduğunu hiç anlayamamıştım. Altı üstü eğleniyorduk. Ceyda zaten korkudan hemen apar topar evden kaçtı, babamdan korktuğu için de bir daha da bize gelmedi. Sadece okulda ve denize indiğimizde görüşüyorduk. Babam birkaç hafta sonra bana bir tane bağlama almıştı. “Madem müzisyen olmak istiyorsun, bununla uğraş, bunu çalmayı öğren”. Ne yalan söyleyeyim ki bağlama hiç ilgimi çekmemişti… O yıl Ceyda’ya bisikletle okuldan eve dönerken bir minibüs çarptı. Ceyda’nın hem vücuduna, hem de yüzüne bir sürü dikiş atılmıştı. Doktorlar, “Yüzündeki izler kalabilir, ileride estetik olursun”, demişlerdi ona. Evinde ziyaretine gittiğim Ceyda bana şarkıcı olma hayalinin artık imkansız olduğunu söyledi, sarılıp ağladık beraber. Ama sonraki günlerde ona hep en büyük hayalini anımsattığım için de benden giderek uzaklaştı.

Bir gün eve döndüğümde annemle babam salonda yüksek sesle tartışıyordu. “Benden bunca yıldır neden sakladın bunu Kazım!!!”, diyordu annem, “Şimdi ne olacak? Ne diyeceğiz elaleme?!!!” “Sen demedin mi bana bu çocuğu hemen ameliyat ettirelim diye?!!”, diye bağırıyordu babam, “Şimdi suçlu ben mi oluyorum Zahide? Ben mi doğurdum bu çocuğu bu haliyle?!”… Salona girdim, “Ne varmış benim halimde?”, dedim. Annem ağlamaya başlamıştı. Biraz sakinleştikten sonra bana herşeyi anlattılar. Adet kanım karın boşluğumdan alındığı operasyon sırasında doktorların aslında “hamile” de olduğumu fark ettiklerini ve bebeğimi de rahmimle beraber aldıklarını söyledi annem. Yani ben tam bir hermafroditmişim. Yani yarı yarıya erkek, yarı yarıya dişi. Ne tam erkek, ne de tam dişi. Bu çok nadir görülen bir durumdu. Bu şu anlama geliyordu, kendimi hamile bırakabilecek kapasiteye sahipmişim o zaman. Bebeğim doğsa bile yaşamazmış ama zaten, ayrıca kısır olurmuş. Annemle babamın bedenim üzerinde bu şekilde kararlar alıp bana yıllarca acı çektirmesini artık kabullenemeyecektim. Mesude teyzemi arayıp onunla kalmak istediğimi söyleyip nihayet bana anlatılan gerçeklerden bahsettim. O da bana bunları zaten çoktan beri bildiğini söyleyince sanki hayatımda güvenecek kimsem kalmamış gibi yapayalnız hissetmiştim.

Annem ve babama artık hormon ilaçlarını asla almayacağımı, beni hemen ameliyat ettirip eski halime getirmek zorunda olduklarını yoksa evden kaçacağımı söyledim. Ne yazık ki yapılan operasyonun geri dönüşü yokmuş ama sonrasında en azından hormon ilaçlarını almayı bıraktım. Lise yıllarında ilaçları bıraktıktan sonra vücudum yeniden -başka bir şeye- dönüşmeye başlamıştı. Göğüslerim büyümüş, kalçalarım da yuvarlaklaşmıştı. Lise bitti ve ben yaşadığım bu şeyler yüzünden üniversiteyi bırakın üniversite sınavına bile giremedim. Lise bitince de kasabaya açılan ilk alışveriş merkezindeki kadın giyim mağazalarından birinde işe girdim. Önceleri her şey yolundaydı, para kazanmaya başlamıştım. Kendime istediğim ufak tefek şeyleri satın alabilecek duruma gelmiştim ama ben paramı biriktiriyordum. Nadiren mağazadan “anneme alıyorum” diye parlak ve pırıltılı kumaşları olan giysiler aldığım da oluyordu. Bir gün mağaza kapandıktan sonra kabinlerden birinde beğendiğim kıyafetlerden birini denerken iş arkadaşlarımızdan Vedat beni gördü. Vedat, nasıl desem, şeytan tüyü olan bir çocuktu, beni çok etkilerdi. Etrafımdayken nefes alış verişim değişirdi, elim ayağıma dolaşırdı. Ondan hoşlandığımın farkında bile değildim.

“Oooo yakışmış”, dedi sırıtarak. Kabine girip elbiseyi düzeltirmiş gibi yaparak göğüs uçlarıma dokundu. Gözlerine baktığımda başım dönüyordu. “Kadın kıyafetleri giymek hoşuna mi gidiyor Çetin?”, diye sordu. Önce ne diyeceğimi bilemedim ama sonra cesaretle “Evet”, dedim. Ona güvenmek istiyordum çünkü hiç arkadaşım yoktu. İlk defa özel durumumu işyerinden birine anlatmıştım, tabi o anda bilmiyordum ama bu hayatımda yaptığım en büyük hataydı. Vedat bunu hemen beraber sürekli halı saha maçına gittiği, aynı mağazaa çalışan Süha’yla Erdal’a anlatmıştı. Bir gece iş çıkışında üçü birden yolumu kesti, birden kollarıma girip beni zorla Süha’nın babasının arabasına soktular. Önce şaka yapıyorlar sandım ta ki Süha, “Senin amın da varmış Çetin doğru mu bu?”, dedi bana. O anda başımdan aşağı kaynar sular indi sanki. Erdal, “Hem amın var, hem de bize vermiyorsun, arkadaş değil miyiz biz lan?”, dedi gülerek. Erdal, “Seni sikersek hamile kalır mısın, kalmaz mısın?”, diye soruyordu, “Öğrenmek ister misin?…”. Vedat da onların bu hayvanlıklarına gülerek, “Sırayla sikelim, tadı nasılmış o amın bir tadına bakalım”, diyordu. Arabayı ıssız ormanlık bir yere çektiler. Bu arada ağzımı, ellerimi ve ayaklarımı koli bandıyla sıkıca bantlamışlardı. En irileri olan Erdal beni omuzlayıp arabanın kaportasına yüzü koyun yatırdı, pantolonumu aşağı sıyırdı. “Offf, ne göt varmış bunda be!”, dedi. Tam bir orospu çocuğu. Biraz sonra vajinamda şiddetli bir acı hissettim, parmağını içime sokmuştu. “Haydi sikelim şu oğlanı sırayla”, dedi sonra,”Daracık deliği, belli ki daha önce kimse sikmemiş” Ve sonrasında da saatler süren bir işkenceyi yaşadım…

Eve döndüğümde üstüm başım yırtılmış, giysilerim sperm lekeleriyle kaplıydı. Vücudumun her yeri morluklar ve çizikler içindeydi. Beni sadece sikmekle kalmamış, işleri bittikten sonra da evire çevire dövmüşler sonra da bir bayırdan aşağı dikenli çalıların içine yuvarlamışlardı. Babam bu halimi görünce, “Ne oldu Çetin?! Oğlum bu halin ne?!…”, dedi, “Kavga mı ettin?!”. “Ya ben artık böyle yaşamak istemiyorum baba, orospu çocukları bana tecavüz ettiler…”, dediğimi ve hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. Babamın beni ilk defa kolların aldığını hissettim o gün, o da benimle ağlıyordu. Sonrasında babamın beni artık olduğum gibi kabullenmeye başladığını söyleyebilirim. Babam bana tecavüz eden çocukları bulmuş, balıkçı arkadaşlarıyla beraber bir gece alıp iyice dövdükten sonra denize atmışlar. Ertesi gün hiçbiri işe gelmemişti, kasabayı terk ettiklerini duydum daha sonra…. Babamın bana yakınlaşmasından sonra annem de nihayet beni sirk ucubesi gibi görmemeye başladı. Hem oğlu, hem de kızıydım onun. Artık benim “ne olduğum”, onun saklamak zorunda olduğu bir sır değildi. Bu durumumun onun başarısızlığından kaynaklanmadığını anlamıştı. Bir gün teyzemi aradım, uzun zamandır konuşmamıştık. “Nasılsın Çetin?”, dedi. “Bana Çetin deme. Belkıs’ım demeni istiyorum”, dedim. “Peki yavrum, güzel Belkıs’ım benim. Nasılsın?”, dedi. “Çok iyiyim teyze, bana mümkün olduğunca çabuk bir estetisyen doktor bulur musun?”, dedim hemen.

Mağazada çalışırken biriktirdiğim paraları gümüş renkli ışıl ışıl parlayan sırt çantama koyup soluğu Ceyda’nın evinde aldım. Aradan çok uzun zaman geçmişti ama Ceyda bana karşı soğuk davranıp da beni içeri almamazlık etmedi. Önce havadan sudan konuştuk. Sonra, “Olanları duyunca çok üzüldüm”, dedi, “Korkunç bir şey bu Çetin”. O da bütün kasaba gibi olanları öğrenmişti. “Önemi yok artık, boş ver, hepsi geçmişte kaldı”, dedim. Ceyda birden sarılıp öptü beni yanağımdan, “Seni çok özledim Çetin”, dedi. “Haydi daha fazla vakit kaybetmeyelim, gidiyoruz, sana bir hediyem var”, dedim. Beraber otobüse atlayıp teyzemin benim için bulduğu estetisyenin muayenehanesine vardık. Doktor Ceyda’yı muayene edip, “Artık lazerle bu izlerin hepsini yok edebiliyoruz”, dedi. Ceyda’nın yüzündeki gülümsemeyi görmek benim için her şeye değerdi… Estetik operasyonlardan sonra Ceyda hayal ettiği gibi bir şarkıcı olamadı belki ama biz hasta çocuklar için müzikli oyunlar oynayan amatör bir tiyatro topluluğuna katılıp yeniden beraber şarkı söylemeye başladık. Artık istediğim kadar parlak, ışıltılı, rengarenk kostümler giyebiliyorum sahnedeyken. Kimseden gizlenmeden, kimseye hesap vermeden, kimse tarafından ayıplanmadan ya da aşağılanmadan, duyduğum alkış sesleriyle bu halimle bile sevilmenin, kendimi tiyatro ile yeniden keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum. İşte ben bu’yum. Kimilerine gör Çetin, kimilerine göre Belkıs’ım. Sadece herkes gibi mutlu olmak isteyen bir insan. Başka bir şey değil.

ANNEMİN BANA YARDIMI

ANNEMİN BANA YARDIMI
Annemin Bana Yardımı ve Değişen Hayatımız
Merhabalar ensest hikaye okurlarına iyi okurlar diliyorum. Başlıktan da anlayacağınız üzere hikaye annemle benim aramda geçiyor, adet olduğu üzere ikimizi tanıtarak ve fiziksel özelliklerimizden bahsederek başlayayım. Annemin adı Nagihan, kendisi 40 yaşında. Fiziksel özelliklerini anlatmak gerekirse sarışın, 1.75 boyunda yaklaşık 75-80 kilo civarı. Boyu bir kadına göre uzun olduğu için kilosuna rağmen şişman gözükmüyor, biraz balık etli yalnızca. Oldukça güzel, alımlı ve bakımlı bir kadın. Ben ise 16 yaşındayım, adım Onur. Lise üçe gidiyorum. Pek ilginizi çekmez sanırım ama kendi fiziksel özelliklerimden de bahsedeyim, boyum 1.73 kilom ise 58, kısacası biraz sıska, çelimsiz biriyim.
Annemle babam 5 yıl önce boşandılar, ben annemle birlikte yaşıyorum, tek çocuğum. Annem bir okulda memur olarak çalışıyor, babam da iyi bir miktar nafaka ödediği için rahat bir hayat yaşıyoruz diyebilirim. Annem her zaman bana çok düşkündü. Babamla ayrıldıktan sonra tamamen başbaşa kaldığımız için, artık dünyasının merkezinde bir tek ben vardım onun için. Annem genel olarak rahat bir kadın, hayat tarzı böyle. Bu rahatlık bana olan aşırı düşkünlüğüyle de birleşince aramızdaki ilişki her zaman normal anne-oğul ilişkisinin sınırlarının ötesindeydi. Misal kendimi bildim bileli annem beni hem yanağımdan hem dudağımdan öperdi, yaşım ilerledikçe de bu değişmedi, hala sık sık dudağımdan sulu sulu öper beni. Bunun dışında zaten giyim kuşam konusunda da dekolteli bluzlar, elbiseler, daracık pantolonlar, kısa etekler dışında birşey pek giymez. Tabi bunlar işe giderken yahut dışarı çıkarken. Evde çok daha rahattır, özellikle yazları hava sıcakken küçük bir şort üzerine bir sütyen veya kalçasını örtecek uzunlukta sütyen olmadan giydiği bir tişört ve altında da yalnızca külot olur çoğunlukla. Ben de bu şekilde sınırlar olmadan yetiştiğim için çoğunlukla yalnızca boxer giyerek dolaşırım evde. Kısacası evde yabancı biri olmadığında çıplak denebilecek şekilde yaşıyoruz.
Bu rahatlık yalnızca bunlardan ibaret de değil. Misal benim yanımda giyinip soyunmaktan da hiç çekinmez, yani gelip özellikle benim yanımda soyunmaz tabi ama odada ben varsam da gidip başka odaya gidip soyunmaz. Mesela hiç unutmuyorum 12 ya da 13 yaşındaydım, annemin yatağında gece annemle beraber uyumuştuk. (annemle babam ayrıldığından beri zaman zaman böyle birlikte uyurduk) Sabah uyandım ve annem yatağın karşısındaki gardırobunun önünde işe gitmek için üzerini giyiyordu, sırtı bana dönüktü altındaki leopar desenli külotu dışında üzerinde birşey yoktu. Bana doğru döndüğünde uyandığımı gördü ve koca memelerini eliyle dahi kapatma ihtiyacı hissetmeden sadece gülümseyip “uyandın mı bebeğim, günaydın” dedi. Tabi daha önce de benzer manzaralarla çok karşılaştığımdan benim için anormal bir durum değildi, sadece size aramızdaki durumu açıklamak için bu örneği verdim. Aynı şekilde ben de ona karşı rahattım odamda o varken çekinmeden giyinip soyunurdum, sikim dahil her yerimi görürdü. Hatta bir keresinde dışarıda top oynayıp eve gelmiştim ter içindeydim hemen odama gidip soyunup kendimi banyoya atacaktım. Annem o sırada odamı süpürüyordu “merhaba annecim” diyip üzerimi çıkarmaya başladım. En son boxerımı da çıkardığımda annem bakıp “hayatım sen o pipindeki kılları almıyor musun” dedi. O bölgemdeki ve koltuk altımdaki kıllar henüz yeni yeni çıkmaya başlamıştı ve ben ne o kılları almam gerektiğini ne de nasıl alacağımı bilmiyordum.
– Nasıl yani almam mı gerekiyor?
+ Tabi ki bebeğim, yoksa pislik birikir o kılların arasında
– İyi de ya nasıl alacağım anne, bi yerimi kesersem?
– Kesmezsin canım ben sana öğretirim.
Sonra birlikte banyoya gittik ve tıraş bıçağıyla sikimdeki ve etrafındaki tüm kılları güzelce kesti ve sonra sabunla güzelce köpürterek yıkadı ve duruladı. Sonra da onun deyimiyle “pipime” küçük bir öpücük kondurup gülümsedi ve “bak oldu işte hiçbir yerin de kesilmedi” dedi. Tabi bu, şehvetli bir öpücükten ziyada bir annenin küçük oğlunun pipisine şefkat dolu bir öpücüğüydü.
Herhalde buraya kadar anlattıklarım aramızdaki ilişki hakkında size yeterince fikir vermiştir. Şimdi esas hikayenin başladığı kısma geçelim.
Ergenliğimin henüz başlarındaydım, o yaşlarda erkekler arasındaki muhabbetleri bilirsiniz. Herkesin azgınlıktan tabiri caizse, düz duvara tırmandığı bir dönem. Ben de tabi bu muhabbetle ister istemez dahil oluyordum ve “otuzbir çekmeyi” de ilk kez bu muhabbetlerde duymuştum. Denemeye karar verdim, evde yalnız olduğum bir gün soyunup yatağıma uzandım ve çekmeye başladım. Sınıftaki güzel kızları düşünüyordum. Bizimkilerin dediğine göre en geç on-on beş dakika gibi bir zaman sonra boşalmam gerekiyordu, ilk kez olacağından çok heyecanlıydım.
Ancak zaman ilerledikçe bir sorun olduğunu fark ettim. Çünkü on dakika oldu, yirmi dakika oldu derken yarım saat. Koluma ağrılar girmişti ama hala tık yok. İki saatin sonunda ancak başarabildim, müthiş bir duyguydu, inanılmaz zevkliydi. Ancak gereğinden çok uzun sürmüştü ve çok yorulmuştum, ter içindeydim. Niye bu kadar uzun sürdüğünü anlamamıştım ve internette araştırmaya karar verdim. Biraz bakındıktan sonra bunun nadir görülen bir sorun olduğunu gördüm; “geç boşalma”. İsterseniz siz de internetten araştırıp bakabilirsiniz. Evet birçok insan bunun tam tersi bir sorun yaşar ama benim problemim geç boşalmaydı. Daha sonraki günlerde birkaç kez daha denedim ancak sonuç hep aynıydı, uzunca bir süre çektiğim için bir süre sonra yorulup bırakıyordum ve boşalamadığım için taşaklarım ağrıyor, zonkluyordu. Bu durumu siz de bilirsiniz, testisleriniz dopdolu, vücut artık onları dışarı atmak istiyor. Bu hem bir yandan zevk veriyor, libidonuzu yükseltiyor ama bir noktadan sonra da sıkıntı veriyor çünkü neticede bu bir ihtiyaç ve ben bir türlü boşalıp rahatlayamıyorum.
Bu durum artık iyice moralimi bozmaya başlamıştı, ev içinde suratım hep asıktı. Tabi beni herşeyi olarak gören, hayattaki en büyük amacı benim mutluluğum olan annem de bu durumu hemen fark etti ve sebebini sormaya başladı. Sürekli geçiştiriyordum “yok bir şey” falan diyerek ancak annemin ısrarlı sorularına karşı koymak çok zordu. Yine böyle yüzüm asık halde yatağımda sırtımı yaslamış kös kös uzanırken, annem odama girdi, üzerinde dizinin epey üstünde beyaz keten bir etek, üstünde derin dekolteli sıfır kollu saten bir bluz vardı. Yatağımın kenarına oturdu.
– Bebeğim napıyosun?
+ Hiç öyle oturuyorum anne.
– Hala bana söylemiycek misin ne olduğunu?
+ Bir şey yok ki anne.
– Tatlım bak şu hayatta herkesi kandırabilirsin ama beni kandıramazsın. Neyse problemin anlat bana ben senin annenim, bana da anlatmıycaksan kime anlatacaksın?
Başım eğik susuyordum.
– Kızarım falan diye çekiniyorsan, sana hiçbir şey için kızmam bunu biliyorsun.
+ Hayır anne kızmakla alakası yok. Bu sana anlatabileceğim bir şey değil.
– Nasıl yani? Yoksa kız meselesi falan mı? Aşık mı olmuş yoksa benim küçük prensim?
+ Yok hayır öyle bir şey de değil.
– Bak canım oğlum, mesele her ne ise seni üzüyor ve ben de buna müsaade etmem. Çabuk anlatıyorsun bakalım bana.
+ Olmaz anne cidden sana anlatamam, yani bu biraz daha erkeklerle ilgili bir konu.
– Erkeklerle ilgili derken nasıl yani tam olarak biraz daha açar mısın bebeğim?
Ben yine susarak karşılık verdim. Annem de bir süre sustuktan sonra:
– Bak hayatım eğer erkeklerle ilgiliden kastın cinsellikle ilgili birşeyse bana anlatabilirsin, bunda çekinecek birşey yok. Ben senin annenim varsa bir sorunun çözebilmek için elimden geleni yaparım. Sen benim bu hayattaki tek varlığımsın, en değerlimsin, herşeyimsin.
Yine susuyordum, annem üsteleyerek:
– Öyle bir şey mi, yani cinsellikle mi ilgili bir problem?
+ Sayılır dedim, başım önde utanarak.
– Nasıl yani nedir tam olarak sorun?
+ Ya şimdi anne erkekler şey yaparlar ya hani
– Ne yaparlar
+ Hani elleriyle…
– Mastürbasyon mu demeye çalışıyorsun?
+ Ee..evet dedim kekeleyerek.
– Yani tabi ergenlik çağındasınız, çoğu insan buna tepki gösterebilir ama bu yaşlarda bence bu yaşlarda böyle şeyler normal. Nedir peki sorun dediğin canım?
+ Ya arkadaşlar konuşuyorlardı, ben de onlardan duydum denemek istedim.
– Eee?
+ Baya bir süre yaptım ama olmadı.
– Ne olmadı?
+ Sıvı birşey akar ya hani o olmadı. Ancak 2 saat falan sonra oldu ama çok yoruldum. Sonra internetten falan da araştırdım normal değilmiş bu kadar sürmesi.
– Aslında evet normal değil bu kadar sürmesi. Belki ilk kez yaptığın için böyle olmuştur daha sonra denedin mi?
+ Denedim yine aynı, 1.5-2 saatten önce olmuyor. Çok uzun sürünce ben de yorulup bırakıyorum. Akmayınca da rahatlayamıyorum, hayalarım ağrıyor. O yüzden de moralim bozuluyor.
– Allah allah şaşırdım ben de, niye olur ki böyle bir şey.
– Bilmiyorum.
Bir süre ikimiz de sustuk sonra annem “e çıkar da bi dene bakalım bi de ben bakayım anormal birşey var mı” dedi.
– Nasıl yani sen bakarken mi?
+ Evet, ne var bunda tatlım ben senin annenim normalde böyle bir şey yapmazsın ama ortada anormal bir durum var ben de annen olarak merak ediyorum, endişeleniyorum. Bunda utanılacak bir şey yok bitanem.
Benden bir hamle gelmeyince annem eliyle önce eşofmanımı çekip çıkarttı, sonra da boxerımı. Sikim zaten kalkık vaziyetteydi. Annem “e hadi bebeğim, çekinecek bir şey yok dedim sana.” Utana sıkıla sikimi elimle kavrayıp ileri geri yapmaya başladım. Fakat değişen bir şey yoktu. Yarım saat geçmişti annem “hala yok mu bi hareketlenme” dedi.
– Yok anne.
+ Acaba birşeylere falan baksan etkisi olur mu?
– Nasıl yani birşeylere?
+ Hani videolar falan olur ya bununla ilgili internette, porno falan tarzında yani.
Yine o arkadaşlarımla olan muhabbetlerde falan duymuştum bu porno olaylarını ama hiç açıp izlememiştim, annemden bunları duyunca daha da utandım.
– Bilmiyorum ki anne izlemedim daha önce hiç.
+ Dur bakalım bir de öyle deneyelim.
Annem kalkıp masamın üzerinden laptopumu alıp geri döndü “biraz kenara çekil bakalım” dedi. Söylediğini yaptıktan sonra o da sırtını arkaya yaslayıp yanıma oturdu ve bacaklarını uzattı. Laptopu bacaklarının üzerine koyup açtı ve Google’a porno yazdı. Çıkan sitelerden birine tıkladı, ilk kez porno görüyordum. Annem “hangisini açayım canım” diye sordu. Ben hala çok utanıyordum. “Bilmiyorum” dedim, “rastgele aç işte birini”. Annem dediğim gibi videolardan rastgele birini açtı, ben o sırada mastürbasyona devam ediyordum. Annem “canım şimdi videoya odaklan kendini orada gibi hayal et” dedi. Dediğini yapmaya başladım, 15 dakika geçti video bitti ama bende hala değişen bir şey yoktu. “Off kolum çok yoruldu” diyip bıraktım. Annem de hala boşalmadığımdan şaşkındı ama beni üzmemek için çaktırmamaya çalışıyordu. Yeni bir video açıp, “hadi biraz daha dene bebeğim gayret et” dedi. “Olmuyor işte anne, hem kollarım çok yoruldu” dedim. Bunun üzerine annem hiç beklemediğim birşey yaptı ve sikimi kavrayıp ileri geri yapmaya başladı. Şok olmuştum.
– Anne ne yapıyorsun?
+ Tatlım sen de söyledin kolların çok yoruldu, biraz da ben devam ediyim.
– İyi de anne, sen benim annemsin.
+ N’olmuş annensem tatlım, altı üstü elimle ileri geri yapıyorum.
Çoğu insan için böyle bir durum lafı dahi edilemeyecek imkansız birşeydi ama annemle aramızdaki ilişkiyi düşünüce haklıydı, aslında o kadar da anormal bir durum yoktu. Kendimi annemin kollarına bıraktım ve videoya odaklanmaya başladım. Bir süre sonra annemin de kolu yoruldu ve diğer koluna geçti.
Yaklaşık 1.5 saati geçtiğimizde bir hareketlenme hissettim, anne geliyor galiba dedim. Annem de sevindi, heyecanlı bir ses tonuyla “tamam bebeğim, şimdi hiç kasma kendini rahat bırak” dedi. Elini de iyice hızlandırdı ve 5-10 saniye sonra inleyerek boşalmaya başladım. Döllerim bir fıskiyeden akarcasına fışkırıyordu, kendimden geçmiştim. Annem boşalmaya başladıktan sonra yaklaşık 1 dakika hiç durmadan ileri geri yapmaya devam etti. En son içeride hiçbirşey kalmadığına emin olduktan sonra elini çekip “ohh sonunda” dedi. Ardından da “çok yordum oğlum beni” diye ekledi gülümseyerek. Sonra dur bakalım bir kıpırdama yerinden diyerek kalkıp odadan çıktı, elinde kağıt havlularla geri döndü. Yatağın kenarına oturup önce eline bulaşanları ardından da sikimdeki ve etrafındaki dölleri güzelce temizledi.
Sonra bana baktı ve eliyle başımı okşayıp “takma kafana bebeğim, böyle böyle aşacağız inşallah bu problemini, ben sana yardım etmek için elimden geleni yapacağım canımın içi tamam mı” dedi. Başımla sallayarak onayladım ardından döllerimle yapış yapış olan kağıt havluları da alıp odamdan çıktı.
Artık evin içindeki özgürlüğümün sınırları daha da genişlemişti. Salonda ya da evin herhangi başka bir yerinde rahat rahat mastürbasyon yapıyordum, annem durumumu bildiği ve üzüldüğü için birşey demiyordu hatta kendisi teşvik ediyordu buna. Bazen salonda annemle birlikte televizyon izlerken mastürbasyon yapıyor yorulunca anneme “annecim biraz da sen devam etsen” diyordum o da “tabi bebeğim” diyor ve ikiletmeden eline alıp sıvazlamaya başlıyordu. Gerçekten beni inanılmaz seviyordu annem, taparcasına. Ve mutlu olmam için yapmayacağı şey yoktu. Tabi genel olarak hayatında rahat, toplumun ahlak kurallarını pek umursamayan biri olduğundan yaptıkları da çoğu insan için sınırı aşan şeylerdi. Zaten o da bunu farkındaydı ve bana “hayatım bu aramızda geçenleri başka kimseye anlatma olur mu, bana göre anormal bir durum yok ama herkes bunu anlamayabilir” demişti.
Günler böyle geçiyordu, ben mastürbasyonlarıma devam ediyordum daha doğrusu ediyorduk ancak değişen birşey yoktu, boşalmam hala minimum 1.5-2 saat sürüyordu.
O gece annemin yatağında beraber uyumuştuk, hikayenin başında bahsettiğim gibi annem bana çok düşkün olduğundan ara ara yanında uyumamı ister. Sabah uyandım, haftasonuydu okul yoktu. Sabah ereksiyonu yüzünden sikim kalkık vaziyette uyanmıştım, mastürbasyon yapmaya karar verdim. Annem henüz uyanmamıştı ben boxerımı çıkartıp geriye doğru yaslanıp çekmeye başladım.
Yaklaşık bir saat geçti ve iyice yorulmuştum o sırada annem uyandı gözleri uykulu vaziyette bana bakıp “günaydın hayatım” dedi ve dudağıma bir öpücük kondurdu, “günaydın annecim” diye yanıtladım.
“Yine iş üstündesin bakıyorum” dedi gülerek. Ben de yine gülerek “evet annecim sabah sabah kalkmış yine indireyim diye uğraşıyorum” dedim. Yataktan kalktı, üzerinde siyah renkte saten bir gecelik vardı. Lavaboya gitti. Elini yüzünü yıkadıktan sonra geri geldi ve yanıma uzandı.
– Yorulduysan ben devam edeyim canım.
+ Çok iyi olur anne ya bir saati geçti, kollarım uyuştu.
Annem eline alıp sıvazlamaya başladı, uzanınca saten geceliği iyice sıyrılmıştı. Siyah dantelli külotu gözüküyordu. On dakika geçmişti ki annem “canım ne zamandan beri sürekli bunu yapıyoruz hala değişen birşey yok acaba farklı birşey mi denesek artık?” dedi.
– Nasıl yani farklı birşey
+ Yani sonuçta boşalmak için iyice tahrik olman lazım, elle bunu yapmak zor biraz.
– E ne yapacağız peki?
“Şunu” dedi ve birden eğilerek sikimi ağzına aldı. Hem şok olmuştum hem de kasıklarımı müthiş bir zevk kaplamıştı. “Anne ne yapıyorsun” dedim. Annem kafasını kaldırıp hafifçe gülümseyip eliyle “şşş” işareti yapıp tekrar ağzına aldı ve devam etti. Ağzının içi sıcacıktı ve inanılmaz bir zevk alıyordum, arada bir çıkarıp eliyle bir süre ileri geri yapıyor, taşaklarımı da ağzına alıyor sonra yalamaya devam ediyordu. Bir süre sonra geleceğimi hissettim ve “anne geliyor” dedim inleyerek. Annem bana doğru bakıp gözlerini kırparak tamam anlamında bir işaret yaptı ve sikimin bir kısmı ağzının içindeyken eliyle git gel yapmaya başladı. Ve çok geçmeden inleyerek şiddetli bir şekilde annemin ağzının içine patladım, annem hiç durmadan devam etti. Boşalmam bittikten sonra ağzında biriken dölleri göbeğimin üzerine tükürdü ardından yatağın yanındaki komodinin çekmecesinden peçete alıp dölleri güzelce temizledi ve bana bakıp gülümseyerek “rahatladın mı tatlım” dedi. “Anne bu inanılmaz birşeydi” diye cevapladım. “Oyy yerim seni bitanem benim” diyip yanaklarımı sıktı ve “bundan kimseye bahsetmek yok tamam mı, bu bizim küçük sırrımız” dedi. “Tabi ki annecim anlatılır mı böyle birşey” diye yanıtladım.
Ertesi gece yine beraber yatacaktık eşofmanlarımı giyip annemin odasına gittim. Geceliğini giymiş aynanın karşısına oturmuş saçlarını tarıyordu. Yanına gidip “annecim” dedim, “dün sabah yaptığını yapsan yine olur mu”. Annem gülerek:
– Azgın oğluşum benim yine mi istiyorsun
+ Evet anne çok zevkliydi
– Tamam bebeğim yaparız yine sen birşey istersin de ben hayır diyebilir miyim hiç.
Çok mutluydum eşofmanımı, boxerımı herşeyimi çıkarıp yatağa attım kendimi. 5 dakika kadar sonra annem saç taramasını bitirip yatağa yanıma geldi. Önce yanağıma ve dudağıma birkaç öpücük kondurup “bebeğim benim” diye saçlarımı okşayıp sevdi. Ardından eğilip sikimi ağzına aldı, sırtı bana dönük vaziyetteydi, kısacık geceleği tamamen sıyrılmış, altındaki leopar desenli küçücük külotundan fışkıran kalçaları kabak gibi ortadaydı.
Yaklaşık yarım saat olmuştu, kendimden geçmiştim adeta. Mastürbasyonlarda bana ilk yardım etmeye başladığı zamanlarda hala anneme karşı o tarz şeyler hissetmiyordum ama artık aldığım zevkle kafamda film kopmuştu. Birden gayri ihtiyari elimi annemin açıkta duran kalçasına attım. Annem tepki vermeden yalamaya devam ediyordu. Elimle ileri geri yapıp okşamaya ve sıkmaya başladım annem hala tepki vermeden emmeye devam ediyordu. Bundan cesaret alıp elimi biraz yukarı beline doğru kaydırdım ardından yavaşça külotundan içeri soktum. Ellerim çıplak kalçalarında geziniyordu ve annem iştahla yalamaya devam ediyordu. Tepki vermeyeceğine artık iyice emin olduğum için bir adım daha ileri gittim ve elimi biraz daha aşağı doğru götürdüm, amını okşamaya başladım, ardından yavaş yavaş parmağımı soktum, sonra oradan çıkarıp bu kez de götünü parmakladım bir süre.
Ok yaydan çıkmıştı, artık bir hamle daha yapıp bu işi sonuca bağlamam gerekiyordu. Elimi külotundan çıkardım eğilip annemi kollarından tutup sırt üstü yatırdım, geceliğinin askılarını indirdim, sütyen yoktu koca memelerine yumuldum. Birini yalıyor bırakıp diğerine geçiyor, sonra tekrar öbürüne dönüyordum. Annem hiçbir şey demiyor sadece elleriyle başımın üstünden beni memelerine doğru bastırıyor arada bir de “ohh, ahh” diye inliyordu. Ardından geceliğini tümden çıkardım, yalnızca külotu vardı üstünde. Sonra külotunu çıkarıp amına yumuldum. Annem yine elleriyle başımın üstünden bastırıyor bir yandan da “bebeğim, canım oğlum, bitanem” diye inliyordu.
Artık zamanı gelmişti kafamı kaldırdım, annemle göz göze geldik. Üzerine uzanıp bacaklarımın arasında yerini aldım, ilk kez olacağı için çok acemiydim, annem eliyle sikimi tutup amına doğru soktu ardından elleriyle belime bastırarak iyice girmesini sağladı, artık bundan sonrası bendeydi önce yavaş yavaş girip çıkmaya başladım ardından iyice hızlandım annem yine “bebeğim, aşkım harikasın aslan oğlum” diye inlemeye devam ediyordu. Yaklaşık yarım saat böyle devam etti, arada pozisyon değiştiriyorduk. Sonra boşalacağımı anladım hemen çıkıp sikimi annemin yüzüne doğrulttum birkaç kez sıvazladıktan sonra şiddetli bir şekilde patladım, annemin yüzü, saçları her tarafı döl içinde kalmıştı. Annemin yanına doğru yığılıp kaldım, inianılmaz zevkliydi ama ikimiz de nefes nefese kalmış çok yorulmuştuk.
5-10 dakika öyle yattık, ardından annem komodininin çekmecesinden peçete alıp yüzündeki dölleri temizledi. Sonra bana doğru bakıp yüzümü iki elinin arasına alıp “şimdi tam bi erkek oldun işte bebeğim” dedi. Ardından da “artık problemini de dert etmene gerek yok, anneciğini istediğin kadar sikebilirsin bitanem” dedi.
-Anne sen harikasın, inanılmazsın
+Sen de öylesin meleğim benim diyip dudaklarımdan öptü.
Sonra “hadi gel bi duş alalım böyle terli terli yatılmaz” dedi, birlikte onun odasındaki banyoya girdik önce beni güzelce köpükleyip her yerimi yıkadı, sonra kendisi de yıkandı. Çıkıp kurulandık ve hemen yatağa attık ikimiz de çok yorulmuştuk çok sürmeden de uykuya daldık.
Sabah annemin sesiyle uyandım “Onuur hadi kalk bebeğim, bugün pazartesi okul var.” Hafifçe doğrulup baktım annem üzerinde iç çamaşırlarıyla gardırobun önünde kıyafet seçiyordu. Yataktan kalkıp annemin odasındaki banyoya doğru gidirken annemin götüne bir şaplak atıp “günaydın annecim” dedim. Dönüp gülümsedi “günaydın bitanem” diye yanıtladı ardından banyoya girdim kapıyı örtme gereği duymadan klozetin önüne gelip işemeye başladım, sonra elimi yüzümü yıkayıp odaya döndüm. Annem hala giyinmemişti, bana dönüp elindeki birbirinden seksi üç eteği gösterip sordu:
– Bebeğim sence hangisi?
+ “Bence hiçbiri annecim böylesi en güzeli, hatta şu külota bile gerek yok” dedim sırıtarak.
Annem de güldü ve “bence de öyle hayatım ama bu sadece sana özel işe giderken birşeyler giymek zorundayım o yüzden sence hangisi?” diye sordu tekrar. Ben de şöyle bir bakıp siyah dizüstü ve andan yırtmaçlı olan eteği seçtim. “Teşekkür ederim” bebeğim dedi ve eteğini giydi, ardından üzerine beyaz bir gömlek giyip yukarıdan çatalının gözükmesini sağlayacak şekilde birkaç düğmesini açtı. Ben de odama gidip giyindim ardından kahvaltımızı yapıp çıktık.
Okulda gün boyu annemin hayaliyle içim içime sığmadı, son derse kadar dakikaları hatta saniyeleri saydım. Okul biter bitmez soluğu evde aldım annem benden önce gelmişti, mutfakta tezgahın önünde yemek hazırlıyordu üzerini değiştirmemişti hala sabahki eteği ve gömleği altında da siyah, rugan topuklu ayakkabısı vardı. Geldiğimi duyunca “hoşgeldin bebeğim” diye seslendi. Çantamı bir kenara atıp doğruca mutfağa daldım ve ellerimi belinden dolayıp tüm vücudumla sarılıp “hoşbuldum annecim” dedim ve boynundan öptüm.
– Nasıldı günün tatlım?
+ Tüm gün akşam olsun da eve geliyim diye bekledim, seni çok özledim annecim
– Oyy kıyamam sana
+ Anne yine yaparız di mi dünkü şeyi
– Yaparız annecim ama önce şu yemeğimizi bi yiyelim acıkmışsındır sen de
Annemi mutfakta bırakıp odama gittim boxer dahil üzerimdeki herşeyi çıkarıp geri mutfağa döndüm. Annem çırılçıplak görünce “ee tabi erkeğin malı meydanda olur” diyip bi kahkaha attı. Ben de “valla annecim benimki bundan sonra hep meydanda olacak, senin de öyle olmanı istiyorum bundan sonra bu evde giyinik dolaşmayı yasaklıyorum” dedim gülerek. Annem de “tamam küçük erkeğim sen yeter ki iste” dedi. Annem yemekle uğraşırken ben de onu soymaya başladım önce eteğini ardından gömleğini ve iç çamaşırlarını çıkardım. Yemek de hazır olmuştu ikimiz de çırılçıplak sofraya oturduk yemeye başladık bir yandan da sohbet ediyorduk. Bu sırada anneme gün boyu aklımda olan bir şeyi sormaya karar verdim.
– Anne sana birşey sorabilir miyim?
+ Tabi tatlım.
– Sen hiç arkadan yani götten yaptın mı?
Annem önce şaşırıp gülümsedi.
– Babanla evliyken bir kez yapmıştık.
+ Sonra bir daha niye yapmadınız?
– Çünkü anal seks biraz fazla acıtıyor canım.
+ Peki benimle de yapar mısın?
– Haşin erkeğim benim çok mu istiyorsun annenin götüne girmeyi bakalım?
+ Evet çok istiyorum anne yani çok merak ediyorum, lütfen lütfen.
– Tamam hayatım. Oğluşum benden birşey ister de ben onu kırabilir miyim hiç.
Çok mutluydum ve heyecanlıydım annemin o seksi götüne girecektim.
İkimiz de yemeğimizi bitirdik anneme “hadi anne çabuk yatağımıza geçelim artık” dedim. “Tamam bebeğim şu masayı toparlayayım geçelim” dedi. Bir saniye bile dayanacak sabrım kalmamıştı gidip hemen yataktaki yerime aldım, 1-2 dakika sonra da annem geldi önce öpüşmeye başladık ardından annem yarrağımı ağzıma aldı sonra 69 pozisyonuna geçtik bir süre bu pozisyonda birbirimizi yaladık. Artık vakit gelmişti annem üzerimden kalkıp kozmetik eşyalarının olduğu komodininden bir krem aldı, ardından bu kremi bana verip domaldı ve “bebeğim bu kremi götümün deliğine ve çevresine iyice sür daha rahat girmesini sağlar” dedi. Hemen söylediğini yapmaya başladım kremi iyice sürüp yaydıktan sonra bir iki kez de parmağımla bastırarak deliği açtım. Ardından sikimin başını deliğe dayadım ve yavaşça soktum. Sonra bir kısmını sonra bir kısmını daha derken artık sikim tamamıyla içerideydi. Yavaş yavaş gidip gelmeye başladım. Sonra hızlandım, annem inliyordu, acı çektiği belliydi. Kıyamayıp “annecim acıyorsa çıkartayım” dedim “yok bebeğim devam et” diye cevapladı. Canı yanıyordu ama ben çok istediğim için yine de devam ediyordu.
Götü daracıktı ve müthiş zevkliydi. Yarım saat kadar siktim ve ardından götünün derinliklerine boşaldım ve üzerine yığıldım. O yorgunlukla ikimiz de uyuyakalmışız. Sabah erkenden kalkıp birlikte duş aldık ve kahvaltımızı yapıp evden çıktık.
Artık günlerimiz hep böyle geçiyor benim okulum onun da işi haricinde neredeyse hiç dışarı çıkmıyoruz, günlerimiz evde sevişerek geçiyor ve ikimiz de bu durumdan çok memnunuz.
Sevgiler.

YASAK DUYGULAR 7

YASAK DUYGULAR 7
Sabah olduğunda, alarmın sesi ile zor bir şekilde uyandım. Çok güzel bir rüya görmüştüm ama tam olarak hatırlamıyordum. Hemen kalkıp üzerime pijamalarımı geçirdim. Yüzüm çok güzel görünüyordu, tenim resmen canlanmıştı. Yanaklarım al al olmuştu, uzun zamandır böyle bir şey yaşamamıştım gerçekten de. Hayallerimde neler olduğunu hatırlayamasam da, uyanmak istemeyeceğim kadar güzel olduğunu biliyordum.
Çok farklı bir sabaha uyanmıştım. Bunu biliyordum ve bu da gerçekten inanılmaz bir histi. Ne kadar güzel ve iyi hissettirdiğini unutmuştum. O kadar da zaman geçmiş gerçekten de… Yine de oğlum için bu kadar zamandır uğraşıyordum. Ve yine aynı şeyi yapıyordum, asla ama asla geçmiş zaman için pişmanlık duymuyordum. Duymazdım da…
O anda aklıma gelmişti…
Unutmuştum. Gece oğlumun yanına uğrayacağıma söz vermiştim. Ama unutmuştum. Hemen saatime baktım… İnanamıyordum çok fazla zamanım da yoktu. Hemen ona kahvaltı hazırlamam gerekiyordu.
Hemen odamdan çıktım ve oğlumun odasına doğru ilerledim. Kapısına hafifçe tıklattım.
“Bebeğim? Uyandın mı?”
Ses yoktu.
Kapısını yavaşça açtım. Hemen yatağını gördüm, yorganı üzerine çekmiş, yüzünü duvara dönmüş bir şekilde uyuyordu. Daha uyanmamıştı.
“Canım? Hadi uyan. Sabah oldu bebeğim. Kahvaltı yapman gerekiyor.”
Mırın kırın ediyordu, her sabah aynıydı. Ama uyanması gerekiyordu.
“Canım hadi uyan…”
Konuşurken aynı anda ona doğru yaklaştım ve yorganını kenarından tutup hafifçe kaldırdım. Yorganı açtığımda, heyecanlandığımı fark ettim. Oğlum üzerine bir şey giymeden uyumuştu. Üzerini açtığımda bir an farkına varmadı. Daha sonra farkına vardığında hemen başıyla hafifçe bana döndü ve beni gördüğü gibi panikledi. Hemen yorganı tuttu ve kendi üzerini örttü. O anda kendime hakim olamadım ve gülmeye başladım.
Ama gülmeme çok bozulmuştu.
“Canım benim…” dedim yumuşak bir sesle, “Neden alınıyorsun ki? Kendini saklayacağın bir şey yok. Dün geceden beri aramızda gizli saklı bir şeyler kalmadığını sanıyordum…”
Yüzüme bakmıyordu. Yüzü duvara dönük bir şekilde üzerini örtmüş ve de iyice kapanmıştı.
Konuşmadı.
“Bebeğim, sorun ne?” dedim ve yatağın kenarına oturdum.
Omzuna dokundum ama kendini geri çekti.
“Anne… Dün için…”
Kekeliyordu.
“Canım, dün her şey olması gerektiği gibi oldu. Pişman mı oldun? Neden öyle düşünüyorsun? Ne oldu da canın sıkıldı?”
Bir an durdu, gözleri ile bana bakıyordu ama bana kırgın gibiydi. Neden öyle olduğunu anlayamıyordum.
“Bebeğim ne oldu? Annene anlatabilirsin…” dedim yumuşak bir sesle. Aynı zamanda elim omzunda, onun omzunu hafifçe okşuyordum.
“Dün gece öyle düşünmüyordun galiba…” dedi sessizce.
Tam da beklediğim gibi olmuştu.
Alınmıştı.
“Canımın içi öyle şey olur mu… Gece uyumuşum…”
Tekrar yüzünü duvara dönüp omuz silkti.
“Tabi tabi…”
İnanamıyordum. Gerçekten de çok fazla alınmıştı. Ne yapacağımı da bilmiyordum, ona tutup da olanları hayal ederek boşaldığımı anlatamazdım. Bu çok fazlaydı, onun kaldırabileceği bir bilgi değildi. Bu, onu istismar etmek demekti. Gereksiz yere etkileyebilirdim. Ona yardım etmek için bu olaylar başlamıştı. Tamamen bir maksat ile… Bu ise… Daha farklıydı, beni etkilemesi gerçekten olayların boyutunu değiştirirdi.
“Hayatım benim ya…” dedim ellerim saçlarını okşarken. Ne kadar da güzel saçları vardı, aynı babası gibi… Yumuşacıktı… “Alakası yok, sen benim için çok değerlisin. Yaptığımdan gram pişmanlık duymuyorum. Uyumuşum, biraz yorgundum biliyorsun.”
Yine bana dönmemişti.
“Bebeğim, dün gece… Öyle değildi… Aksine… Ben de çok keyif aldım. Seni yoksa ihmal eder miyim…”
O sırada bana döndü ve saçlarını okşayan ellerim bir anda durdu. Gözleri, gözlerime bakıyordu. Mutlu olduğu bakışından belliydi.
“Sen de mi… Keyif aldın?”
Tam da beklediğim yere takılmıştı. Aklının nasıl çalıştığını çok iyi biliyordum. Bu bilgiyi ona vermek istemiyordum. Ama ne yazık ki vermiştim. Çünkü haklıydı, bir söz vermiştim ama o sözümde durmamıştım. Bir de ödevini yapmış mıydı? En iyisini bunu sormak gerekiyordu.
“Bebeğim sen ödevini yaptın mı?”
Yine yüzü düşmüştü.
“Tabi ki yaptım… Ama işte… Sonrasında bekledim sen yoktun…”
O anda içim gerçekten çok kötü oldu, çünkü haklıydı. Ben sözümü tutmamıştım ama o tutmuştu.
“Nerede ödevin canım?” diye sordum. Yalan söyleme ihtimaline güveniyordum. Yoksa bana karşı pek iyi bir tavır sergilemesi mümkün değildi. Zaten bunalımdaydı. Zar zor düzeltmiştim dün onu, bir şekilde haklı bir tarafım olmak zorundaydı.
“Masanın üzerinde…” dedi omuz silkerek duvara dönerken. Yine, bana küsmüştü.
Hemen kalktım ve masanın üzerindeki kağıtlara baktım. Gerçekten de hepsi yapılmıştı. Elime aldım ve baktım. Hepsini yapmıştı, onları yapmak için araştırma yapması da gerekliydi. Hepsini bir şekilde bitirmiş olmasına şaşırmıştım çünkü umduğum şey en iyi ihtimalde yarım yamalak yapmasıydı. Haklı çıkma olasılığım iyice düşmüştü.
“Evet yapmışsın…Aferin benim oğluma!” dedim neşeli bir sesle. Ama beklediğim gibi bana dönüp, neşesi yerine gelmedi. Hareket bile etmedi.
“Bebeğim, hadi kalk. Tamam, söz sen gelince kendimi affettireceğim. Dersine gitmelisin.”
“İstemiyorum…” dedi. Sesindeki o kırgınlık, o buz gibi his… Beni benden almıştı.
Kendi hayatını böyle karartmasına izin veremezdim. Hemen kalkmalı, yemek yemeli ve dersine gitmeliydi. Ödevini bile yapmasına rağmen gitmek istemiyordu.
“Canımın içi bak ödevini de yaptın hadi kalk…” dedim artık yalvarır bir ses tonuyla.
Umursamadı. Yanıt bile vermedi.
Ama benim çözümlerim tükenmemişti…
Pijamamın üst tarafını üzerimden çıkardım ve hemen onun kafasına fırlattım. Üzerine geldiği anda hemen sarsıldı ve doğrultu. Pijamamı üzerinden alıp, görüş açısını düzelttikten sonra sütyen ve alt pijaması ile duran annesine baktı. Gözleri büyümüştü.
“Anne…”
Söz söylememe gerek yoktu. Zaten yapmam gereken belliydi. Dün gece, çok daha azını yapmam lazımdı ama artık hatamı telafi etmem gerektiği için normalden daha fazla uğraşmam gerekiyordu. Kendimi affettirmek zorundaydım.
Ellerim yavaşça bedenimde gezdi ve belimden aşağı doğru indi. Parmaklarım, pijamamın lastiklerini bulduğunda iyice doğruldu ve gözlerini büyükçe açtı. Beni dikkatlice izliyordu. Parmaklarım lastikten içeri geçince hafifçe yanlara doğru açtım. Ve kalçamı biraz geriye doğru çıkararak yavaşça çıkarmaya başladım. Gözleri, ona eğildiğimde iyice ortaya çıkan göğüslerime kaymıştı.
“Hoşuna gitti mi?” diye sordum gözlerine bakarak.
“Evet…” diye fısıldadı. O kadar şirin gözüküyordu ki. Onun bu halini görmek için ölebilirdim. Daha demin bana kızgın olan o suratının bir anda böyle şevkle bakıyor olması… Ah erkekler diye geçirdim içimden.
“O zaman bunu daha çok seveceksin.” dedim neşeyle ve ona doğru kendimi çevirdim. Kalçalarım ona bakarken iyice eğildim ve pijamamı bileklerime kadar indirdim. Hafifçe eğilmişken, bir yandan da ona bakıyordum.
Gözlerini pörtletmiş bana bakıyordu. O sırada sağ eli erkekliğine gitmiş, kendini okşamaya başlamıştı.
“Çok güzel…” diye istemsizce fısıldadı. Ben de o sırada bileklerimden kurtardığım pijamamı da sol ayağıma alıp ona doğru bir anda kaldırdım ve yüzüne doğru fırlattım. Bu sefer hazırlıklıydı ve gelmeden yakaladı. Elleri ile sıkıca kavrayıp kokladı. Kokumu seviyordu. İstemsizce gülümsedim.
Onu böyle görmeye bayılmıştım.
“Şimdi fikrin değişti mi? Derse gidecek misin?” diye sordum.
Gözlerini benden hiç ayırmadan, pijamamı kokladı ve yanıt verdi; “Evet…”
Doğruldum ve ona doğru döndüm.
“Hadi bakalım, o zaman giyin ve mutfağa gel.” dedim göz kırparak kapıya doğru yönelirken.
“Anne…” dedi sessizce.
Durdum ve ona doğru döndüm. Gözleri kalçalarımdaydı, dantelli iç çamaşırım biraz da kalçalarımın içine kaçmış, tanga gibi gözüküyordu.
“Efendim canımın içi?” diye sordum gülümseyerek.
“Üzerini mi… Giyineceksin…” diye sordu.
“Hayır bebeğim. Hem gözlerin, hem miden doysun. Hadi hızlı ol. Ben de kahvaltı hazırlayacağım.” dedim ve odasından çıktım.
Mutfağa doğru yürürken yüzümde bir gülümseme vardı.
Resmen bir robot gibi olmuştu, artık kimse benim güzel oğlumu yanlış bir yola sokamayacaktı.

iki azgın dula nasıl kaydım

iki azgın dula nasıl kaydım
iki azgın dula nasıl kaydım

Geçtiğimiz ağustos ayında sıcak bir öğle üzeriydi, karşıdan esen sıcak meltem saçlarımı savuruyor,az ilerimdeki inşaatın önündeki kum tepeciğinden aldığı kum tanelerini gözümün içine serpiştiriyordu.Bende bir yandan caddeden karşıya geçmeye çalışırken bir yandan da kum yüzünden yanan gözlerimi ovuşturuyordum.Sonra birdenbire sanki kafama balyozla şiddetle vurmuşlar gibi bir algılamanın ardından her şey bir anda etrafımda döndü ve adeta kuştüyü bir yatağın üzerine düşüyormuşum gibi garip bir hisle kaldırıma düştüm. Yanağım sert kaldırıma yapışmış şekilde bir ara gözlerimi araladığımda beyaz bir kadın ayakkabısının burnumun dibine kadar girdiğini fark ettim.Size enteresan gelecek ama o vaziyetteyken yanıma gelen kadının parfüm kokusunu algılıyor,hatta parfümünün markası hakkında kafamda düşünceler bile oluşuyordu.. Sonra etrafımda koşuşmalar ve sesli konuşmalar duydum..en son hissettiğim şey ise bir arabanın içinin boğucu sıcaklığıydı.Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum,gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey tepemde yuvarlak beyaz bir avizenin üzerinde çiftleşen iki tane kara sinekti.Sırt üstü yattığım yerden kafamı kaldırıp etrafa göz attığımda ise bir hastane odasında olduğumu fark ettim.Kafamdan çeşitli düşünceler geçiyor,buraya nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyordum ki…. Geçtiğimiz ağustos ayında sıcak bir öğle üzeriydi, karşıdan esen sıcak meltem saçlarımı savuruyor,az ilerimdeki inşaatın önündeki kum tepeciğinden aldığı kum tanelerini gözümün içine serpiştiriyordu.Bende bir yandan caddeden karşıya geçmeye çalışırken bir yandan da kum yüzünden yanan gözlerimi ovuşturuyordum.Sonra birdenbire sanki kafama balyozla şiddetle vurmuşlar gibi bir algılamanın ardından her şey bir anda etrafımda döndü ve adeta kuştüyü bir yatağın üzerine düşüyormuşum gibi garip bir hisle kaldırıma düştüm. Yanağım sert kaldırıma yapışmış şekilde bir ara gözlerimi araladığımda beyaz bir kadın ayakkabısının burnumun dibine kadar girdiğini fark ettim.Size enteresan gelecek ama o vaziyetteyken yanıma gelen kadının parfüm kokusunu algılıyor,hatta parfümünün markası hakkında kafamda düşünceler bile oluşuyordu.. Sonra etrafımda koşuşmalar ve sesli konuşmalar duydum..en son hissettiğim şey ise bir arabanın içinin boğucu sıcaklığıydı.Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum,gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey tepemde yuvarlak beyaz bir avizenin üzerinde çiftleşen iki tane kara sinekti.Sırt üstü yattığım yerden kafamı kaldırıp etrafa göz attığımda ise bir hastane odasında olduğumu fark ettim.Kafamdan çeşitli düşünceler geçiyor,buraya nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyordum ki…. odanın kapısı sessizce açıldı..içeriye bir afet-i devran girdi ki, benim babayiğit hasta halimizi umursamadan yerini yadırgayıp şöyle bir kafasını kaldırdı.Kadın,30-35 yaşlarında sarı saçlı,yeşil gözlü, memeleri üzerindeki daracık bodysini delip geçecekmiş gibi duran balık etli mükemmel bir varlıktı.Bana’’geçmiş olsun Ferdi bey,kendinizi nasıl hissediyorsunuz’’derken bir yandan acıklı acıklı gözlerimin içine bakıyor bir yandan üzerimdeki nevresimi düzeltmeye çalışıyordu.Belliki cebimdeki kimliğimi buldular diye düşündüm.Fakat bu güzel kadının hemşire olmadığı kılığından kıyafetinden her şeyinden belliydi..Ben yinede ihtiyatlı davranarak doktor musunuz acaba diye sorunca,yüzünde şeker çalan küçük çocukların takındığı masum bir ifadeyle hayır diye cevap verdi ve açıklama yapmaya devam etti..bir yere acil yetişmesi gerektiği için arabasıyla biraz hızlı gittiğini,aniden karşısına ben çıkınca fren yaptığını ama bana vurmaktan kurtulamadığını,hastane masraflarını peşin ödediğini hiçbir yerimde kırık çıkık olmadığını ertesi gün taburcu olabileceğimi uzun uzun anlattı..demekki kaldırımda yatarken beyaz ayakkabısını gördüğüm bu kadındı.İlerleyen saatlerde ise sohbetimiz büsbütün koyulaştı,adının Aysun olduğunu, bir ithalat firmasının ortağı olduğunu 12 yıllık evlilikten sonra eşinden geçen yıl boşandığını hiç çocukları olmadığını ama sorunun kocasından kaynaklandığını,eski vekillerden olan babasının miras bıraktığı büyük bir evde kendisi gibi yeni boşanan çocukluk arkadaşı bir bayanla birlikte yaşadığını söyledi.O anda aklıma bana arabasıyla vuran bu güzel kadına bir oyun oynamak geldi.Otuz yıldır İstanbul da yaşamama rağmen ona aslen İzmirli olduğumu İstanbul a iş için geldiğimi,İstanbul da hiç akrabam olmadığını,bana arabasıyla vurduğu gün İzmire gitmek için hazırlandığımı ama bu talihsiz kazanın gerçekleştiğini söyledim.Bana bu vaziyette İzmir e gidip gidemeyeceğimi sorduğunda imkansız gidemem..ayakta duracak halim yok birkaç gün bir otelde dinlenirim herhalde diye cevap verince beklediğim tepkiyi verdi ve istersen benim evde birkaç gün kalabilirsin ev çok büyük,bir sürü odası var dedi.Tabi bu ,biraz nazdan tuzdan sonra razı#61514;teklife balıklama atlamak bana yakışmazdı oldum.Ertesi gün Aysun hastanedeki odama,beni evine götürmek için geldiğinde yanında birlikte yaşadığı arkadaşını da getirmişti.Aman tanrım o ne güzellikti…Aysun kadar iri memeleri olmasada mükemmel güzelliğe sahip bir poposu vardı.Angelina Jolly e benzeyen yüzüne kısa siyah saçları o kadar yakışmıştı ki gözlerimi alamıyordum.Yarım saat sonra iki güzel kadın birer koluma girip beni hastane koridorundan geçirirken insanların kıskanç bakışları adeta beni delik deşik ediyordu.Aysun un kullandığı lüx arabayla yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra büyük demir kapı ve güzel bir bahçenin çevrelediği eski konak biçimli triplex bir yapının önüne geldik.İki fıstık hemen odamı hazırlayıp yatağımı yaptılar ve dikkatle beni yatağıma yatırdılar, benim telefonum kazada kırıldığından gerektiğinde onları çağırabileyim diye Aysun kendi cep telefonunu başucuma koydu.O andan itibaren tek düşündüğüm şey bu yavruları nasıl sikebileceğimdi…hastalığımı falan unutmuş,bütün benliğimi dayanılmaz bir sex arzusu kaplamıştı.Eve geldiğim gün vukuatsız geçti,üzerime o kadar düşüyorlardı ki akşam yemeğimi bile yatağıma kadar getirmişlerdi.Ertesi sabah ikisi de işlerine gidip evde yalnız kaldığımda akşama kadar bu yavruları nasıl edipte sikebileceğimi düşünüp kafa patlattım ama sonunda dahiyane bir plan yapmaya muvaffak oldum.Onlar gelmeden hemen üzerimi giyinip bir cd dükkanından Takashi Miike nin Cevapsız Arama isimli gerilim filmini satın aldım ve ardından Aysun un telefonuna kendi kartımı takıp yakın bir arkadaşımı aradım.Ona Aysun ve Nihal in cep telefon numaralarını vererek akşam saat 10 dan sonra her 45 dakikada bir bu numaraları aramasını,kaba değil ama ürkütücü kelimeler kullanarak telefona çıkanları korkutmasını tembihledim.Geriye yavruların eve gelmelerini beklemek kalıyordu.Aysun ve Nihal akşam 8 gibi geldiler…hemen yanıma gelip halimi hatrımı sorduktan sonra duş alıp yemek hazırlayacaklarını söylediler..benide salonda bir kanepeye alarak televizyon seyredersin dediler.Nihal e,sizde Vcd Player varmı?diye sorduğumda evet cevabını alınca derin bir oh çektim.Onların duş almaları,yemek hazırlamaları ve yemek yememizin ardından saat 9.30 olmuştu bile.Elimi çabuk tutmalıyım diye düşündüm ve hanımlara..bu gün çok canım sıkıldığını,biraz evin bahçesine çıktığımı,seyyar bir vcd satıcısı gördüğümü ve seyretmek için bir film satın aldığımı ama sonra birlikte seyrederiz diye vazgeçip akşamı beklediğimi söyledim.Bunun üzerine Aysun elimdeki filmi alıp vcd player a taktı…arkadaşım her an telefonlardan birini arayabileceği için filmin başındaki reklamları seyredecek vakit yoktu hemen kalkıp cd yi ileri sardım ve film başladı.Daha önce filmi seyrettiğim için filme değil hanımların filme verdiği tepkilere dikkat ediyordum.İkiside tam filmin etkisine girmişlerdi ki Nihalin telefonu çaldı.Telefonda neler konuşulduğunu bilmiyordum ama nihalin yüzü şekilden şekle giriyordu.Ben neler olduğunu,neden endişelendiğini sorunca..sapığın biridir önemli değil diye cevap verdi ve tekrar filme geri döndük.Yarım saat sonra bu kezde Aysunun telefonu çaldı aynı endişe ve korkuyu Aysunun yüzündede görünce planımın iyi işlediğini anlamıştım.Aysun ve Nihale telefonlarını kapatmalarını söylediğimde bütün eş dost akraba ve iş bağlantılarının bu telefonların ucunda olduğunu kapatamayacaklarını söylediklarinde benda yangına körükle gidip haklısınız her şey olabilir dünyayla bağlantıyı kesmemek gerek deyiverdim.Film bittiğinde saat 12 civarıydı ama sexy dulların yüzlerindeki endişeyide görebiliyordum..Sabah yine işe gitmeleri gerektiği için fazla sohbet edemeden ikiside yatmak istediklerini söyleyip odalarına gittiler.Tabi bu arada telefonlara gelen çağrılar devam ediyordu.Ardından bende odama çekilip üzerimde ne var ne yok çıkartarak çırılçıplak yatağıma yatıp olacakları beklemeye başladım.Aradan 45 dakika geçmiştiki Aysun ve Nihal birlikte odamın kapısını çaldılar..telefonların devam ettiğini,ikisininde ayrı odaları olduğunu,önce birlikte yatmaya karar verdiklerini ama yinede korktuklarını bu yüzden odama geldiklerini söylediklerinde neredeyse sevinçten uçacaktım.Onlara bu gece aynı odada kalabileceğimizi, ben varken hiçbirşeyden korkmamalarını iyice empoze ederken odada başka yatacak yer olmadığı için ikisinide yatağa davet edip bu gece yanımda emniyetle yatabileceklerini,hiç korkmamalarını söyledim.İki kadın benim çıplak olduğumu fark etmeden geldiler iki yanıma yattılar..biraz sohbetten sonra ikiside bana arkasını dönüp uyumaya koyuldu ama kıpırdanmalarından uyumakta zorlandıklarını anlayabiliyordum.bana ilk yüzünü dönen Aysun oldu.Bende ona yüzümü döndüğümde nefeslerimiz birbirine karışacak kadar yakınlaşmış,loş ışıkta birbirimizin gözlerine bakıyorduk.Bir süre bu şekilde bakıştıktan sonra ben çarşafın altından yavaşça Aysunun elini tutup sanki teselli eder gibi önce göğsüme koydum..oradan yavaş yavaş aşağıya sikime doğru götürdüm..taş gibi olmuş dimdik sikime eli değince biraz tedirgin olup geri çekmek istedi ama elini bileğinden sıkıca tuttuğum için kurtulamadı ve daha fazla direnmeyi bırakınca minicik,yumuşak elini taşaklarıma kadar indirdim o da daha fazla dayanamamış olacakki kendini koyverdi ve hırsla taşaklarımı avuçlamaya sikimi sıvazlamaya başladı.Taş gibi kocaman olmuş yarağımın ucundan sızan zevk sıvılarının Aysunun eline bulaştığını hissedebiliyordum.Sikimin okşanması beni deliye çevirmişti hemen aysunun güzel dudaklarına yumulup derin Fransız öpücükleri kondurmaya başladım çılgınlar gibi öpüşürken bir yandanda iri melerini avuçluyor ucunu parmaklarımla sıkıyordum diğer tarafımızda Nihal hiçbirşey olmamış gibi bize arkasını dönmüş yatıyordu ama onunda uyanık olduğundan emindim.Aysunun dudaklarından yavaş yavaş boynuna oradan iri memelerine inip yalamaya başladım memelerinin misket gibi olmuş tatlı uçlarını ak**e şekeri gibi ağzımda eritiyor onu zevkten inletiyor kıvrandırıyordum yavaşça daha aşağılara..göbeğine ve oradanda tatlı amına indim Aysunun balkutusu zevk sıvılarıyla sırılsıklam olmuş alev alev yanıyordu.Kalçalarına kadar indirdiğim mis kokulu külotunu bana daha fazla engel olmaması için bir hamlede hoyratça çekip en ince yerinden koparttım artık Aysunun kadın kokan tatlı amcığı ve çiçek gibi göt deliği dilime amadeydi.Dilimi bir amına bir götüne sokuyor ağzıma burnuma Aysunun zevk sıvıları bulaşıyordu bende onları zevkle yutuyordum.Ben Aysunun amını götünü dillerken yanıbaşımda arkası bize dönük yatan Nihalin sol kolunun ritmik hareketler yaptığını fark ettim çarşafın altında ne yaptığını göremiyordum ama tahminim doğruysa harika olacaktı. Aysunun zevkten vıcık vıcık olmuş amını yalarken sanki yanlışlıkla olmuş gibi elimi Nihalin ön tarafına doğru kaydırdığımda elinin eşofmanının içinde olduğunu,onunda gizlice amını parmakladığını fark ettim.Dilimi Aysunun amından çekerek Nihali nazikçe sırt üstü çevirip bir hamlede eşofmanıyla birlikte külotunu aşağı indirdim ve onunda zevkten sırılsıklam olmuş amını yalamaya başladım.Bir yandan parmağımla Aysunun göt deliğine masaj yapıyor bir yandanda Nihalin buram buram sex kokan tatlı amını dilimle mest ediyordum.İki azgın dulun uzun zamandır yarağa hasret kaldıkları her hallerinden belliydi.İkiside zevkten deliye dönmüş tatlı tatlı inliyor,kalın ve damarlı yarağımı amlarına bir an önce sokmam için telepatik olarak yalvarıyorlardı.Sikimin tadına ilk Aysuna baktırmaya karar vererek Nihali bırakıp Aysunun bacak arasına geçtim kazık gibi olmuş kocaman sikimi amının dudakları arasında biraz gezdirdikten sonra sırılsıklam amcığına birden kökledim Aysun derin bir oh çekip başını geriye atmasıyla beni belimden sıkıca yakalaması bir oldu..yarağımı her kökleyişimde nihayet..nihayet diye çığlıklar atıyor ateş gibi amcığıyla koca sikimi boşluk bırakmadan sıkıca sarıyordu.Bu arada Nihal dizlerinin üzerinde doğrulmuş,ben Aysunu sikerken oda boynumu kulağımı yalıyor tatlı nefesiyle beni deliye çeviriyordu.Az sonra aysun sikimin altında sarsıla sarsıla boşalırken,erkeğimmm..canım kocacığımmm..diye yüksek sesle çığlıklar atıyor sanki sikimi amının içinde kırıp oradan hiç çıkarmak istemiyorcasına sert hareketler yapıyordu.Nihayet orgazm olup sakinleştiğini fark edince zevk sıvılarına bulanmış sikimi Aysunun amından çekip Nihal i saçlarından tutarak yarağıma doğru yaklaştırdım.Nihal yarağımı yüksek devirli bir elektrik süpürgesi gibi emiyor,sikimi ağzına her sokuşunda sanki içimden bir şeyler kopuyormuş hissi veriyordu.Azgın dul Nihali yaraktan daha fazla mahrum etmeye hakkım olmadığını düşünüp arkasını çevirip domalttım..amının zevkten kabarmış dudakları arkasından taşak gibi çıkmış,içine girmesi için adeta sikime yalvarıyordu.Karşımdaki arzulu ve sikilmeye hazır amıcığı daha fazla bekletmedim..zevkten kazık gibi dikelip kafası kadın yumruğu gibi kocaman olmuş yarağımı Nihalin uzun zamandır yarak girmeyen amına dayayıp taşaklarıma kadar kökledim.Nihal zevkten adeta kudurmuş,ben amına kökledikçe kafasını sağa sola sallıyor bir eliyle de aşağıdan taşaklarımı avuçlamış canımı acıtıyordu.Az sonra Nihal de kalın yarağımın verdiği sonsuz hazza boyun eğip çığlıklar atarak boşalıp rahatladı..ama benim azman sikişmeye doymuyordu.Bu kez Nihali bırakıp tekrar Aysun a döndüm..onu yüzükoyun yatırıp göbeğinin altına iki tanede yastık koyarak poposunu yükseltince karaincisi bütün ihtişamıyla hizmetime girdi..hemen eğilip misler gibi göt deliğini dilimle yumuşatıp yarağıma hazırlamaya başladım.Göt deliğinin iyice yumuşayıp kendini bıraktığından emin olduktan sonra hala sikişe doymayan yarağımı muhteşem Karaincisine dayayıp yavaşça kafasını içeri soktum…azgın dul sikimi götünden çıkarmam için yalvarıyor acıyla karışık zevk çığlıkları atıyordu.Onun çığlıklarına aldırmayıp sikimi köküne kadar götüne soktum gidip geldikçe deliğini kasmayı bırakıp kızışmış azgın bir kısrak gibi altımda dans etmeye başladı.Ben Aysunun götünü sikerken Nihal de boş durmuyordu. Arkama geçmiş popomu yalıyor küçük ısırıklar atarak beni kudurtuyoıdu..anladımki daha yarağa doymamıştı esmer güzeli azgın dul..Bir yandan Aysunun daracık götünü sikerken bir yandan elimi arkaya atıp Nihalin kısa saçlarını yakaladım ve kendime çekip alev gibi yanan dolgun dudaklarını emmeye başladım..sonra bacakları arasına Aysunun sırtı gelecek şekilde önümde domaltıp onunda göt deliğini doya doya yalamaya sikim içim ideal duruma getirmeye başladım..göt deliğine her darbesi atışımda poposunu yüzüme daha çok bastırıyor amından sızan zevk sıvılarını çeneme bulaştırıyordu.Bende zaman zaman dilimi götünden çekip salgıladığı sıvıları kana kana yalayıp yutuyordum.Aysunun orgazm olduğunu artık poposunu altımda yılan gibi kıvrandırmamasından anladım ve sikimi sıkı sıkı kavrayan sıcak götünden çekip onun sırtında bana domalmış duran Nihalin götüne dayadım.Yarağımı Nihalin daracık ama istekli götüne yavaş yavaş sokarken Aysun gibi çıkarmam için yalvarmıyor..aksine dahada köklemem için poposunu sikime doğru bastırıyordu.Nihalin güzel götünü Aysunun sırtında yarım saat kadar siktikten sonra artık takatimin kalmadığını,döllerimin dışarı çıkmak için sikimin sınırlarını zorladığını hissederek kendimi orgazm olmaya şartlandırdım.Nihalin sıcacık ve dar götünü biraz daha siktikten sonra sikimi çıkarıp Nihali ve Aysunu yan yana sırt üstü yatırarak bende üzerlerinde ayağa kalktım.Patlamak üzere olan sikimi birkaç saniye elimle sıvazladıktan sonra yarağımın kafasını döl yağmuruyla sulanıp beslenmeyi bekleyen Aysun ve Nihalim yüzüne doğru eğerek şiddetle boşaldım.Spermlerim sikimin ucundan öyle tazyikli ve bol çıkıyorlardıki döllerimi azgın dulların yüzüne itfaiye hortumuyla fışkırtır gibi fışkırtıyordum…onlarda zevkle döllerimi yalayıp yutuyor,şifalı bir iksir gibi elleriyle memelerine ve yüzlerine sürüyorlardı.Birlikte yaşadığımız bu mükemmel hazzın ardından azgın dulların ortalarına uzanıp onları birer koluma yatırdım.Bir yandan saçlarını öpüp kokluyor bir yandanda onları sikebilmek için baştan beri planladığım muzipliklerimi anlatıyordum..ikisindende tek kelime tepki almayınca bu maceranın onlarında çok hoşuna gittiğini anlayarak rahat bir nefes alıp rahatladım.Beni affettiklerinin en bariz ispatıda ertesi gün ikisininde işe gitmeyip sex partimize kaldığımız yerden devam etmemizd ..

ALINTIDIR

ALINTIDIR
etegimi kaldırdı pembe tangam cıkmıstı ortaya onu cıkarmadan yana doru cekti ve gotume ellemeye basladı cok huylanmıstım cok aglıyodum
selam ben alara size basımdan gecen bir olayı anlatıcam ben cok hos bir kızm gusel bir fizige sahıp yesil gozlu ve 16 yasındayım… Ben okulda cok favorı bir insanım surekli gozetlenen nese hikayemize gelelim ben ine havalı gıyınmıstım dkny ayakkabılar tommy gomlek coraplar lacoste parfumumude sıkmıstım okuldan içeri girdigimde ine herkezin gozu bendeydi biizm okulda hem agır abi hem sakacı olan bir grup var dı….

ben o gun mudurun odasından dosya alcaktım odaya girdiigmde bu alaycı grup vardı adları ziya serhat hakan orhan dı beni gorduler o kım gelmis dediler bende guldum etegimde kısaydı ziya ine muziplik yapıyodu beni gulduryodu sora orhan kapıyı kappattı ve guldu ben anlamadım birden hakan beni tuttu oksamaya basladı etegimin altından pembe tangamla oynuyodu ben yapmyaın diodum ama ne fayda

hakan beni yatırdı serhat ta pantolunu açmıs sikiyle oynuyodu hakan bei domalttı ve serhat sikini azıma verdi rujlu ududaklarımla yalıyodum ve aglıyodum ama dinlemke yoktu sıkı ole buyuktiki azıma almak da zorlanıyodum gırtlagıma kadar sokuyodu hiç hoslanmamaıstım hakan arkama gecti etegimi kaldırdı pembe tangam cıkmıstı ortaya o nu cıkarmadan yana doru cekti ve gotume ellemeye basladı cok huylanmıstım cok aglıyodum

serhat gozlerimin içine bakıyor guluyordu hakan sıkını zorladı ve gotume ole soktu kı neye ugradıgımı sasırdım canım cok yanıyodu aklım almıyodu ole buyuktiki siki agalama daha da artmıstı birden orhan da geldi ve altıma gecti ben napcak die dusunurken amımam dayadı sikini ben okulun en tatlı kızlarından olan alara sikiliyodum hemde acı acı orhan bakırelıgımı lackatı bana ole bir girdiki serhatın sikini ısırdım serhat bagırdı ve

cok kızdı gırtlagıma soktu sikini ben boguluyodum hakan hem acıtyo serhat boguyo orhan ise bakiremi almıstı artık ben bitmistim sora serhat gotume gecti onun yarragı daaha buyuktu beni sikmeye basladı gotum cok acıyodu ziya ise kapıda okulun agır abisi oldugu ıcın kimse bisey diemiodu ben cok kotu sıkılıyodum sonra hepsi teker teker memelerime bosaldı

ben soktaydım artık havam kalmamıstı gotum buymustu ustumu sıldım cıktım odadan cok acımıstı canım pembe tangam hep kandı cok kotu gundu cok kotu sıktıler beni cok agladım ama ne fayda artık ne zaman okula gelsem benle ooo alara gelmis dierek guluyolardı ziya hep arkama gecip donumla oynuyodu bakıyodu sewmedigi renk giince gotume vuruyodu cok kotuyduu..

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 31. Bölüm

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 31. Bölüm
Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 31. Bölüm! ( 30 Y., Konya / Türkiye)

Sabah Özge arabada, “Benimle ilgilenmiyorsun, bana bakmıyorsun bile!” dedi. Güzel bir makyaj yapmış, güzel de giyinmişti. “Unuttun beni!” dedikten sonra gözlerinden yaşlar süzüldüğünü gördüm. “Unutmadım merak etme, herşeyin bir yeri, zamanı var!” dedim. O anda canım onu çekti. Emniyet kemeri memelerinin arasından geçiyordu. Üzerindeki uzun, krem pardesünün altından dolgun memeleri iyice belli olmuştu. Sonra kokusunu hissettim. Evet, Refiye’nin kullandığı meyve aromalı parfümdü bu. “Kokun çok güzelmiş, nerden aldın bunu?” dediğimde, “Annemin bu, hiç görmedin mi?” diye sordu. “Yo, hayır, hiç haberim yok.” dedim. Demek karım Refiye’nin parfümünden kullanıyordu, ama benim bundan haberim yoktu. Çünkü kullandığını görmemiştim.

İşyerine vardığımızda Dilber kahvemi getirdi. Gene bana kur yapmaya çalışıyordu. Kahvemi masama koyarken gözleri sürekli bendeydi. Dilber bana doğruyu söylememiş bile olsa ondan hoşlanıyordum. Odamı temizlemeye başlamıştı yine. Önümde domalmış sehpayı silerken, basma eteğinin altındaki göt yarığı meydana çıkmış, tombul göt yanakları löpür löpür sallanıyordu. Dilber’i yeniden sikmek istiyordum, ama beni en çok basurlu götü azdırıyordu. “İlaçlar iyi geldi mi? Nasıl oldun?” dediğimde, “Şimdi çok iyiyim, yakında herhalde birşeyim kalmaz!” dedi. Geçmişinde pek çok erkekle beraber olmasına rağmen götü halen bakireydi. Onu götünden sikmenin hazzını yaşamak istiyordum. Yarağım masanın altında sertleşmişti.

O esnada telefonum çaldı. Nalan arıyordu. Dilber’e elimle çıkmasını işaret ettim, çıkınca da telefonu açtım. Nalan, “Nerelerdesin hınzır, arayıp sormuyorsun hiç?” dedi kahkahayla. Biraz havadan sudan konuştuk. Benimle görüşmek istediğini söyleyince, “Kusura bakma şu aralar hiç Ankara’ya gelecek durumda değilim.” dedim. “Senin gelmene gerek yok, ben geliyorum zaten. Yarın otobüsle geliyorum, beni misafir edersin artık…” dedi. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemedim. Gelme de diyemezdim. “Tamam, inmeden önce haber ver, alırım seni!” dedim. Bir de bu çıkmıştı şimdi.

O günü işimle ilgilenerek geçirdim. İşleri toparlamam lazımdı çünkü. Gün boyu Dilber çay kahve yetiştirdi odama. Gözleri sürekli bendeydi. Özge de bu arada boş durmuyor, birşey sorma bahanesiyle sürekli yanıma geliyordu. Yeşil renkli uzun eteğini giymişti yine; başını da aynı renk türbanla bağlamış, beyaz dar bir gömlek giymişti. Ayağında siyah ince çorap ve topuklu ayakkabılarıyla beni azdırmıştı. Topuklularıyla yürürken götü sağa sola sallanıyordu sürekli. Oracıkta onu yatırıp sikmek istedim bir an.

İş çıkışına yakın Semanur yanında ablasıyla çıkageldi. Elini uzatarak, “Merhaba Osman ağbi, nasılsın?” diye sordu. Gülerek, “İyiyim, sen nasılsın?” dedim. “İyiyim ben de, ablamla çıktık biraz dolaşalım dedik…” dedi. Bu arada ablası Gonca köşede sessizce ayakta duruyordu, annesinin kopyası gibiydi, dolgun hatlıydı. Bana bakmaya çekiniyordu. Ayağında topuklu ayakkabı olmamasına rağmen kardeşinden ve annesinden uzun kalıyordu. Yüzünün beyazlığından, siyah uzun pardesüsünün altında kar gibi bir vücudu olduğunu tahmin ediyordum. Çocuğu olmuyor diye kocasının onu boşadığını düşününce, kocasının çok salak biri olduğuna kanaat getirdim o anda. Böyle bir karısı varken insanın onu bırakması anca salaklık olabilirdi çünkü.

Çıkarken Semanur’a, “Nereye gidecekseniz bırakayım!” dediğimde, Dilber hemen atılarak, “Eve gidiyoruz, başka nereye gidelim!” dedi. Semanur annesinin bu cevabına bozulmuştu, ama pek belli etmek istemiyordu. O zaman, “İyi hadi, binin bakalım, sizi evinize bırakayım!” dediğimde, Özge’nin bana kızgınlıkla baktığını gördüm. Dilber ve kızları arkaya geçti. Arabada yol boyu Semanur’la konuşmak zorunda kaldım. Çünkü sürekli bana sorular soruyor, takılıyordu. Onları evlerine bırakıp eve dönerken, Özge, “Semanur nerdeyse ağzına girecek!” dedi. “Bu da ne demek? Saçmalama!” dediğimde, cevap vermeyip sessiz kaldı. Ama çok bozulmuştu.

En yakın arkadaşıyla arasının soğuk olduğunu sezmiştim. Beni kıskanıyordu. Karanlık yolda giderken vitesteki elimi bacağına attım, “Bu akşam ister misin?” diye sordum. “Hayır eve gidelim!” dedi sinirle. Ama bu akşamı boş geçirmeye niyetim yoktu. Arabayı Sedat’ın evine sürdüm. Ancak Özge huzursuz görünüyordu. Özge’ye, “Bir derdin varsa söyle, surat yapma bana!” dediğimde, “Bilmiyorum, kafam çok karışık. Hem sen bana söylesene, Semanur’la aranda bir şey mi var?” dedi. Mecburen yalan söyledim, “Nerden çıkardın bunu şimdi?” dedim. “Bilmiyorum, bana öyle geliyor…” dedi.

Böyle tartışa konuşa binanın önüne gelmiştik. Ben arabadan inerken Özge halen koltuğunda oturuyordu. “Gelmiyor musun?” diye sorunca, oflayıp puflayarak arabadan indi. Beraber binaya girip Sedat’ın dairesine çıktık. Emine’nin dairesinden ses gelmiyordu. Eve girip kapıyı kapadım. Özge’nin beline sarıldım, ama o hiç karşılık vermiyordu. Elimden kurtulup içeri geçti, salona, yatak odasına baktı. “Burası ne kadar dağınık böyle?” diyerek bana baktı. “Onu burada oturana söyle!” dedim. Halbuki dağınıklığın sebebi bendim. Kaç gündür burada Dilber’i, Semanur’u, Refiye’yi sikmiştim. Yatak üzerinden ordu geçmiş gibi dağınıktı, salondaki koltuklar da öyle. Ayrıca içilen sigaraların izmaritleri halen kül tablasındaydı.

Özge etrafa bakarken arkasından yanaşıp beline sarıldım yeniden. Bu kez itiraz etmedi, karnının üzerinde dolaşan ellerimi tutmuş, okşuyordu. Yanaklarına öpücükler konduruyordum. Kokusunu içime çektim yeniden. Bu koku yarağımı sertleştirmeye yetmişti. Özge’ye daha da sokuldum. Pantolonumun içinde sertleşmiş yarağımı götüne sürtmeye başladım. Ellerim vücudunda geziniyordu. Gerçi pardesüsünü hala çıkarmamıştım, ama dolgun hatlarını hissediyordum. Özge’nin hafifçe inlediğini duyuyordum.

Önümü götüne iyice bastırdım, yarağımı götünün arasında gezdirdim aşağı yukarı. Elinden tutup yatak odasına götürdüm. Özge karşımda üzerindekileri yavaş yavaş çıkartmaya başladı. Aynı Antalya’da otel odasında yaptığı gibi kendi kendine bir şeyler mırıldanarak ve dans ederek soyunuyordu. Üzerinde çorapları ve siyah külotu ile kalmıştı. Yerinde sallanırken memeleri sallanıyordu, ama annesininkiler kadar değildi. Genç bir kızdı, memeleri dolgun ve diriydi. Çorapları dizlerinin bir karış üstüne geliyordu. Önce külotunu bacaklarından sıyırıp çıkardı, çoraplarını da çıkaracaktı ki, ben, “Hayır, onları çıkarma!” dedim. “Tamam!” dedi gülerek.

Şimdi karşımda anadan doğma bir halde duruyordu. Amının önünde biraz uzamış siyah kılları vardı. Amına baktığımı görünce utandı, “Lütfen bakma öyle!” dedi. “Halen kendi başına traş olamıyor musun?” diye sorunca sessiz kaldı. Ben de soyunmuştum bu arada, aynı şekilde çırılçıplaktım. Ayakta birbirimize sarıldık, dudaklarımız birleşti. Çıplak göğsüme değen memelerini hissediyordum. Ellerim göt yanaklarındaydı, onları sıkıyor, yoğuruyordum. Dilimi bir bebek gibi emiyordu. Ayakta bir süre bu şekilde kaldık, kalkık yarağım vücuduna değiyordu.

O ara Özge bir elini yarağıma attı. Bir taraftan öpüşürken, diğer taraftan yarağımı okşuyordu. Kulağına fısıldayarak, “Seni ben traş ederim!” dediğimde, “Aşşkımm!” diyerek iyice sokuldu, “Çok özledim seni, çok seviyorum, aşkım, çok seviyorum!” diyerek önümde çömeldi ve yarağımı ağzına aldı. Ustaca yalamaya başladı. Büyük zevk alıyordum. Özge’nin dili yarağımın kafasına değdikçe aldığım zevk katlanıyordu. Başını tutmuş okşuyordum sürekli, derin derin nefes alıyordum. Yarağım patlayacak gibi olduğunda onu başından sarstım. Ağzı, dudakları yarağımın sıvıları ile ıslanmıştı. Yavaşça doğruldu.

Bu defa ben hafifçe eğildim ve meme uçlarını emmeye başladım. Özge’nin inlemeleri artık daha çoğalmıştı, başımı okşuyordu sürekli. Meme uçlarını emip yaladıkça şişmişlerdi. Küçük küçük ısırdım onları, vakum gibi çektim içime. Dilimin ucuyla yalıyordum. Meme uçlarında, uzamış, alınmamış siyah tüyler vardı. Ama bana engel olmuyordu bu, isteğimi, arzumu azaltmıyordu.

Memelerini yalamayı bırakıp doğruldum yeniden ve yatağa sırt üstü uzandım, “Hadi gel, üzerime uzan!” dediğimde, ne yapacağını bilen biri edasıyla üzerimde ters şekilde uzandı. Birbirimize 69 çekmeye başladık. Amındaki alınmamış kılları dudaklarıma, dilime batıyordu. Ama yine de amını deli gibi yalıyor, emiyordum. Bu ara Özge de yarağımı yeniden iştahla yalıyordu. Boğuk sesler çıkartarak yarağımı boğazına sokup çıkartıyordu. Parmaklarımla göt yanaklarını ayırdığımda hafif osuruk kokulu açılmış göt deliği de ortaya çıktı. Amı yalamalarım neticesi epey sulanmıştı. Dilimi amının içlerine soktum, am dudaklarını içime çekiyordum. Göt deliği burnumun ucundaydı. Göt deliğinden gelen osuruk kokusu bana engel olmuyordu. Kalçalarında gezinen ellerim parlak siyah çoraplarının üzerinde yağ gibi kayıyordu.

Bu arada Özge yarağımı yalamayı bırakmıştı, “Ağhh, oğhh, ığhh!” diyerek sesli sesli inliyordu. Amını iştahla emmemden büyük zevk alıyor, belini oynatıp duruyordu. Gözlerimi kapattım ve amını daha bir iştahla emdim, yaladım. Özge’nin inlemeleri çoğaldı, çoğaldı ve sonunda büyük bir patlamayla boşaldığında ağzım amının sıvıları ile kaplanmıştı. Özge kesik kesik inliyor, nefes alıyordu.

Özge kendiliğinden yavaşça üzerimden doğrulup kalktı, ben halen sırt üstü yatıyordum yatakta. Özge’nin göğsü şiddetle inip kalkıyordu o ara. Başını göğsüme koydu, “Aşkım, seni çok seviyorum, çok seviyorum…” deyip durdu bir süre. Burnumun ucunda hala göt deliğinin kokusunu duyuyordum o sırada ve ağzım amının sıvıları ile kaplıydı. Onu yatağa uzandırarak banyoya geçtim.

Şofbeni açıp sıcak suyun altına girdim. Ben yıkanırken Özge de gelip yanıma sokuldu. Çoraplarını çıkarmıştı. Elimdeki lifi alıp vücudumu sabunlamaya başladı. Büyük bir sevgiyle beni yıkadı, temizledi. Ardından ben lifi alıp yeniden sabunladım ve onu yıkamaya başladım. Lifle amını, göt deliğinin ağzını iyice sabunladım, temizledim. Sıcak banyo ikimize de iyi gelmişti. Aynı havluyla kurulanıp yatak odasına geçtik yeniden.

Yatakta yan yana uzandık ki, Özge, “Aşkım, beni amımdan sikmeni istiyorum, lütfen!” demeye başladı. Bu konuda çok istekliydi, ne kadar olmaz desem de sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu. “Beni kadın yapmanı istiyorum, amımdan sikmeni istiyorum. Eğer kadın olacaksam bunu senin yapmanı istiyorum!” diyordu. O kadar çok söylüyordu ki bunları, bir ara benim de aklıma girdi. Ama yapamazdım bunu. Kendime hakim olmaya çalışıyordum.

Özge’nin gözlerinden yaşlar süzülüyordu bunları söylerken. Beni çok sevdiğine kuşkum yoktu. Zaten bunları beni sevdiği için söylüyordu. O anda onu yüz üstü çevirdim, üzerine çıktım. “Bacaklarını aç, hadi!” dediğimde, Özge istemeye istemeye bacaklarını ayırdı. Onu götünden sikeceğimi biliyordu çünkü. Parmaklarımla göt yanaklarını ayırdım, siyah, kıllı deliğini ortaya çıkardım. Bir elimle yataktan destek alırken, diğeriyle yarağımın kafasını göt deliğine soktum. O zamana kadar sessiz duran Özge bir anda, “Ağhh, ağhh!” diye bağırmaya başladı.

Yarağımın kafası götüne girince yüklenmeye başladım. Yavaş yavaş göt deliği yarağımı içine aldı. Bu şekilde am siker gibi götünden sikmeye başladım onu. Ayakuçlarımdan destek alarak kendimi ileri attıkça yarağım götüne daha çok giriyor, bu da Özge’nin daha çok bağırmasına sebep oluyordu. Yüzünü yastığa bastırmıştı iyice. Bu şekilde bağırmalarının sesini kesebiliyordu. Özge’nin götüne yüklendikçe yatak da sallanıyor, ses çıkartıyordu. Yatağın ortası çökmüş gibiydi. Büyük keyif alıyordum. Götünde birkaç dakika boyunca çalıştım, fakat sonunda sarsılarak boşaldım. Götüne birkaç sefer daha girip çıktım.

Götünden çıktığım zaman döllerim göt deliğini doldurmuş, yatağa akıyordu. Özge’nin o zaman ağladığını anladım. Onu tutup yüzüstü çevirdiğim zaman yastık gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Kendisini amından sikmediğim için ağlıyordu. Onu o şekilde bırakıp banyoya girdim yeniden. Duşun altında yarağımı, kasıklarımı yıkadım. Benden sonra Özge banyoya geçti. O yıkanırken telefonum çaldı. Karım arıyordu. Salona geçip telefonu açtım. “Nerede kaldınız, hadi, ne zaman geliyorsunuz?” diye soruyordu. “Tamam, tamam geliyoruz!” diyerek kapadım telefonu. Aslında Özge’yi bir posta daha sikmek istiyordum, ama şimdi karımla papaz olmak istemiyordum.

Ben giyinirken Özge içeri geldi, “Gidiyor muyuz?” diye sordu. “Annen aradı!” demekle yetindim. Özge, “Aşkım, bir kere daha yapalım, söz veriyorum bu sefer ağlamam!” dedi. Onun böyle istekli olması hoşuma gitmişti. Giyinmeyi bırakıp üzerimdekileri de çıkardım. O ara yarağım inikti, Özge’ye, “Biraz yalaman gerek ama!” dediğimde hemen önümde dizlerinin üzerine çöktü ve yarağımı ağzına aldı gene. Öncekinden daha iştahlı yalıyordu. Yarağımı boğazına kadar sokup çıkarıyor, taşaklarımı avuçluyordu. Yarağımı kısa sürede kazık gibi yapmıştı. Yarağım içindeki damarlara dolan kanla patlıcan gibi olmuş, şişmişti. “Tamam, hadi, geç yatağa!” dedim. Biraz daha yaladıktan sonra yatağa geçip sırt üstü uzandı.

Ben bir şey demeden kendiliğinden belinin altına bir yastık koydu, bacaklarını iki yana ayırarak iyice havaya kaldırdı. Ellerini göt yanaklarına atmış, onları iyice ayırmıştı. Siyah, kıllı deliği ortadaydı yine. Yatağa geçip dizlerimin üzerine çöktüm, ayak bileklerinden tutarak bacaklarını ayırdım ve havaya kaldırdım biraz daha. Özge’de göt yanaklarını ayırarak bana yardımcı oluyordu. Yarağımı açık göt deliğine bastırmaya başladım. Birkaç deneme sonunda yarağımın kafası götüne girmişti. Yavaş yavaş yüklenmeye başlamamla birlikte götü yarağımı iyice içine aldı.

Özge göt yanaklarını tutmayı bırakıp kollarını iki yana açtı ve yataktan tutundu bu kez. “Oğhh, aşkım, oğhh, sik beni, oğhh, ağhh, ığhh!” sesleri eşliğinde götünde hızlıca çalışmaya başladım. Tarifsiz bir zevk alıyordum. Az önce boşalmama rağmen yine de büyük bir enerjiyle götüne yükleniyordum. Yarak darbelerimle Özge ileri doğru atılıyor, memeleri sallanıyor, derin derin inliyordu devamlı. Yarağımı götüne tamamen sokup çıkarıyordum, her seferinde göt deliği daha da genişliyor ve açılıyordu.

Sıcak havanın etkisiyle iyice terlemiştim. Dakikalardır bu şekilde sikiyordum Özge’nin götünü. Fakat sonunda vücudum sarsılmaya başladı yeniden, beynim karıncalandı. Döllerimi son damlasına kadar götüne boşalttım. Bir süre daha götünde gidip geldim. Yarağımı çıkardığım zaman, Özge’nin göt deliğinin ağzı epey açılmış, ağzının kenarları da kızarmıştı. Özge kesik kesik nefes alıyordu.

Ayaklarını tutmayı bırakıp yatağa uzandım, o ara Özge’den, “Ağhh, çok acıyor!” diye bir feryat geldi. Bacaklarını kapatırken göt deliğinden gelen acıyla inliyordu. Onu elinden tutup banyoya götürdüm. Sıcak suyu açtım yeniden. Duvardan tutundurarak domalttım, açık kalan göt deliğine sıcak suyu tuttum. Birkaç dakika bu şekilde yıkadım deliğini, yumuşattım sıcak suyla. Sedat’ın kullandığı bir krem gözüme ilişti lavabonun yanında. Ondan elime döküp göt deliğine iyice sürdüm, ağzına, içine yedirdim parmaklarımla. Özge biraz olsun rahatlamıştı şimdi.

Odaya geçip giyindik, hazırlandık. Aşağı inerken Emine’nin evinden yine ses gelmiyordu. Arabaya atlayıp eve döndük. Elif o akşam da bizdeydi. Çocuklarıyla oynadım bir süre. Özge ise yemekten sonra odasına çekildi. Götündeki sızının devam ettiği belliydi.

Karımın bana hüzünle baktığını görüyordum. Gebe kalamadığı için üzülüyordu. Elif’in çocuklarla oynamama karım üzülürken, Elif seviniyordu. Bana bakışlarından anlıyordum bunu. Bir ara mutfakta yalnız kalmıştık. O kısa zamanda beline sarılmak, dudaklarına yumulmak istedim. İçimde ona karşı müthiş bir cinsel istek duyuyordum. Tezgahta bulaşıkları yıkarken bana göz ucuyla baktığını görüyordum. Onun da bana karşı boş olmadığını anlıyordum iyice. Annesinin evine gitmek istemiyordu. Evet, bizde kalmasının sebebi bendim.

Yorgun olduğum için Elif yukarı çıktıktan sonra yatağa girdim hemen. Karım 5-10 dakika sonra içeri geldi, “Osman, yattın mı?” diyerek usulca yanıma yanaştı. Uyuyormuş numarası yapıyordum. Biraz daha yanaştığında onu belinden tutup kendime çektim. Karım çok korkmuştu, tiz bir çığlık kopardı. “Tövbe tövbe, ne yapıyorsun sen, bırak beni, bırak!” diyordu durmadan. “Senin parfümün varmış, Özge söyledi, niye kullanmıyorsun?” dedim. “Refiye abla vermişti bir tane. Onu mu diyorsun?” dedi. “Evet!” dedim.

Yataktan doğrulup makyaj masasının çekmecesini açtı. İçinden küçük bir şişe çıkarıp bana uzattı ve “Bunu vermişti, ama ben sevmedim bunu, bu ne böyle?” dedi. Şişeyi açınca içinden o çok sevdiğim koku yayıldı içeriye. O sırada karım, “Elif’in çocuklarını çok sevdin bakıyorum!” diyerek gene ağlamaya başladı. Ağlaması canımı sıkmıştı. Sarıldım, gönlünü almaya çalıştım, ama nafileydi. O anda aklıma Aysel’in verdiği kuvvet macunu geldi. “Senin şu macunundan duruyor mu halen?” dediğimde, karım, “Gerçek mi? İstiyor musun? Var, var tabii, getireyim hemen!” diyerek doğruldu ve içeri geçti.

Biraz sonra elinde bir kavanozla geldi tekrar. Kapağını açıp kaşıkla kendisi yedirmeye başladı bana. Bir taraftan da, “Afiyet olsun kocama, yarasın erkeğime, oluk oluk döl olsun, kocam, kurban olurum sana…” deyip duruyordu. Kendisine de birkaç kaşık yemesini söyledim. Dediğimi yapıp 3-4 kaşık yedi. Kızlar odalarındaydı, yatmamışlardı daha. Karım, “Ben kızlara bir bakayım…” diyerek çıktı.

Yediğim macunun verdiği enerjiyi kısa süre sonra tüm vücudumda hissetmeye başladım. Yorgunluğum geçmişti şimdi. Küçük bir gece lambasını yerdeki prize taktım. Odanın içi sarı ışıkla aydınlandı. Soyundum ve pikenin altında çırılçıplak kaldım. Az önce kapağını açmamla beraber odaya yayılan parfüm kokusunu alıyordum. Yarağım sertleşmeye başlamıştı şimdiden. Karımın gelmesi ise gecikmişti. Bakıp geleceğim diye gitmişti, ama nerdeyse 15 dakika olmuştu. Dakikalar bana çok uzun geliyordu şimdi. İçeri girer girmez karımı domaltıp sikecektim. Bir an önce amına girmek istiyordum çünkü.

O anda odanın buzlu camından içerdeki ışığın söndüğünü gördüm, kızlar yatmıştı. Kapı yavaşça açıldı, karım gelmişti sonunda. Karım kapıyı kapatırken, ben yataktan kalkıp beline sarıldım. “Ayy, çok mu azdın? Dur hele!” demesine aldırmadan onu karyolanın demirlerinden tutundurarak domalttım. Arkasına geçip eteğini beline sıyırdım, beyaz pamuklu külot vardı yine üzerinde. Onu da bacaklarından sıyırıp çıkardım. Karımın şeftali gibi amı karşımdaydı. Bu görüntü yarağımı kazık gibi yapmaya yetmişti. Karım bacaklarını kendiliğinden ayırarak, “Sik beni kocam, sik beni!” demeye başladı usul usul.

Yarağımı tutup açılmış amına bir anda girdim. Karımdan derin bir, “Oğhh!” sesi geldi. Kalçalarından tutarak sert sert sikmeye başladım karımı. Karım da kendini yarağıma bastırıyordu bu ara. “Ağhh, oğhh, ığhh, ımm!” sesleri eşliğinde götünü sağa sola oynatarak yarağıma yaslanıyordu. Karı koca ikimiz de büyük zevk alıyorduk. Karım, kızlarının duyması korkusunu yaşamıyordu bu gece. O yüzden amına daha sert pompalarken, çıkan şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ seslerinden rahatsız olmuyordu. Odanın içi inlemelerimiz ve sikiş sesleriyle dolmuştu. Karımın inlemeleri sıklaştı, demirlerden sıkıca tutmuş bırakmıyordu. “Daha çok, daha çok, oğhh, daha, oğhh, ağhh!” sesleri eşliğinde başını sağa sola sallıyordu. Macun karımın da azgınlığını artırmıştı anlaşılan.

Küçük gece lambasının ışığından kaynaklanan gölgelerimiz duvara yansıyordu. Karımı domaltmış sikerken duvara baktım. Kendimi porno film çekiyormuş gibi hissettim. Daha çok abandım. Karımsa gölgeleri fark etmemişti bile. O sadece aldığı zevkten inlemekle meşguldü. Tombul göt yanakları yarak darbelerimle löpür löpür sallanıyordu. Siyah, kıllı göt deliği de iyice açılmıştı. Başparmağımı yarısına kadar soktum götüne. Taşaklarıma kadar amına girip çıkıyordum. Amı vıcık vıcık olmuştu. Yarağım kaygan amına dibine kadar girip çıkıyordu. O anda karımın, “Ağhh, oğhh…” diye uzun inlemelerinden boşaldığını anladım.

Bense bir süre daha devam ettim. Ama ben de fazla dayanamadım. Sarsılarak bugün üçüncü kez boşaldım. Amına biraz daha girip çıktım. Karım sürekli, “Oğhh, oğhh!” diyerek inlemeye devam ediyordu. Amından çıktığım zaman yarağım amının sıvıları ve döllerim yüzünden parlak bir hal almıştı. Ben yatağa uzandığım zaman karım halen demirlerden tutunuyordu. Benim uzandığımı görünce o da yanıma geldi, “Seni çok seviyorum!” diyerek göğsüme uzandı. O zaman ışığı fark etti. “Bu ne böyle, niye yaktın bunu?” dediğinde, “Bak, az önce seni sikerken gölgelerimiz şu duvara vuruyordu!” dedim. İlk önce ne dediğimi anlamadı, ama sonra, “Ay tövbe tövbe, söndür şunu, söndür!” dedi sinirle.

Ben kahkahalarla ışığı söndürürken, o halen sinirli sinirli konuşuyordu. Karıma, “Macun sana da yaradı, o kadar inledin ki, sokağın başından duyulmuştur!” deyince, karımın suratı garip bir şekil aldı. Kızardı, bozardı, renkten renge girdi, çok utandı böyle dememe. Karıma sarılıp, “Tamam, tamam. O kadar inlemedin, ama yine de çok sesin çıktı bu gece!” dedim. Bir süre sessiz kaldıktan sonra, “Napayım, çok zevk aldım bu gece. Çok seviyorum seni hem!” diyerek iyice bastırdı başını göğsüme.

Bir süre bu şekilde kaldık. Uykumun geldiğini anlamıştım, “Ben yatıyorum!” dediğimde, “Tamam, ben de yatacağım!” dedi ve ayağa kalktı. Henüz soyunmamıştı çünkü. Üzerindekileri çıkarıp geceliğini giyindi. Birbirimize sarılarak derin bir uykuya daldık…

Devam edecek…

ALINTIDIR…

Karım ve Bir Tabur Asker

Karım ve Bir Tabur Asker
Subay kıyafetimle sokağa çıktığım ilk gün, kadınların bana olan ilgisini üzerimde fazlasıyla hissetmiştim. Gerçi bu ilgi benim kişiliğimden çok kıyafetimeydi biliyordum ama, yine de insan kendini bunun etkisinde kalmaktan alamıyor. O günden sonra bir kız arkadaş bulmak benim için hiç dert olmadı. Evlendiğim kadını da onların arasından ince eleyip sık dokuyarak seçtim. Delikanlı adamın ince eleyip sık dokumasından ne olacak, evlenilecek bir kadında ne aranması gerektiğini bilmiyordum ki… Benimkisi biraz dış görünüş, biraz işve, biraz cilve, güzellik, seksilik.. Yeterdi de artardı bile. Nerden bilebilirdim ki bir gün aradığım bu özelliklerin başıma dert olacağını…

Anadolunun şirin bir kasabasında görevliydim. Bölük komutanıydım. Büyük şehir terbiyesi almış biraz da yaratılıştan şuh eşim, bu küçük kent için biraz fazla havalıydı. Ben onun çevreye uygun bir kıyafet ve davranış içinde mütevazı görünüşe bürünmesini istedikçe o bütün şehri peşinden koşturmanın yollarını ararmışcasına her gün farklı, ilginç, seksi bir kıyafetle şehir turu atmayı, kendisi için marifet sayıyordu. Artık eşimi tanımayan kimse kalmamıştı. Herkes onu parmakla gösteriyordu. Yüzbaşının karısı… Bundan rahatsız olmadığımı söyleyemem. Ne var ki, ilişkimizde bugüne kadar onu istediği kadar doyuramamış olmakla beraber, beni aldattığını da sanmıyorum. En azından buna imkan bulamadığını düşünüyorum. Askerlik diğer mesleklere benzemez. Saati saatine dakikası dakikasına görev yerinde bulunmanız gerekir. Gerçi lojmanlarımız hemen nizamiyenin içinde sayılacak kadar yakındı ama, yine de ben işimin başımda komutanımdan önce bulunmak zorundaydım. Aksini düşünmek bile imkansız. Bir sabah yatakta oynaşırken zamanın nasıl geçtiğini farkedememişim. Görevime 8 dakika kaldığını farkedince yataktan bir fırlayışım, giyinip evden bir çıkışım vardı ki, ben bile kendime inanamadım. Saniye farkıyla komutanımdan önce işimin başındaydım. Ama acayip korkmuştum, canım sıkılmıştı. Bu stres akşama kadar sürdü. Eve gittiğimde aynı sıkıntının karımda da olduğunu gördüm. Sabah onu tam kıvamına gelmiş vaziyette sikmeden bırakıp gittiğim için bana kızıyor ve ileri geri söyleniyordu. Aslında istediği herhalde hemen oracıkta üstünü başını parçalayıp anında onu doyasıya sikmedi ama, ya ben yorgundum, ya canımın sıkıntısından bunu düşünememiştim. İstemeden ben de ona cevap verince atışmaya başlamıştık. Konu seksin dışına pek çıkamıyor ama, kavganın dozu giderek artıyor ve birbirimize beceriksizliklerimizi sıralayarak hakaretler yağdırıyorduk. Tabi bir kadın olarak o bana, kendisini doyuramadığımı, sikimin yeterince büyük olmadığını, günde bir kaç kez beceremediğimi filan söylüyordu. Akşamları yapacak pek fazla işimiz olmadığı için hemen her gece iyi kötü karımla sevişip seks dolu geceler yaşıyorduk. Ama o bana bunların yetmediğini söylüyordu şimdi. Bir ara kendimden iyice geçip, yuh, gözünü yarak doyursun, üzerinden bir tabur asker geçse gene de doymayacaksın, ne isterik karısın diye bağırdım. Daha sonra neler oldu, kavga ne kadar sürdü, nerede bitti, hatırlamıyorum. Bu bir tabur asker meselesi kafama takılmış, gözümün önünden binbir çeşit senaryo geçiyordu. Daha sonraki günler biz rormal yaşamımaza devam ettik. Ancak her sevişmemizde, o bir tabur asker de benimle beraber karımı sikmek için kuyruğa giriyordu sanki. Her eğitim dönemi sonunda bir moral gecesi yapılır askeriyede bilirsiniz. İşte yakında öyle bir gecemiz vardı. Bu işin organizasyonunu da komutanım bana vermişti. Hazırlıklar hızla devam ediyordu. Gecenin sonunda bir dansözün ortada çırılçıplak oynaması adettendi. Bu konuda yaptığım görüşmelerden henüz bir cevap alamamıştım.

Bir gece yine eşimle seviştik. Banyodan dönüşünde bir memesi açık, havluya yarıçıplak bir şekilde sarılmış olarak ve adeta rakseder halde odaya girince, Zuhal sen ne kadar güzel kıvırtıyorsun, dansöz bile haltetmiş senin yanında, bizim moral gecesinde seni sahneye çıkarsam vallahi mehmetçikler bayram yapar, zaten doğru dürüst birini de bulamadım deyiverdim. O an düşündüğüm bir şey değildi bu. Ama günlerdir aklımdan çıkmayan şu bir tabur asker fantezisi, sanırım bilinçaltıma öyle bir işlemiştki ki, bana bunu uluorta söyletiverdi. Sahi mi, diye karım işveyle sarılıp kucağıma oturdu. O an ne dediğimi daha iyi anladım ama iş işten geçmişti. Bana öyle bir yalvarışı vardı ki, bu teklif onu çılgına döndürmüştü. Lütfen canım, lütfen, ne olur yap bu dediğini, bak seni mahcup etmiycem, bütün tabur ayağa kalkacak, benimle gurur duyacaksın, deyip yalvarıyordu. Evet taburdaki herkesin sikinin havaya kalkacağı kesindi de sonrası ne olacaktı, onu kestiremiyordum. Çünkü moral gecelerinden sonra abaza kalmış bazı subay arkadaşların gelen dansözü sikmeden bırakmadıklarını biliyordum. Günler yaklaştıkça içimde fırtınalar kopuyordu. Bir taraftan benim için böylesine heyecan verici, karım içinse çıldırtıcı bir fırsatı bir kerelik uygulasak, ne olursa olsun deyip her şeyi göze alsak diyordum, bir taraftan da çıkacak rezaletle meslek hayatımın sonunun geleceğini düşünerek kendime lanet ediyordum. Şeytan herhalde daha ağır basmış olacak ki, moral gecesi geldi çattı ben daha bir dansöz bulamadım. Bunun anlamı, artık gecenin yıldızı karım olacaktı… Kendisine bunu söylediğim zaman nasıl sevindi, nasıl sevindi bir bilseniz. Üstünde ne varsa çıkarıp hemen kucağıma atladığı gibi yarağımı amına geçiriverdi. Bu kadar hızlı, ama bu kadar da güzel onu siktiğimi hiç hatırlamıyorum. Bir duvara yaslayıp onu pestilini çıkarıncaya kadar siktim. Yıllardan sonra ilk defa tam anlamıyla doymuştu. Hareketsiz kucağımda kaldığı dakikalarda eminim dansözlüğü yapıp yapmamayı bir kere daha zihinden geçiriyordu. Ama uzayan dakikalar, biraz önceki doygunluğunu unutturdukça, onu yeniden heyecana getirmiş ve bu iş ona cazip gelmişti. Hemen bir ok gibi kucağımdan fırladı ve artık hazırlanmaya başlamalıyız diyerek giyeceği kıyafetleri seçmek için gardrobune koştu. Kendine göre olabilecek şeyleri aynanın karşısında denerken ben de büyük bir arzuyla ve sevgiyle ona bakıyordum. Sanki en masum olarak onu son kez siktiğimi düşünüp bu gece olacakları hayal etmeye çalışıyordum. Yalnız bir şeyi söylemeyi unuttum, en çok karımın tanınmasından rahatsız olacağım için, ona bir formül bulmuştuk. Son yıllardaki mezdeke modasından yola çıkarak karım yüzüne bir peçe takacaktı. Son anda sahnede sütyensiz ve külotsuz kaldığı anda bile yüzünde peçesi olacaktı. Bu aynı zamanda dansöze daha esrarengiz bir hava verecek, tam bir striptiz görüntüsü olacaktı. Evet moral gecesi gelip çattı. Eşim sabah evden eşyalarını da alarak çıkıp gitmiş, bir yerlerde kendine tanınmayacak değişik bir kıyafet sağlayarak dansöz kimliğiyle tabura kadar gelmişti. Nizamiyeden nöbetçiler dansöz geldi komutanım diyerek alıp benim odama getirdiler. Duygularımın nasıl olduğunu anlatmak imkansız. Şu önümde duran karım, gecenin dansözü olacak kadındı işte. Umarım başına kötü bir şey gelmezdi. Birden kendimi yabancı gibi hissettim. Bir süre hiçbir şey konuşmadan birbirimize bakıştık. Höe2löe2 dansöz olmayı istiyor musun? diye son bir kez sordum. Mahcup bir şekilde yüzünü öne eğerek evet dedi. O an içimden bir şeylerin kopup gittiğini hissettim. Anlamsız bir biçimde ben de olayı kabullenmiş, hayır^deyip karımı kolundan tutarak, bunu yapamazsın diyememiştim. Herhalde olacak şeyler bilinçaltımda beni de kıskıvrak yakalamıştı. Karımın başına gelecek şeyler bana heyecan veriyordu demek. Saatler nasıl geçti bilmiyorum. Eğlence başladı. Hazırladığımız bir takım oyunlar, skeçler, fıkralar, şarkılar, türküler derken sıra gecenin son bölümü dansöze geldi. Vakit ilerledikçe birer ikişer yüksek rütbeli subaylar salondan ayrılmışlardı. Dansöz anonsu yapılınca kalan bir kaç subay arkadaş da bana elleriyle teşekkür işareti yaparak kalktılar, gittiler. Eratın yalnız kalmasını istiyorlar ve dansöz oynarken yaptıklarını görmemek için kolaylık sağlamaya çalışıyorlardı. Belki de erlerin yanında kendileri yanlış bir hareket yapmamak için önlem alıyorlardı. Çalgıcılar yerini aldıktan sonra dansöz Niiiiiillllll takdimiyle eşim sahneye çıktı. Kalbim duracak gibiydi. Fakat öyle güzel kıvırıyordu ki ben bile inanamadım. Ya karım esk**en dansözdü, ya da son anda karım vazgeçip yerine dansöz bir kadını sahneye çıkarmıştı. Üzerindeki kıyafetleri tanımasam ikinci şık daha ağır basacaktı ama bu giysiler bana tanıdık geliyordu. Kimbilir belki karım kıyafetlerini de yeni dansöze vermiştir diye bir ihtimal yaratmaya çalıştım kafamda. Ben bunları düşünürken sahnede bir baştan başa profesyonellere taş çıkartırcasına döktüren karıma askerlerden biri kepini fırlattı. Kepi havada yakalayan karımın ne yapacağını çok merak ediyordum. O hiç bozuntuya vermeden kepi aldı külodunun içine soktu ve şöyle amını siler gibi bir hareket yaptıktan sonra çıkarıp kepi geldiği yere fırlattı. o bölgedeki askerlerin hepsi birden gelen kepe planjon yapınca ortalık bir karıştı. Oooohhhhhh anam, yavrum, ne koku bu beee, ne koku,, hakiki am kokusu diye bir nara duydum. Karımın amınıın kokusu birilerinin elinde, yüzünde burnunda gezinip duruyordu. Dayanamayıp yarağına sürenler bile vardı. Hiç beklenmedik bu olay salondaki harareti artırmıştı. O ana kadar daha sabırlı daha sakin davranış gösteren askerler sanki birden coşup çağlamaya başlamışlardı. Nihayet programın sonuna yaklaştık. Uyanık bir çavuşum vardı, yanıma gelip komutanım, program sonunda arkadaşlar dansözle beraber olmak istiyorlar dedi, biraz utanarak. Olsunlar dedim ben de hiç düşünmeden. Ağzımdan çıkanı kulağım duymuyordu galiba.. Bu adı geçen dansöz, yani sikilecek kadın, benim karımdı. Sevinçle yerinden fırladı çavuş. Biliyordum komutanım bize bu izni vereceğinizi biliyordum dedi. Öyle bir plan yaptım ki, siz bile bayılacaksınız dedi. Ne planı yaptığımı bilmiyordum ama, az kalsın gerçekten bayılacaktım. Programın sonuna geldik. Sunuculuğu yapan er, bu proğram burada bitmez deyip onlara bu müjdeli haberi verdi. Kepler havalarda uçuşuyor, ne zamandır kadın yüzü görmemiş eratın sikleri pantalonlarını yırtarcasına önlerinden fırlıyordu. Karım sahnede sadece mezdekesi, memelerinin ucunda iki yıldız, önünde ve arkasında da incir yaprağı şeklinde yapılmış iki küçük örtüyle kalmıştı. Onu alıp kulise götürdüler. Merakla ne olacağını beklemeye başladım. Hemen sahnenin ortasına divan gibi bir yer yapıldı. Çavuşun yakın bir arkadaşı çırılçıplak soyunmuş olarak bu sedirin üstüne uzandı. Kabarmış yarağı, yelken direği gibi yere doksan derecelik bir açı çiziyordu. Az sonra iki centilmenin kucağında karım incir yapraklarından ve yıldızlarından kurtulmuş olarak sahneye getirildi. Anadan doğduğu gibi… Sadece yüzünde tanınmasını önleyecek tek şey olan mezdekesi vardı. Yavaşça ve özenle sedirin yanına yaklaşan iki genç aynı titizlikle onu, sırtüstü yatan gencin yarağının üzerine oturtmaya başladılar. Hem de kıçından. Her şey ayarlanmıştı. Göt deliği ve yarak önceden kremlenmişti. O kadar dikkate ve hassasiyete rağmen karım acı duyuyor olmalıydı ki, oturdukça yüzünün hali değişmeye ve ahhh ohhh sesleri arasında yarağı içine almaya başladı. Dibine kadar girdiğinde son bir çığlık salonun sessizliğini yırtmıştı. O zaman, şimdiye kadar herkesin nefesini tutarak dikkatle bu muhteşem olayı seyretmekten dolayı ses çıkarmadığını farkettim. Sonra o iki gencin yanında 3 genç daha belirdi. Karımı yine yavaşça yarağını kıçına sokan gencin üzerine sırtüstü yatırdılar. Karım beş erkek tarafından adeta abluka altına alınmıştı. Biri sürekli omzuna attığı sol bacağını ve kalçasını okşuyor, onun yanındaki bir eliyle göğsüne dayadığı sol kolunu sıvazlarken diğer eliyle sol göğsünü okşayıp çimdikliyor, biri baş ucuna geçmiş ellerini yüzünde, boynunda, kulaklarında gezdirirken sikini öptürüp yalatıyor, dördüncüsü aynı karşısındaki arkadaşı gibi bir eliyle karılın göğsüne dayadığı sağ kolunu sıvazlarken diğer eliyle sağ memesini avuçlayıp sıkıyor, beşincisi de bir eliyle omzuna attığı sağ bacağı sevip okşarken, diğer eliyle amının etrafında gezintiler yapıyordu. Bu bizim fırlama çavuşun fantezisiydi herhalde ama doğrusu seyretmesi bile heyecan vericiydi. Karıma da aynı duyguları yaşatıyor olmalıydı ki az önce götüne köklenen yarağa rağmen hiç acı çeker gibi bir tavır takınmıyor, tam tersine gözlerini kapayıp kendinden geçmiş, sanki farklı bir dünyada melekler gibi uçuyordu. Bir tapınma merasimi gibi devam eden bu görüntülerin büyüsünü çavuş bozdu. Arkadaşlar, içtima sırasında olduğu gibi herkes sıraya girecek ve sırayla hepiniz bu güzel nimetten istifade edeceksiniz. Şimdi sırası gelen ne yapıcak, nasıl yapacak, size onu gösteriyorum deyip, heyecandan sıvıları akmaya başlamış sikini karımın amına dayadı. Birden gözlerini açan karım sıraya dizilmiş askerleri görünce bilmiyorum içinden artık sevindi mi, üzüldü mü ama, azgın bir boğa gibi saldıran çavuşun yarağı çoktan hedefini bulmuş ve bu kadar erotik gösteriden etkilenerek sulanmış amcığın yumuşacık kalbine gömülmüştü. Arkadaşlar içine girer girmez kimse duraksamadan boşalıncaya kadar gidip gelecek, aha işte böyle deyip yarağını çıkarıp çıkarıp tekrar sokuyordu. Gözümün önünde karımın bu ilk sikiliş sahnesi bana çok uzun geldi. Ne kadar sürdü bilmiyorum. Ama çavuşun bir ara dermanı kesildi ve hareketleri yavaşlarken, sesinin tonu da alçalmaya başladı. Herkes anladı ki çavuş boşalıyordu. Ondan boşalan yeri hemen sıradaki asker doldurdu. Biliyorsunuz ictimada erat boy sırasına göre dizilir, en önde uzunlar vardır. Çavuş ne düşündüyse bilmiyorum muameleyi tersten başlatmış, kısa boyluları öne almıştı. Belki uzun boyluların yaraklarının da daha büyük olacağını düşünmüş ve böyle bir sıralama yapmış olabilir diye düşündüm. Taburda 250 civarında asker vardı. Zamandan kazanmak için herkes soyunuk vaziyette sıraya girmiş bekliyordu. Aman Allahım 250 çeşit yarak.. Kısası, uzunu, boduru, incesi, kalını, kabuklusu, kabuksuzu, damarlısı, kertiklisi.. ne büyük bir ziyafetti bu karım için. Bakalım bir tabur askerin üstünden geçmesinden sonra ohh yarağa doydum diyecek miydi. Bu heyecanın, bu köe2busun, ya da adı her neyse bu olayın bitmesi için herkesin işini yapması gerekiyordu. Sırası gelip bütün gücüyle yarağını karımın amına sokan sonra da büyük bir iştahla tohumlarını onun kadınlık torbasına dolduran her asker, sayıyı bir tane azaltıyordu. İlk üç beş tanesini ben de merakla heyecanla izledim. Sonra sonra artık benim için sıradan olmaya başladı. Ne yaraklar vardı görecektiniz. Hiç ummadığınız şekilde küçücük boyu olan askerlerde top gibi, buna karşılık deve gibi heriflerde kurşun kalem gibi sikler vardı. Artık döl yatağı menilerle dolup taştığı için giriş çıkışlar çok kolay oluyor, bu heyecanla sıcak ve ıslak bir deliğe giren sikler fazla dayanamayıp kusarak gidiyorlardı. Doğrusu bir yerden sonra ben bunun zevkten çok iğrenç bir duygu uyandırdığını düşünmeye başladım. Tabii ki benim için. Sıradan yaraklarda pek sesi soluğu çıkmayan karım, uzun ve kalın yarakların tadını aldıkça nnaaaaahhhh şeklinde bir ses çıkarıp mutluluğunu dile getirmeyi ihmal etmiyordu. Bu arada başında dikilen herif te bir kaç kere ağzına boşalmayı ihmal etmemişti tabii. Altta ki garibimin ne yaptığını doğrusu bilmiyorum. Onu herkes unutmuş kimse farketmiyordu zaten. Ama o da eminim bir kaç kere karımın götünü tohumlarıyla sulamıştı. Biraz sonra yan tarafta ikinci bir kuyruk oluşmuştu. Bir kere sikişenler yeniden kendilerine gelip yarakları kabarınca ikinci seans için kuyruğu girmişlerdi. Çavuşu çağırıp bu kuyruğu hemen dağıtmasını, işini bitirenin hamamlara gidip bir an evvel temizlenmesini istedim. Zaman olarak bir kere buna imkanımız yoktu. Yani zaman olsa demek bir kere daha taburun karımın üstünden geçmesine izin verecektim. Yuh pezevenk dedim kendi kendime.. Çavuşa sıkıca tembihleyip bir an evvel işimizi bitirmemiz gerektiğini, kimsenin bu geceden kimseye bahsetmemesini ve salonu hiçbir şey olmamış gibi sabaha temizlenmesini istedim. Çavuşun tek ricası son olarak bir kere daha yine kendisinin sikişiyle törene son verilmesiydi. Onu da çaresiz kabul etttim. 150 kişiyi geçmiştik. yaklaşık 4 saattir süren bir sikiş faslı bütün hızıyla devam ediyordu. Adam başı ortalama yaklaşık 1,5-2 dakika düşmesine rağmen gerçek daha farklıydı. Bu ortalamada sikişenlerin sayısı üçte bir kadardı. Diğer üçte birin bir kısmı girer girmez patlıyor, çoğu bir iki gidip gelmede boşalıyor, bir kısmı ise giremeden menilerini dışarı akıtıyordu. Son bölümdekiler doğrusu bayağı iyiydi. Tabii saat tutup bakmadım ama dakikalarca dizel motoru gibi gidip gelen süper herifler vardı. Tabi bunlar karımın da gözdeleriydi. Artık 5-10 kişi kalmıştı. Salonu ekşi bir am ve tohum kokusu sarmıştı. Karımın amından ve götünden güçsüz bir pınarın suyu gibi sürekli yere sızan meniler altta adeta bir gölcük oluşturmuştu. Yani bu haliyle ben olsam sanki hakkımdan ve sıramdan vazgeçer böyle iğrenç bir manzara karşısında sikimi bile kaldıramazdım diye düşündüm ama, abaza askerler için durum pek öyle değildi. Herkes tam performans göstererek sonuna kadar görevini yaptı ve son askerin yarağı da karımın amından çıktığında sanki üstümden bir yük kalkmış gibi kendimi hafiflemiş hissettim. Bizim çavuşu unutmuştum ama o yapacağını unutmamıştı tabii. Altta canı çıkan herifi de kaldırıp attıktan sonra çavuş karımın üstüne çıktı. Eline aldığı bir bezli karımın amını götünü bir güzel temizledi, kuruladı, kendisi için adeta özenle hazırladı. Bir tabur askerin karımı sikmesine bu kadar bozulmamıştım da bu bana biraz ağır geldi. Dudaklarımı ısırarak kendime hakim olmaya çalıştım. Eliyle düzeltip yarağını bir güzel geçirdi. Hani siki de hem kalın hem uzuncaydı. Ohhh diye inledi karım son kez. çok mu hoşuna gitmişti, bitti diye mi sevinmişti onu da bilmiyorum. Yavaş yavaş karımın içinde gidip gelmeye başlarken bir de eğilip dudaklarından öpmeye kalkmasın mı? Bu beni iyice çıldırttı. Karım da sanki bunu bekliyor ve istiyormuş gibi öyle bir karşılk verdi ki, şimdi sanki porno gösterilerin yapıldığı bir barın sahnesiydi burası. Etrafta seyirciler çoğalmaya başladı. Karımla çavuş tam bir gösteri yaparcasına sevişiyorlar, sevişiyorlar ve zaman zaman da durup sikişiyorlardı. Bana zaman çok uzun gelmişti ama ertesi gün gerçekten de bu unutulmaz öe2nın yarım saat sürdüğü gibi dedikodular duymuştum. İkisi de hakkını vererek geceye son noktayı koydular. İnlemeler arasında öyle boşalışları vardı ki, sanki seyredenlere işte böyle sevişilir, işte böyle sikişilir diye ders veriyorlardı

londradan misafirler – 8

londradan misafirler – 8
“Nasıl ama yakaldık sizi öyle sopa gibi önünüzde dimdik gezerseniz böyle köpek balıkları saldırır işte” deyip ellerinde tuttukları yarrakları bırakmadan “hadi gelin bakalım şimdi, elimizdesiniz”

deyip havuzun derin olmayan yerine doğru çekiştirdiler adamları. Havuzun yan kenarına yerleştirilmiş olan merdivene geldiklerinde Nil önde Altan beyi, Nur da arkalarında Allan’ı çekiştiriyordu. Karım arkasına bile bakmadan sol eli patronumun önündeki yarrağı sıkıca kavramış bir şekilde basamakları çıkmaya başladı. Altan Bey hem gülüyor hem de basamakları hızla çıkan Nil’in sikini çekiştirmesi yüzünden komik bir şekilde hareket ederek onu takip etmeye çalışıyordu. Karım kahkahalar atıyor, ıslıklar çalıyor, zafer işaretleri yapıyordu. Görüntü gerçekten çok eğlenceli idi. Sanki havuzda iki büyük balık yakalamışlar onları karaya çekiyorlardı. Allan’la ben de bu manzarayı gülerek seyrediyorduk. Dördüde havuzun kenarına çıkınca kızlar işi iyice şamataya vurup ellerinde sıkıca tuttuklkarı aletleri bırakmadan koşmaya başladılar.

’’Hadi bakalım sert çocuklar, görelim ne kadar sertsiniz, hahahahah”

diye bastı kahkahayı Nil, kendi önde ve Altan bey arkasında havuzun etrafında koşmaya başladılar. Tabiki Nur’da kendisini takip ederek Allan’ı çekiştiriyordu. Zavallı adamlar canları yandığından yalpalaya yalpalaya kızların arkasından sürükleniyorlardı. Nil önde Nur arkada neşeli bir şekilde koşar adımlarla havuzun çevresini turlayıp yanımıza kadar geldiler. Hepimiz çok eğleniyorduk. Karımın şeytanca oyunu ortalığı kahkahadan kırıp geçirmişti.

’’Sizi gidi üçkağıtçılar siziiii…şike yapıp bizi yıldırmaya çalıştınız değil mi ? Hııııımmm, görelim bakalım ne kadar sertsiniz. Kalkın bakayım sizde ayağa, dizilin şöyle yan yana …’’

diyerek ard arda komutlar veriyordu Nil. Sonunda ikisi önümüzde yanyana diz çökerek oturdular ve bizler de çevrelerinde yarım bir daire oluşturup yan yana dizildik. Anlaşılan kızlar, saatler geçmesine rağmen hala dimdik olan yarraklarımıza ciddi bir şekilde dayanıklılık testi uygulayacaklardı. John ve Altan Bey karımın önüne isabet eden bir yerde duruyorlardı, Allan ve bense Nur’un önündeydik.

“Hadi bakalım kim önce boşalacak görelim, heheheh” diye gevrek gevrek güldü Nur.”Evet önce boşalana ödül vereceğiz ona göre” diye tamamladı Nil

Vakit kaybetmeden birer elleriyle kavradıkları yarraklarımızı sırayla ağızlarına sokup çıkarmaya başladılar. Birimizin siki ağızlarında iken diğerinide avuçlarıyla pompalamaya devam ederiyorlar adeta bir mastürbatör görevi yapıyorlardı. Biz de keyfili bir şaşkınlık içerisinde biribirimize bakıp

“Nooldu bunlara yaaaawww, demin yorgunluktan bittik, yeter artık diyorlardı”

gibi yorumlarla biribirimize sorup duruyorduk. Artık yaptığımız şikenin saklanır bir tarafı kalmamıştı. Olay apaçık meydandaydı. Neredeyse 3 saattir devamlı aletlerimiz dimdik tuttuğumuzu beceriyorduk. Şu şansa bak dedim kendi kendime, eşleşme anında baldızımın önüne düşmüştüm, karımın bana fena halde kızacğını sanırken bu tamamen sürpriz olmuştu bana. Ama yine aynı heyecanı duymaya başlamıştım, karnımda kelebekler uçuşuyor, kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Nur’un etli dudakları kaya gibi sertleşmiş olan sikimi sardığı zaman, hafifçe ”ohhhh!!!” diye inlememe sebep olmuştu. Gözlerim yarı kapalı, kendimden geçer gibiydim. Hırsla ağzına sokup çıkartırken dibinden sıkıca kavramış, başını iyice şişirmişti yarrağımın. Sanki somuruyordu yarrağımı, tüm hıncını ondan çıkartmak ister gibiydi. Homurtulu bir şekilde haşince hareket ettiriyordu başını ileri geri. Bir ara gözlerimi açıp başını öne eğdim ve bana içinde şimşekler çakarak bakan o badem gözleri yakaladım. Kızgınlıkla şehvet karışımı müstehzi bir ifade vardı yüzünde, bende ona küçük bir gülümseme ile karşılık verdim. Allan hayretle bizi seyrediyordu, ama Nur’un diğer eli aynı anda onun yarrağını öyle sıkı bir şekilde pompalıyordu ki zavallının gözleri Garfield gibi yarı baygın bakıyordu. Yan tarafımızda da durum farklı değildi. Karımda Altan beyden hırsını almaya çalışıyor, onun siki ağzında iken kafasını yukarı kaldırmış gözlerini ona dikmişti. Bir ara göz göze geldiklerini hissettim ki tam o anda Nil adamın yarrağına dişlerini geçiriverdi.

“Ahhh….. heeeyyy ne yapıyorsun, koparacaksın yahu, daha lazım o bana, lütfen kibar davran yarrağıma”

diyerek güldü Altan bey. Bizlerde katılmıştık bu gülümseme dalgasına. Karım diğer eliylede John’un sünnetsiz sikini hızla pompalıyordu. İşte sünnet derisinin tek işe yaradığı yerde bu olmalıydı. Masturbasyon esnasında baş kısmınıda içine alacak şekilde uzadığı için daha etkili bir sürtünme oluşturuyor, baş kısmının altında toplanan tüm sinir uçlarını yumuşak bir dokunuşla uyarıyordu. Bu uyarılma işlemi tüm hızıyla yer değiştirerek dakikalarca devam etti. Nur ve Nil Bazen aynı anda iki aleti birden ağızlarına almaya çalışıyorlardı, ortaya çıkan komik manzaraya da hep berber gülüyorduk. Kızların ağızlarında tükürük kalmamış çeneleri artık ağrımaya başlamıştı oral seks yapmaktan. Yarım saate yakın bir zaman geçmişti ki karım ve baldızım, önümüzdeki yarrakları dizleri üzerinde durarak uyarmaya çalışıyorlardı. Sancıyan dizkapaklarını birer bier değiştirip çökme pozisyonunda dinlendiriyorlardı. Bizlerde hala boşalma sinyali veren yoktu. Sikim, üzerinde uygulanan basınç ve sürtünmeden artık mosmor olmuştu, iyice şişmiş, sancımaya başlamıştı. Baş kısmını kaplayan deri zar kadar ince olduğundan tahriş olmaya başlamış canımı yakıyordu. Kendimi geriye çekmeye, baldızımın elinden kurtulmaya çabalıyordum. Aslında durum hepimiz için aynıydı. Acı ifadesi kaplamıştı yüzlerimizi, “ahhhh..lar ufff..” lar arasında kıvranmaya başlamıştık. Kızlar bu halimizi görünce

“yaaaa…hadi bakalım VIAGRACILAR, noooldu, sizeee. İyi oluyor diimi böyle, hehehe…”

diye bizimle dalga geçmeye devam ettiler. Nur’da karım gibi, avuçlarının içindeki yarrakları iyice sıkıyor adeta intikam alıyordu. Yüzlerimiz kıpkırmızı olmuştu, zorlanmaktan ense köküme kramp girmek üzereydi nerdeyse. Hala hiçbirimiz yiğitliğe leke sürdürmemiş, kaçmaya yeltenmeyip, bir ümit orgazm olalım diye içimizden dua ediyorduk. Ama çöllerin yağmur duası ne kadar kabul olursa bizimkilerde aynı durumdaydı. Altan Bey sonuda

“Kızlar biz ettik siz etmeyin, noolur acıyın bize”

deyince karım ve Nur biribirlerine bakarak aynı anda ”HAVUUUZ!!!” diye bağırdılar. Biz daha ne olduğunu anlayamadan, ikiside ayağa kalkıp ellerini yarraklarımızdan ayırmadan, hatta daha da sıkıca kavrayarak, bizi kenarında bulunduğumuz havuza doğru çekiştirmeye başladılar. Sonrada bizi savunmasız bir şekilde yakalanmış olduğumuzdan kolayca havuzun serin sularına savurdular. Bu onların intikamıydı. Çok keyif almışlar, iki büklüm olmuş katıla katıla gülüyorlar halimizle alay ediyorlardı. Bu kahkaha fırtınasına suyun üzerine çıktığımızda bizde katılıdık. Aslında masturbasyondan birer kor demir haline gelmiş yarraklarımız için bu suya atılma olayı iyide gelmişti yani. Vücut hararetlerimizde oldukça yüksek olduğundan nerdeyse dumanlar çıkıyordu üzerimizden. Biraz dalıp çıkarak iyice serinlemiş ve rahatlatmıştık kendimizi. Kızlar gecenin ilerleyen saatinde hava serinlediği için havuzdan çıkarken üşümeyelim diye bize havlular getirmişlerdi.

Teker teker bu havlulalara dolanıp kurulandık. Havuzlu avluya bakan salonun ortasında alçak bir platformda yer alan şömineli bölüme geçip birer içki almak fikri hepimizce benimsenmişti. Geniş krem rengi koltuklardan oluşan oturma grubu çevreliyordu üç bir yanını şöminenin. Üzerlerinde son derece yumuşak kocaman yastıklar da vardı. Yan gelip dinlenmek için ideal bir mekândı burası ve gecenin bu saatinde çok iyi gelmişti bize. Hepimiz kendimize uygun bir yer seçtik uzanmak için, karım ve Altan bey de buz dolabindan içki almak üzere birlikte mutfak bölümüne geçtiler. Serin su kan dolaşımımızı normale döndürmüştü.

Şöminede hafif çıtırtılarla yanan odunların sesi ve çıkardığı mis gibi koku da mestetmişti bizi. İçimiz geçiyordu koltukların üzerinde kaykıldıkça, kabuğuna çekilen kaplumbağalara benziyorduk.John ve Allan Nur’u aralarına almışlar ikisininde kafaları kızın birer omuzunda gözleri yarı kapalı sanki uyumak için annesinden ninni bekleyen çocuklar gibiydiler. Bende hemen karşılarındaki koltukta uzanmış onları seyrediyordum. Nur ellerini iki yanında yatan misafirlerin göğsüne uzatmış kıllarıyla oynuyordu. O hala çırılçıplaktı, pardon üzerinde aşk elbisesi vardı sadece ve bu da ona çok yakışıyordu.

Karım ve Altan Bey ellerinde birer tepsi ile geri döndüler birazdan. Tepsilerde iyice soğutulmuş koca bir şişe Dom Perignon şampanya, bardaklar ve egzotik meyvelerden oluşan dev bir tabak vardı. Sevinç nidaları ve alkışlarla karşıladık onları. Birden iştahımız kabarmıştı meyveleri görünce. Muzlar, Ananas, Kivi, Mango gibi tropikal meyveler ağzımızın suyunu akıtmıştı. Dom Perignona

“İşte damarlarımızda akan kanın ihtiyacı asil güç geldi” diye patlattım espriyi.

“Evet, dostlar, iyiki varsınız, en kötü günümüz böyle olsun”

diyerek kaldırdı kadehini Altan bey ve hepimiz ona karşılık vererek kadehleri kafamıza diktik. Farkında olmadan acayip susamıştık ve şampanyanın o mis kokulu köpüklü tadı ağzımızda yeni bir ferahlık estirmişti. Nil hemen dev tabağın içindeki meyveleri birer birer dağıtmaya başladı hepimize. O da hala çırılçıplaktı ve sanki giyinikmiş kadar da rahattı üstelik. Sehpaya eğildiğinde memeleri minik birer kavun gibi sallanıyor, kalçaları ise odun ateşinin vurmasıyla pembe pembe görünüyordu. Saçları ensesinde toplanmıştı bir tokayla. Hepimize ikram ettiği meyvelerle şakalar yapmaktanda geri kalmıyordu. Örneğin Nur’a uzattığı muzu ağzına oral seks yapıyormuş gibi sokmak, kivileri göğüslerinin üzerine yerleştirip oradan kaydırıp sunmak gibi.

Şampanya ise gecenin en mükemmel sürprizi gibi gözüküyordu şu anda. Kalitesinden dolayı kolayca yudumlanıyor, hızla tüketiliyordu. Meyveler kan şekerimizi yükseltmiş, yorgun bedenlerimize yeniden enerji katmıştı. Şöminenin karşısında Roma imparatorluğu zamanında resmedilen sefahat âlemlerini andıran bir topluluk olmuştuk. Adeta balık istifi, vücutlarımız temas halinde uzanmış bir elinde meyve diğer elinde de şampanya kadehi olan, çıplak insanlar kümesi oluşturmuştuk. Artık iyice rahatlamış salonun dayanılmaz erotik ambiyansı içerisinde kendimizden geçmiştik. Koca şampanya şişesi elden ele dolaşıyordu, sonunda şişeden içmeye başlamıştık. Ağır olduğu için bir diğer kişi şişenin altından kaldırararak yardımcı oluyordu içmeye.

Şakalar peşi şıra geliyor kahkalar tekrar yükselmeye başlıyordu. John derin bir solukta kafasında diktiği şampanya şişesinden irice bir yudum içtikten sonra, dizleri üzerinde kalkıp şişeyi sallamaya başladı. Ne yapacağını hepimiz anlamıştık. Formula 1 podyum seremonisindeki şampanya savaşını buraya taşımaktı niyeti sanırım. Şişeyi kime doğru çevirse çığlığı basıyor, kolları ile yüzünü saklamaya çalışıyordu. Bir kaç sahte denemeden sonra Nur’da karar kılmıştı. “ayyyyy,,,hayııııırr..yapma..” diye çığlığı atıp kollarını şişeye doğru uzatmış engellemeye çalışıyordu.John ise iyice köpürttüğü şampanya şişesini yangın söndürme tüpü gibi Nur’un vücuduna boşalttı. Fışkıran şampanya, Nur’un iri memelerinin üzerine, göbeğine ve bacak arasına büyük bir tazyikle çarpıyordu. Baldız sırılsıklam olmuştu. Allan da attı kendini fışkıran bu şampanya selinin altına, kafasını sokuyor, ağzını denk getirerek içmeye çalışıyordu kana kana.

Daha sonra karım Nil’e döndü şişenin ucu. Nil’de çığlıklar arasında kendini korumaya çalıştı ama şişeyi sağa sola sallıyarak püskürttüğü için John her seferinde istediği noktayı hedef alabiliyordu. Aynı baldız gibi karımda şampanya ile sırılsıklam olmuştu. Altan Bey bir anda Nil’in ayak bileklerinden yakalayıp bacaklarını geriye doğru havalandırırken aynı zamanda iki yana doğru iyice ayırdı. Karım iki büklüm geriye devrilmiş bacakları iyice ayrıldığı için amcığı tabak gibi ortaya çıkmıştı. John hedefi hemen algılayıp şişeyi iyice çalkaladı ve karımın amcığına oldukça yakın bir yerden şampanya ile doldurdu. Nil’in amından içeri köpürerek doluyor ve seller halinde dışarı taşıyordu şampanya. Kalçaların arasından süzülüp gidiyor, erotik bir süs çeşmesini andırıyordu karım. Allan ve ben de çekiştirirerek Nur’u karımın yanına taşıyıp onuda çığlıklar arasında bu şampanya banyosuna dâhil ettik. Kızlar şimdi saçlarının telinden tırnak uçlarına kadar şampanya ile yıkanmışlardı, vücutları şömine ateşinde parıl parıl parlıyordu.

Benim aklıma bir fikir gelmişti. Daha önce Nil’le uygulamak istediğim erotik bir resim çalışmasından aklıma gelmişti. Kızları ayak tabanları birbirine yapışık şekilde sırtüstü yere yatıracaktık. Bunun için önce yere minderlerden yüksekçe bir yatak yaptık. Sonra kızları üzerine yerleştirdik. İnce ince dilimlediğimiz meyvaları karım ve baldızımın vücutları üzerine ihtimamla yerleştirmeye başladık. Bir sanat eseri meydana getiremeyecektik ama ellerimiz heyacanla titreyerek yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyorduk. Meyveleri vücutlarının üzerine yerleştirirken çok gıdıklanıyorlar, kıkır kıkır gülüyorlardı. Aslında hepimiz iyice sarhoş olmuştuk ve de çok eğleniyorduk. Yuvarlak ananas dilimlerinin ortasını uçları dışarı cıkacak şekilde yerleştirdik memelerinin üzerlerine. Kivileride geniş dilimlerle kesip mangolarla birlikte çeşitli yerlere dağıttık. Venüs tepesine, göbek çukuruna, karın boşluklarına. Muzları ise yarım boy yapıp amcık dudaklarının arasına sıkıştırıyorduk. Bacakları da ihmal etmedik tabii. Altan Bey mutfaktan iki şişe sos getirmişti. Biri çikolata diğeride krema. Bunlarla da meyve aralarına şekilli süsler yapıp eserimize son şeklini verdik. Karşımızda ağzımızın suları akarak yemeğe hazırlandığımız canlı birer meyve tabağı vardı.

Aç kurtlar gibi atıldık kızların üzerlerine. Altan Bey yine karımın yanına geçmiş, John’da diğer yanındaydı, ben ve Allan ise baldızın iki tarafına yerleşmiştik. Bir anda hücum ettik bu harika meyve sepetine. Kimimiz ayaklardan başlayıp parmaklarını tek tek emiyor, kimimizde boyun kısmıdaki sosları dilimizin ucuyla yalıyorduk. Bense baldızın memelerinden gözümü ayıramadığım için önce oraya saldırdım. Ananas dilimlerini büyük bir iştahla yiyip, meme uçlarını deliler gibi emmeye başladım. Altan Bey Nil’in amcığından yükselen muzu bir hamlede yutmuş, altındaki çikolata sosunu da seri dil darbeleriyle temizlemeye çalışıyordu. Allan Nur’un, John’da karımın göbek çukurlarının içine yerleştirilmiş olan meyveleri ve çevrelerindeki çikolata krema karışımı sosları büyük bir dikkatle temizliyorlardı.

Kızlar üzerlerinde gezinen eller, dudaklar ve öldürücü dil darbeleriyle kendilerinden geçiyor zevkten titriyorlardı. Yarım saat içinde dev meyve tabağımızın üzerindeki her şeyi silip süpürmüştük. Sos çıplak tenlerine yer yer yapışmış, kurumuş ve lekeler bırakmıştı. Şişede kalan şampanyayı dikkatli bir şekilde yeniden kızların vücutlarına boca edip ellerimizle bir güzel temizledik. Arada bir kafaya da dikiyor özellikle kızların kendilerini daha iyi hissetmeleri için elimizden geleni yapıyorduk. Bu erotik meyve sunumu sırasında inanılmaz dercede tahrik olmuştuk. Hepimizin önündeki şişlik yeniden belirmiş, karım ve baldızım da arzulu öpücüklerle bize cevap vermeye başlamışlardı.

Saat gece yarısını geçeli epey olmuştu ama kimsenin enerjisinden en ufak bir eksilme yoktu henüz. Altan beyin aklına şeytanca bir oyun gelmişti. Yatak odasından iki adet eşarp geldi.

“Bunlarla kızların gözlerini bağlayacak ve bir oral teste tabii tutacağız. Dördümüz sırayla her birininin önüde dizilip yarraklarımızı ağzlarına sokacağız. Kızların doğru tahminleri diğeri ile bildikleri ise kendileri ile aynı anda ilişkiye girecek. Doğru tahminlerde eşitlik olursa erkekler kendi aralarında çöp çekerek beğendikleri kızı seçecekler. Sevişmeye biraz daha heyecan katabilmek için kızların gözlerinin bağlı kalamasını öneriyorum. Kabul edenler”

diye bir solukta anlattı herşeyi, tüm erkekler anında kabul ettiler tabiki, Nil’de Nur’a bakarak,

“Ehhh napalım, ne çıkarsa bahtımıza, değil mi kız. Doğru vallahi, bu eve gelin geldik artık, babasıda, oğluda sıradan…”

diye cevap verdi. Hiç bakit kaybetmeden karım ve baldızımın gözlerini sıkıca bağlayıp karşılıklı iki koltuğa oturttuk. Sonrada sıraya geçip birer birer onar saniyelik test sürelerimizi kullanmak üzere kızların önündeki yerimizi almaya başladık. İlk sırayı John aldı ve Nil’in önüne yerleşti. Önündeki yarrağı iyice sertleşmiş bir halde Nil’in dudaklarına temas edecek kadar yakın bir yerde durup bekledi. Kızların ellerini kullanmaları yasak olduğu için 10 saniye boyunca erkeklik organlarımıza sadece dudakları ile dokunabilir ve ağızlarına alarak tanımaya çalışabilirlerdi.

(hikaye tamamen kurgusal, gerçekle bir alakası yoktur)